(3402 S. K. m. 45) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, davanın reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında Talas, Kepez Köyü 3317 parsel sayılı 10.939 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit edilmiştir. Davacı Orman Yönetimi, orman sayılan yer olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine ve dava konusu parselin tespit gibi davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir.
Aynı gün Dairede incelemesi yapılan Kepez Köyü 3317, 3330, 3333 ve 3338 nolu parsellerin mahkemenin sırasıyla 1998/163, 172, 175 ve 152 sayılı dava dosyası ile dava konusu edildiği ve bu parsellerin 745.862 m2 yüzölçümlü olan ve mera niteliği ile tespiti yapılıp kesinleşen 3350 nolu parselin ortasında öbek öbek bulunduğu her parsel için iki ayrı keşif yapıldığı 1. keşifte taşınmazların eğiminin % 25-30 olup toprak muhafaza karakteri taşıdığı, mera niteliği ile tespiti yapılan 3350 nolu parselin çeşitli orman ağaçları ve mera bitkisi ile kaplı olduğu açıklandığı halde sonraki bilirkişi raporunda eğimin düşük gösterildiği, resmi belgelerin uygulanmasıyla orman sayılmadığı açıklanmış ve iki rapor arasında çelişki bulunduğu gözlenmiştir. Çelişkili rapora dayanılarak hüküm kurulamaz.
O halde orman savı ile dava açılan 3350 m2'lik mera parseli içinde ayrı ayrı konumlarda bulunan 3317, 3330, 3333 ve 3338 nolu parsellere ait ve yine aynı konumda dava konusu edilen komşu ya da yakın komşu parseller varsa biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği ve küçük parsel bazında uygulama yapılarak sonuca ulaşılamayacağı gözönünde bulundurularak öncelikle HYUY.'nın 45. maddesi uyarınca bu parsellerin dava dosyaları birleştirilmesi, orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.7.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde, orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 1.6.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.3.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.6.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş tahdit söz konusu olmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, çekişmeli taşınmazın memleket haritasına göre, konumu saptanıp; bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilip, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 28.03.2002 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy