(3533 S. K. m. 4) (6831 S. K. m. 11) (2859 S. K. m. 4)
Dava: Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten Sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, yörede 1959 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sırasında Y.... Köyü 547 numaralı parselin orman sınırı dışında olduğu halde, 7.3.1996 tarihinde ilan edilen ve kesinleşen aplikasyon ve (2/B madde) uygulaması sonucu hatalı işlemle tamamının orman alanı içinde bırakıldığını belirtilerek işlemin iptalini istemiştir. Mahkemece kadastronun kesinleşmesi ve uyuşmazlığın da kamu kurumları arasında olması nedeniyle, davaya bakma görevinin hakeme ait olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapuya dayalı olarak on yıllık süre içinde açılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına itiraz niteliğindedir.
Dava konusu taşınmaz, davacı kurum tarafından Orhaneli Termik Santralinin yapımı amacı ite kamulaştırılan saha içinde bulunmaktadır. Orman Yönetimi tarafından davacı kurum aleyhine Orhaneli Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2000/162 E. sayılı dava dosyasında; tapunun iptali ve taşınmazın orman olduğunun tespiti istenmiş, ancak dava sırasında, adı geçen mahkeme tarafından, davacı şirkete, orman kadastrosuna itiraz davası açması için süre verilmesi üzerine temyize konu bu dava açılmıştır.
Davacı ve davalı, 3533 sayılı Yasanın 4. maddesinde belirtilen kurumlardan da olsa zorunlu tahkim usulüyle görülecek davada, taşınmazın nitelik ve mülkiyetinin hangi kuruma ait olduğu belirlenecektir. Somut olayda; davanın açılmasından önce yörede yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile taşınmazın niteliği ve mülkiyetinin hangi kuruma ait olduğu belirlendiğine göre, davaya genel mahkemede bakılarak dava konusu taşınmazın orman sınırı içinde kalıp kalmadığı, kesinleşen orman kadastro harita ve tutanakları uygulamak suretiyle uyuşmazlığın esasının çözümlenmesi gerekeceğinden hakem mahkemesince halledilecek bir konu bulunmamaktadır.
3373 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 11/1 maddesi ile "orman kadastrosunun altı aylık ilanının bitimi tarihinden sonra başlamak üzere; tapulu taşınmazlarda tapu sahiplerinin 10 yıllık hak düşürücü süre içinde orman kadastrosuna itiraz edilebileceği" hükmü getirilmiştir. Bu hükmün 3373 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 25.5.1987 tarihinden sonra yapılan orman kadastro işlemlerinde uygulanması gerekir. Çünkü, daha önceki yasalar döneminde yapılan işlemlere 3373 sayılı Yasa ile getirilen 10 yıllık sürenin uygulanacağı konusunda bu yasada herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.
6831 sayılı Yasa ve bu yasa hükümleri uyarınca çıkartılan yönetmelik hükümlerine göre yapılan aplikasyon işlemi 2859 sayılı Yasada belirtilen arazi kadastrosunda yapılan paftaların yenilenmesi işlemine benzer niteliktedir.
2859 sayılı Yasanın 4. maddesi "Yenileme yalnız teknik çalışmaları kapsar. Tapu siciline geçmiş veya geçmemiş mülkiyet ve mülkiyete ilişkin haklar, inceleme konusu yapılamaz" hükmünü içermektedir.
Yine 6831 sayılı Yasanın 7/son maddesi hükmüne göre çıkartılan ve 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Orman Kadastrosu ve 2/B maddesinin.Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin 8/d maddesi de "Orman Kadastro Komisyonları; daha önce tahdidi veya orman kadastrosu yapılan, fakat ölçüm ve haritalama bakımından günün tekniğine uymayan, uygulamada güçlük çekilen köy ve belde sınırları içinde kalan orman sınır hatlarının tamamının merkezden izin almak şartıyla aplikesini yapmak, aplikasyon tutanaklarını usulüne göre tutmak, haritalarını tekniğine uygun olarak yapmak... ile görevlidir" şeklindedir.
Açıklanan bu hükümlerden, Orman kadastrosunda yapılan aplikasyon işlemi sırasında (2896 ve 3302 sayılı Yasaların yürürlüğü döneminde kadastro komisyonlarına aplikasyon işlemi ile birlikte herhangi bir nedenle dışta kalmış ormanların da kadastrosunun yapılması yetkisi verilmesi durumu hariç olmak üzere) kesinleşen ilk tahdit sınırlarında herhangi bir değişiklik yapılamaz sonucuna ulaşılır.
Somut olayda; davacı idare, yörede 1959 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sırasında dava konusu taşınmazın orman sınırları dışında bırakılmış olduğu halde 7.3.1996 tarihinde ilan edilen ve tapusuz taşınmazlar yönünden kesinleşen, ancak tapulu taşınmazlar yönünden kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B madde uygulanması sonucu orman sınırları içine alındığını, bu nedenle işlemin iptalini dava ettiğine göre, davaya bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesine aittir.
Bu olgular gözönünde bulundurulmadan, tarafların 3533 sayılı Yasada sayılan kurumlardan olması nedeniyle uyuşmazlığın hakemde görülmesi gerektiği gerekçesiyle davanın görev yönünden red edilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı kurumun temyiz İtirazları yerinde görülüp, kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 24.10.2002 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy