(2942 S. K. m. 11, 12, 19) (3402 S. K. m. 19) (4721 S. K. m. 713)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine ve DSİ Genel Müdürlüğü tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Şenova Köyünde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece tescile yönelik davanın reddine, taşınmazdaki mütemmim cüzlerin davacıya aidiyetinin tespitine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ve DSİ Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise, 1987 yılında yapılmış ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmemiştir.
1. Orman yönetiminin temyizi yönünden;
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşımazın resmi belgelerin uygulanması sonucu orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına göre, orman yönetiminin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. Davalı Hazine ve DSİ Genel Müdürlüğünün temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece, çekişmeli taşınmazın bulunduğu Gündoğdu Köyünde kadastro tespitinin yapılıp kesinleştiği, 1984 yılından dava tarihine kadar 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin geçmediği, dolayısıyla bu yolla taşınmaz edinme koşullarının davacılar yararına oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine, ancak 19.03.1999 tarihli keşif sonucu alınan bilirkişi raporuna göre taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların zilyetliklerinin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Dava, bu haliyle bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitine ilişkindir. Tespit davaları H.Y.U.Y'da açıkça düzenlenmemişse de bazı özel yasalarımızda tespit davalarının açılabileceğini öngören yasa hükümleri vardır. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür. Hukuki ilişki ve hukuki yarar koşulları oluşmuşsa tespit davası açılabilir. Tespit davası sonucu alınan karar kesin hüküm etkisi doğurursa da, icraya konulamaz.
Şunu da belirtmek gerekir ki; eda davası sonucu verilen hüküm ile aynı zamanda hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı da tespit edileceğinden eda davası açılma olanağı bulunan hallerde tespit davası açılamaz. Yani, tespit davası ile istenen hukuki koruma, eda davası ile tamamen elde edilebilecekse, o zaman davacının ayrı bir tespit davası açmakta hukuki yararı olamaz ( Prof. Dr. B Kuru, Hukuk Usulü 2001, baskı C. II, s. 1409-1448 ).
2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 19/12. maddesinde "...Başkası adına tapulu, sahipsiz ve zilyedi tarafından iktisap edilmemiş yerin kamulaştırılmasında, bina ve ağaçların 11 ve 12. maddeleri uyarınca takdir olunan bedeli zilyedine ödenir..." Yine 3402 sayılı Kadastro Yasasının 19/2. maddesinde "Taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise, bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilir" hükümleri bulunmaktadır.
Somut olayda; çekişmeli taşınmazın baraj gölü kamulaştırma sahası içinde kaldığı, davacının zilyetlik süresinin 20 yıla ulaşmaması nedeniyle taşınmazın mülkiyetini kazanamadığı, ancak taşınmaz üzerinde kendisi tarafından meydana getirilen muhdesat bulunduğu anlaşılmaktadır. İşte bunların kendisine ait olduğunun tespit edilmesi halinde, ileride açacağı eda davası sonucu 2942 Sayılı Yasanın 19/12. maddesi gereğince bedelinin kendisine ödenmesini sağlayacaktır. Ziraat mühendisi bilirkişinin 18.5. 1999 tarihli raporunda ( A ) işaretli bölümün kapama bağ, ( B ) işaretli bölümün ise, tarla niteliğinde olduğu açıklanmış, ancak taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın cinsi ve ihdas tarihi belirtilmediği gibi mahkeme de bu konuda başka bir araştırma yapmadan hüküm kurmuştur. Dava konusu taşınmaz baraj gölü kamulaştırma sahasında kaldığına göre, kamulaştırma tarihinden önce meydana getirilen muhdesatların tespitini istemede davacı kişilerin hukuki yararı bulunmaktadır. O halde, mahkemece yapılması gereken iş, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın cinsi, ihdas tarihi ( ağaç veya bağ ise yaşı ve sayısı; bina ise, inşaatın niteliği ) bilirkişi ve tanıklardan sorulup, ziraat ya da inşaat mühendisine de tespit ettirmek suretiyle belirlenip bunların davacılara ait olup olmadığı konusunda niteliği de kararda gösterilerek tespit kararı vermekten ibarettir.
Sonuç: 1. Davacı orman yönetiminin birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Davalı DSİ Genel Müdürlüğü ile davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde DSİ Genel Müdürlüğüne iadesine, 24.6.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy