(6831 S. K. m. 2, 2/B, 11) (3402 S. K. m. 22, 45)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespite itiraz davasından dolayı Yerel Mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 01.07.2002 gün ve 2002/5267-6428 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiş, süresi içinde dahili davalı Hazine ile müdahil gerçek kişiler tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında Ümraniye-Sultançiftliği Köyü 186 parsel sayılı 13875 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesiz zilyetlik nedeniyle davalı gerçek kişiler adına tespit edilmiştir. Davacı Orman Yönetimi, davaya konu taşınmazın orman sınırı içinde olduğu savıyla, davacı ve müdahil gerçek kişiler taşınmazın tapulu malikleri oldukları savıyla dava açmışlar; davaya katılan Hazine, taşınmazın Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile dava konusu 186 parselin krokide ( B ) ile işaretli 8991,88 m2 bölümünün orman tahdidi içinde kaldığından kayıt ve belgelerinin Kadastro Kanununun 22/son maddesi gereğince tapu kütüğüne olduğu gibi aktarılmasına, ( F ) ile işaretli 4883,12 m2 kısmının davalılar adına tesciline, gerçek kişilerin davasının feragat nedeniyle, müdahillerin davasının esastan reddine karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi, Hazine ve müdahiller Muammer Yaşar Gündüz ve arkadaşlarının temyizi üzerine Dairece onanmıştır. Bu kez, müdahiller Muammer Yaşar Gündüz ve arkadaşları ile Hazine tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir.
A ) Müdahiller Muammer Yaşar Gündüz ve arkadaşlarının karar düzeltme dilekçesinde değindikleri hususlar temyiz aşamasında da ileri sürülmüştür. Dairemizin kararı bu konulara cevap teşkil edecek nitelikte olduğu gibi, usul ve yasaya uygun olduğundan karar düzeltme istemlerinin reddi gerekmiştir.
B ) Hazinenin karar düzeltme istemlerine gelince:
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 3116 sayılı Yasaya göre 1938 yılında yapılarak kesinleşen orman tahdidi ile tespit tarihinden sonra 1744 Sayılı Yasaya göre yapılıp 14.05.1976 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 2. madde uygulaması ile daha sonra 3302 sayılı Yasaya göre yapılıp 27.02.1989 tarihinde ilan edilen ve eldeki dava nedeniyle kesinleşmeyen 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Tespit ve dava tarihinden sonra yapılan aplikasyon, 2. madde ve 2/B madde uygulamaları eldeki dava nedeniyle kesinleşmediğinden dava kadastro tespitine itiraz davası olmasının yanı sıra 6831 sayılı Yasanın 2. ve 2/B madde uygulamasına itiraz davasıdır. 6831 sayılı Yasanın 11. maddesi uyarınca Orman Bakanlığı ( Hazine ) bu davanın yasal hasımı konumunda olup yargılamanın aşamalarında hak talebiyle davaya asli müdahil olmasına gerek olmaksızın mahkemece re'sen davaya katılması ve kesinleşmeyen çalışmaların Hazine yönünden de araştırılıp incelenmesi ve bir sonuca ulaşılması gerekmektedir. O halde; Dairenin, Hazinenin davaya aktif katılımı bulunmadığı gerekçesiyle temyiz itirazlarının reddine ilişkin 01.07.2002 günlü kararı yanılgıya dayalıdır ve bu nedenle Hazinenin karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.
1- Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki:
Dosya içeriğinden, tahdidin 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmaya göre kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, sınır dışında kalan taşınmazın orman olup olmadığı ve hukuki durumu kesinleşmiş tahdit haritasının uygulanmasıyla çözümlenemez. Zira, 3116 sayılı Yasa sadece devlet ormanlarım belirlemiş olup bu yasaya göre 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşup kesinleşen tahdit haritaları, sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz kalır. Bu şekildeki taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 4785 sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirilmiştir. Devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Davaya konu taşınmazın kadastro tespiti belgesiz zilyetlik nedenine dayalı olarak davalı gerçek kişiler adına yapılmış, yargılama aşamalarında ise, davalı gerçek kişiler tapuya dayanmamışlardır. Evveliyatı orman olan bir taşınmazın üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi zilyetlik süresi ne olursa olsun özel mülkiyete konu olamaz. Karara dayanak alınan 10.06.1998 tarihli uzman bilirkişi raporunda 1938 yılında kesinleşen orman tahdidi dışında kalan bölümün evveliyatında orman olup olmadığı saptanmadığı gibi, rapora ekli krokide de çekişmeli taşınmazın yalnızca orman kadastro haritasına göre konumu belirlenmiştir. Taşınmazın eski tarihli resmi belgelerdeki konumu hakkında bilgi verilmemiştir. Mahkemece, 4785 sayılı Yasanın yürürlüğünden önce 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre 1938 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro haritasına göre 186 parselin orman sınırı dışında kaldığı saptanan 4883.12 m2 bölümünün orman olup olmadığı ve hukuki durumunun öncesi itibariyle araştırılması zorunludur.
O halde; Mahkemece eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip önceki bilirkişiler dışında; bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte uygulanmak suretiyle; çekişmeli taşınmazın, bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K. : 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp 3116 sayılı Yasaya göre 1938 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi dışında kalan taşınmazın memleket haritasına göre, konumu saptanıp bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içiren, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilip bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; eski tarihli resmi belgelerde orman olduğunun saptanması halinde özel mülkiyete konu olamayacağı gözetilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
2- Kabule göre ise, orman olduğu saptanan taşınmazın 6831 sayılı Yasanın 11. maddesi uyarınca orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, hüküm yerinde "...kayıt ve belgelerin Kadastro Kanununun 22/son maddesi gereğince tapu kütüğüne olduğu gibi aktarılmasına" denilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: 1- Yukarıda ( A ) bendinde açıklanan nedenlerle ve HYUY'nın 440. maddesindeki yazılı hallerden hiçbirine uymayan müdahiller Muammer Yaşar Gündüz ve arkadaşlarının karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı yasanın 442. maddesi uyarınca 111.405.000.- TL. para cezasının düzeltme isteyenlerden alınmasına,
2- ( B ) bendinde açıklanan nedenlerle; Hazinenin karar düzeltme isteminin kabulüne, Dairenin 01.07.2002 gün ve 2002/5267-6428 E.K. sayılı onama kararının kaldırılmasına, yerel Mahkeme hükmünün BOZULMASINA, 19.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy