(6831 S. K. m. 1, 17) (3402 S. K. m. 4)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar orman yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında Yenimahalle Beldesi 302 ada 16 parsel sayılı 128.459 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden orman niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar ayrı ayrı tapu kaydı ve miras yoluyla gelen zilyetliğe dayanarak adlarına tescili iddiasıyla dava açmışlardır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne ve dava konusu parselin fen bilirkişi krokisinde D= 1039.70 m2, B= 2355.84 m2, A= 2036.83 m2, C= 2036.83 m2 yerlerin davacılar adına payları oranında tapuya tesciline, krokide ( E ) ve ( F ) ile gösterilen kısımlara ilişkin talebin reddine, geriye kalan kısmın tespit gibi orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar orman yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı içinde bırakılmıştır.
3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılan orman kadastrosunda 305 ada 33 parsel ve 302 ada 16 parsel bir bütün halinde orman olarak sınırlandırılmıştır. Ancak, kadastro sırasında iki parsel arasından geçen dere nedeniyle orman parseli ikiye bölünmüştür. 302 ada 16 numaralı orman parselinin ( A ), ( B ), ( C ), ( D ), ( E ), ( F ) bölümleri ve 305 ada 33 numaralı parselin ( G ) işaretli bölümleri hakkında ayrı ayrı esaslara kaydedilen davalar açılmış, keşifler ayn ayrı yapıldıktan sonra 302 ada 16 parsel hakkında açılan davalar birleştirilmiş ve ( D ), ( F ), ( E ) bölümlerin orman olması nedeniyle kişilerin açtığı davalar reddedilmiş; ( A ), ( B ), ( C ) bölümler hakkındaki kişilerin davaları da kabul edilmiştir. 305 ada 33 parsel hakkındaki açılan davanın akıbeti belli değildir. Bu dava dosyalarının keşfi aynı gün yapılmış, orman yüksek mühendisi İlyas tarafından düzenlenen raporlarda 302 ada 16 numaralı parselin ( A ), ( B ) işaretli bölümlerinin orman sayılmayan, ( C ), ( D ), ( E ), ( F ) işaretli bölümlerinin orman sayılan yerlerden olduğu açıklanmış; ancak, aynı bilirkişinin ( C ) işaretli bölüm hakkında 3.6.2002 tarihli ek raporunda orman ağaçlarının meyve ağaçlarına göre daha az olduğu ve meyve ağaçlarının yaşlarının daha büyük olduğu gerekçesiyle bu yerlerin de orman sayılmayacağı biçiminde ilk raporuyla çelişir biçimde açıklamalarda bulunmuştur. Bilirkişi raporu bu haliyle yetersiz olduğu gibi tapu uygulaması da gereği gibi yapılmamıştır.
Bu nedenlerle çekişmeli 302 ada 16 parselle bir bütün halinde orman olarak sınırlandırılan 305 ada 33 numaralı parsel de dava konusu olduğu anlaşıldığından HYUY'nın 4S. maddesi gereğince dava dosyaları birleştirilmeli; 305 ada 4, 6, 7, 28 ve 302 ada 13 ve 15 numaralı parsellerin tutanak örnekleri ile dayanağı kayıt ve belgeler ilk oluşturulduğu günle birlikte bulunduğu yerden getirtildikten sonra; mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğraflan ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde, orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.-K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.-K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.-K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmemiş tahdit söz konusu olduğuna göre, uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren, ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; ayrıca, yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, memleket haritası ve kadastro paftası ölçekleri eşitlenip birbiri üzerine aplike edilerek çekişmeli ve komşu taşınmazların memleket haritasına göre, konumu saptanıp; bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilip, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Böylesine yapılacak bir araştırma sonucu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde davacıların tutunduğu tapu kayıtları ile oluşturulduğu sınırlarla yerine uygulanıp kapsamı belirlenmeli, bilirkişilerden her sınır hakkında ayrıntılı ve inandırıcı bilgi alınmalı, bilinmeyen sınırlar olduğu takdirde bu konuda davacılara tanık dinletme olanağı verilmeli, bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu komşu parsel, tapu ve vergi kayıtları ile denetlenmeli, tapu kayıtlarının uyması halinde yüzölçümüne değer verilmesinin gerekip gerekmeyeceği düşünülmeli, tapu kayıtlarının uymaması halinde taşınmazların konumu göz önünde bulundurularak 6831 Sayılı Yasanın 17/1-2 maddeleri uyarınca araştırma yapılmalı, bu cümleden olarak:
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasanın madde 17/1-2:
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere, her çeşit bina ve ağıl inşası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlenmesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya Orman İdaresince el konulur. Yanan yerlerde husule gelen enkaz hiçbir suretle eşhasa satılamaz. Bunlar resmi daire ve müesseseler ihtiyacına tahsis olunur.
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın l. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca (HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR).
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır. Örnek:
Şöyle ki, (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1997/20 - 830 E., 1997/1034 K. sayılı ve 10.12.1997 tarihli ve yine Hukuk Genel Kurulunun 1997/20 - 808 E., 1997/1039 K. sayılı ve 10.12.1997 tarihli kararları)
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.-K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.-K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.-K. sayılı kararları ile iptal edilmiştir.
Ayrıca; bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan toprak kazanımından söz edilemez.
Yapılan uygulama uzman bilirkişi tarafından toplu krokiye yansıtılarak keşfi izleme olanağı sağlanmalı, bundan sonra oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve orman yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran yönetime iadesine 18.2.2003 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy