(6831 S. K. m. 1, 2/B)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında Esenköy 3438 ve 3439 parsel sayılı sırasıyla 1106.39 ve 1100 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, tarla niteliğiyle 3438 parseli Selver ve Havva tarafından 3439 parselin de Emine ihya edildiği ve zilyetlik edinme koşulları tam oluşmadığından Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılardan Selver ve Havva 3438 Emine ve 3439 parsellerin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle adlarına tapuya tescili iddiasıyla dava açmışlardır. Mahkemece davaların kabulüne ve dava konusu 3438 parselin Selver ve Havva 3439 parselin de Emine adına tapuya tesciline, Orman Yönetimi ve Köy tüzelkişiliğine karşı açılan davanın husumetten reddine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1982 yılında yapılan aplikasyon ve 1985 yılında yapılı 21.5.1986 tarihinde ilan edilen, 1988 yılında yapılıp 1.2.1989 yılında ilan edilerek dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulamaları vardır.
Hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazların kesinleşmiş orman sınırları dışında bulunduğu bildirilmiş ve fen elemanı bilirkişi ile müşterek düzenlenen orman sınır hattına irtibatlı krokide çekişmeli parseller orman sınırları dışında gösterilmişse de; bilirkişilerin hükme dayanak yapılan krokileri yeterince orman sınır noktası içermediğinden denetime açık olmadığı gibi, bilirkişilerin 1986 ve 1989 yıllarında kesinleşen orman sınırlarının aplikasyonuna ilişkin haritayı uyguladıkları, bu haritadaki 10345,10346 ve 10347 numaralı orman sınır noktalarından oluşan orman sınır hattı ile 1948 yılında 3116 sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen orman tahdit haritasındaki aynı orman sınır noktalarını birleştiren orman sınır hattı arasında çıplak gözle görülür biçimde farklılık bulunduğu aplikasyon işlemi yapılırken 1948 yılı tahdidine orman sınır noktalarının yerleri, açıları ve mesafeleri bakımından uyulmadığı, bilirkişilerin bu çelişkiler açıklanmadığı halde, mahkemece bu çelişkiler üzerinde durulmamıştır.
Orman kadastrosunun kesinleştiği yerlerde bir yerin orman olup olmadığı ve hukuki durumu o yer ile ilgili tüm orman kadastro tutanakları ve haritalarının yasa ve yönetmelikte belirlenen yöntem ile uygulanması sonucu belirlenir.
Aplikasyon; orman kadastrosu daha önceden yapılmış olan yerlerde, 2/B madde uygulaması sırasında, bağlantı kurulacak gerekli orman sınır noktalarının yerlerinin arazide belirlenip ihya edilmesinden ibaret olup bu belirleme ve ihya sırasında önceden kesinleşen orman sınır noktalarının aynı yerlerine konulması zorunludur ( 2.9.1986 tarihinde yürürlüğe giren 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması hakkındaki Yönetmeliğin 44. md. ). Aplikasyon işlemi orman kadastrosu değildir. Aplikasyonla kesinleşmiş orman sınırları daraltılamaz. Kesinleşmiş orman sınırları değiştirilerek yapılan aplikasyon ve bu işlem sonucunda düzenlenen tahdit haritasının hukuken geçerliliği söz konusu olamaz.
Bu nedenlerle, mahkemece önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman yüksek mühendisi ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 1948 yılında 3116 sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen ilk orman tahdit haritası, tutanakları ve kadastro paftası sağlıklı biçimde zemine uygulanıp, zeminde bulunacak ilk tesis edilen orman sınır noktasından hareketle tutanaklarda yazılı açı ve mesafeler okunarak ve ölçülerek çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerdeki 10336 ila 10349 numaralı orman sınır noktaları birer birer zeminde bulunmalı ve yeri işaretlenmeli, orman sınır noktalarının bazılarının zeminde bulunamaması halinde nedenleri üzerinde durulmalı, yerlerinden sökülerek yok edilip edilmedikleri ve yer değiştirip değiştirmedikleri saptanmalı, zeminde bulunamayan noktaların yerleri, tereddütsüz olarak zeminde yeri saptanabilen en yakın sabit orman sınır noktalarından hareketle, yine orman tahdit tutanaklarındaki açı ve mesafeler okunup, 1948 orman kadastrosunda uygulanan yöntem ve araçlar ile ölçülerek orman sınır noktaları birer birer bulunup zeminde işaretlenmeli, 1948 tahdit haritası zemine uygulandıktan sonra 1986 ve 1989 yıllarında kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde çalışmasından sonra oluşturulmuş olan harita bu çalışmalarda uygulanan yöntem ve araçlar ile yerine uygulanmalı, çekişmeli taşınmazların bu orman sınır hatlarına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı, haritalar arasındaki farklılığın nereden kaynaklandığı belirlenmeli, bilirkişi kuruluna, uygulanan tüm haritaların ve kadastro paftasının ölçekleri eşitlettirilerek, çekişmeli taşınmazların 1948 yılındaki 3116 sayılı Yasaya göre yapılmış orman kadastrosundan oluşturulan 10336 ila 10349 numaralı orman sınır noktalarından oluşan orman sınır hattı ve 1986 ve 1989 yıllarında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile oluşturulan ve aynı orman sınır noktalarından oluşan orman sınır hattına göre çekişmeli taşınmazların konumunu gösteren, orman sınır hatları ile irtibatlı kroki düzenlettirilmeli, bilimsel verileri bulunan rapor alınmalı ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin yetersiz araştırma ve incelemeye dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 29.1.2004 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy