(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14, 16, 17)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda, davanın reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri Sugözü Köyünde bulunan tahmini 20 dönüm taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme ve imar-ihya koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemişlerdir. Mahkemece 04.02.2002 tarihli bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen 6300 m2, (B) ile gösterilen 4400 m2 taşınmazın davacılar adına tapuya tesciline, (C) ile gösterilen 8400 m2 taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğundan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalılardan Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazların tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi 10.05.1960 ise, tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın A-B bölümlerinin orman sayılmayan yerlerden olduğu ve 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddelerinde öngörülen koşulların davacılar yararına gerçekleştiği belirlenerek bu bölümlerin davacılar adına tapuya tesciline, (C) bölümünün ise, orman sayılan yerlerden olması nedeniyle bu kesime yönelik davanın reddine karar verilmişse de, A ve B bölümleri gerek dosyada mevcut 1/25.000 ölçekli askeri haritalarda, gerekse tapulama paftasında aktif dere yatağı olarak görünmektedir. Yine davacılar adına tapuda kayıtlı bulunan çekişmeli taşınmazlara batı yönden komşu olan 152 parselin tespitine esas alınan Mart 1946 tarih 55 numaralı tapu kaydının doğusu ve güneyi dere okumakla, bu hususu doğrulamaktadır.
3402 Sayılı Yasanın 16/C maddesi gereğince devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kayalar, tepeler, dağlar gibi tarıma elverişli olmayan sahipsiz yerler ile deniz, göl, nehir gibi genel sular tescil ve sınırlandırmaya tabi değildir. Aktif dere yatağı olduğu anlaşılan taşınmazın zilyetlikle kazanılma olanağı bulunmamaktadır.
Sözü edilen düzenleme ve dosyada tespit edilen duruma göre A ve B bölümü hakkındaki davanın da reddi gerekirken, kabulü yolunda hüküm kurulması isabetsiz olup, Hazine ve Orman Yönetiminin A-B bölümlerine yönelik temyiz itirazları yerinde olduğundan, kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılardan Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetimine iadesine 13.11.2003 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy