(6831 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında Gümüldür Köyü öncesi 1036 parsel iken, imar ve ifraz uygulaması sonucu 1045 parsel sayılı 117.688 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, % 60 zeytinlik ve pınar niteliğiyle Hazine adına tescil edilmiştir. Davacı Orman Yönetimi, taşınmazın 1949 tahdidi içerisinde iken bir kısmının 1744, 2896 ve 3302 Sayılı Yasalara göre 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını ve kesinleştiğini; ancak, bir kısmının halen orman tahdidi içerisinde olduğunun tespiti iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu parselin fen ve uzman orman bilirkişi kurulu raporunda yeşil boyalı (B) harfiyle gösterilen 51423 m2'lik bölümünün kesinleşmiş orman sınırları içerisinde kaldığının tespitine karar verilmiş, hükme davacı Orman Yönetimince itiraz edilmiş, itirazı reddedilen Orman Yönetimi hükmü temyiz etmemiştir. Hüküm Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu içerisinde kalan kısmının tespiti istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 3116 Sayılı Yasaya göre 23.07.1949 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre 09.10.1975 tarihinde ilanı yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması, 1986 yılında 2896 Sayılı Yasaya göre yapılıp 09.05.1986 tarihinde ilan edilip kesinleşen 2/B madde uygulaması, yine 1993 yılında 3302 Sayılı Yasaya göre yapılıp 24.06.1994 tarihinde ilan edilip kesinleşen 2/B madde uygulamaları vardır.
Davacı ve davalının 3533 Sayılı Zorunlu Tahkim Yasasının 4. maddesinde belirtilen kurumlardan olduğu anlaşılmakta ise de, zorunlu tahkim usulüyle görülecek davalarda hakemin görevi, taşınmazın nitelik ve mülkiyetinin hangi kuruma ait olduğunun belirlenmesinden ibarettir. Somut olayda; davanın açılmasından önce yörede yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile taşınmazın nitelik ve mülkiyetinin hangi kuruma ait olduğu belirlenmiştir. O halde, halli gereken sorun, kesinleşen orman kadastro harita ve tutanaklarının yerine uygulanarak taşınmazın orman sınırı içinde kalıp kalmadığının belirlenmesi olduğuna göre, görev genel mahkemelere aittir. Her ne kadar hakem kararları aleyhine temyiz yoluna başvurulamazsa da, hakemlerin yetki aşımı nedeniyle verdiği kararların temyize tabi olduğu kararlılık kazanan Yargıtay uygulamaları gereğidir. Görev hususu kamu düzeni ile ilgili olup, yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulması gerekir. Hal böyle olunca, mecburi tahkim yoluyla görülme olanağı bulunmayan dava nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizliğe karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkemenin 03.02.2003 gün ve 2002/309 Esas, 2002/832 Karar sayılı ek kararının kaldırılarak, 23.12.2002 günlü esas kararın BOZULMASINA, 05.05.2003 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy