(1086 S. K. m. 1, 2)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında Kesre Köyü 71 parsel sayılı 10380 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Gezici Kadastro Mahkemesi ilamı ile Hazine adına tapulu olduğu, davacı Orman Yönetimi, taşınmazın kısmen orman sınırları içinde kaldığının tesbiti için dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu parselin fen ve uzman orman bilirkişi krokisinde yeşile boyalı (A) harfli 1457 m2lik bölümünün orman sınırları içinde kaldığını ve orman niteliğini koruduğunun tesbitine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz istemi mahkemece 3533 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre reddedilmiş, Hazine vekili bu red kararını temyiz etmiştir.
Dava, taşınmazın orman kadastrosu içinde kalan kısmının tesbiti istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 Sayılı Yasaya göre 23.07.1949 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1744, 2896 ve 3302 Sayılı Yasalara göre 1975, 1986 ve 1994 yıllarında yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Davacı ve davalının 3533 Sayılı Zorunlu Tahkim Yasasının 4. maddesinde belirtilen kurumlardan olduğu anlaşılmakta ise de, zorunlu tahkim usulüyle görülecek davalarda hakemin görevi, taşınmazın nitelik ve mülkiyetinin hangi kuruma ait olduğunun belirlenmesinden ibarettir. Somut olayda; davanın açılmasından önce yörede yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile taşınmazın nitelik ve mülkiyetinin hangi kuruma ait olduğu belirlenmiştir. O halde, halli gereken sorun, kesinleşen orman kadastro harita ve tutanaklarının yerine uygulanarak taşınmazın orman sınırı içinde kalıp kalmadığının belirlenmesi olduğuna göre, görev genel mahkemelere aittir. Her ne kadar hakem kararları aleyhine temyiz yoluna başvurulamazsa da, hakemlerin yetki aşımı nedeniyle verdiği kararların temyize tabi olduğu kararlılık kazanan Yargıtay uygulamaları gereğidir. Görev hususu kamu düzeni ile ilgili olup, yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulması gerekir. Hal böyle olunca, mecburi tahkim yoluyla görülme olanağı bulunmayan dava nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizliğe karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkemenin 22.11.2002 gün ve 2000/511 Esas, 2002/564 Karar sayılı ek kararının kaldırılarak, 19.09.2002 günlü esas kararın BOZULMASINA, 05.05.2003 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy