(6831 S. K. m. 2)
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, davanın reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 07.03.1996 gün ve 1995/13286-2752 sayılı bozma kararında özetle: "Çekişmeli taşınmazın 1956 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken yargılama sırasında 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu işlemin kesinleşmediği, yeniden yapılacak keşifte bir orman mühendisi bilirkişi vasıtasıyla çekişmeli taşınmazın orman niteliğini yitirip yitirmediğinin, halen ne amaçla kullanıldığının, kendi haline bırakıldığında ormana dönüşüp dönüşmeyeceğinin belirlenmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davaların reddine ve dava konusu parselin Hazine adına tapuya tesciline, muhtesatlar konusunda karar vermeye yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1956 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 ve 1991 yıllarında yapılıp dava tarihinde kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Bozma sonrası 15.08.2002 günlü keşfe katılan uzman bilirkişi kurulu 30.09.2002 tarihli raporlarında çekişmeli taşınmazın, 1956 orman kadastrosu sınırları içinde devlet ormanı olduğu, 1991 yılında yapılan 2/B madde uygulamasıyla da hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, çekişmeli taşınmazın, öncesinde Sakarya nehri taşkınları altındaki, dişbudak ağaçları ile kaplı orman alanı iken, 1957 ve 1967 yıllarında yapılan nehir drenaj ve ıslah çalışmaları ile taşkından kurtarıldığı bundan sonra dişbudak ağaçlarının köklenerek, orman örtüsünün kaldırıldığı, bir daha ormana dönüşmeyeceği, orman niteliğini tam olarak kaybettiği bildirilmiş, mahkemece bilirkişi kurulu görüşüne itibar edilerek davaların reddine karar verilmiş ise de, mahkemece deliller yanlış değerlendirilmiştir.
6831 Sayılı Yasanın değişik 2/B maddesinde bilim ve fen bakımından orman niteliğinin kaybından söz edilmiştir. Bu madde doğal ve gerçek anlamda nitelik kaybını içermektedir. Yoksa her isteyenin ormanlarda doğal olarak bulunan deliceleri aşılaması, erozyona sebep olacak biçimde teraslama yapması ya da orman bitkilerini kökleyip tarım yapmaya teşebbüs etmesi nitelik kaybı değil, zorla niteliğin kaybettirilmesidir. Bu yöntemle, ormanlarda nitelik kaybettirilmesinin doğal sonucu erozyon ve ormanın yok olmasıdır.
Yasa, bu yolun açılmasını amaçlamamıştır. Yasanın tanımladığı nitelik kaybı içinde bu tür olaylara yer yoktur. Aksi halde, 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi ormanların bilinçli şekilde niteliğinin kaybettirilmesine, tahribatına ve yok edilmesine izin veriyormuş gibi bir sonuca ulaşılır ki, bunu kabul etmek olanaksızdır. Suç teşkil edecek biçimde zorlama yolu ile ormanın niteliğinin yok edilmesi yasalarla korunamaz. Şu halde, taşınmazın doğal yollarla orman niteliğini yitirmediği, üzerindeki orman ağaçlarının insan eliyle köklenmek suretiyle yok edildiği belirlendiğine, Bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitirdiğinden söz edilemeyeceğine göre, orman yönetiminin davasının kabulüne ve çekişmeli taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Orman Yönetiminin itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetimine iadesine 15/5/2003 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy