(3402 S. K. m. 14, 17)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 18.12.1995 tarih, 8603-16343 sayılı bozma kararında özetle: "Çekişmeli taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığının yöntemince araştırılmadığı, yerel bilirkişi ve tanıklar öncesinin fundalık olduğu ve imar-ihyaya konu olduğunu bildirdikleri halde, imar-ihya olgusu ile davacının bağımsız zilyetliği 20 yılı doldurmadığı halde önceki malikler yönünden 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesindeki kısıtlayıcı hükümler ve taşınmazın imar planı kapsamında kalıp kalmadığı konularında gerekli araştırmaların yapılmadığı ve kesinleşen orman tahdidine göre taşınmazın konumunun belirlenmediği, genel arazi kadastro çalışmaları sırasında hangi nedenle tapulama harici bırakıldığının sorulmadığı" gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne, 22.05.2002 tarihli bilirkişi raporunda D: orman, B. Muzaffer, K. Selahattin, G. Hamza ile çevrili 3306.52 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 03.04.1986 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra çekişmeli taşınmazın orman tahdidi dışında kaldığı belirlenerek davanın kabulüne karar verilmişse de, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki; taşınmazın öncesinin fundalık olduğu belirlendiğine ve davacı imar-ihya iddiasına dayandığına göre, önceki bozma ilamında da açıklandığı gibi imar-ihya olgusunun somut olarak ortaya konulması, ilk defa taşınmazın ne zaman, ne şekilde, kim tarafından zilyet edildiğinin, imar-ihyanın ne kadar sürdüğü ve ne zaman tamamlandığının, taşınmazın kimden kime kaldığının, zilyetliğin 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddelerinde açıklandığı şekilde sürdürülüp sürdürülmediğinin kesin, olaylara dayalı olarak saptanması gerekirken, mahkemece bozma sonrası 25.04.2002 tarihinde yapılan keşifte yerel bilirkişi ve tanık dinlenmemiş, ziraatçı bilirkişi götürülmemiş, mahkeme gözlemi ile ve önceki keşifte toplanan delillerle yetinilerek buna göre hüküm kurulmuştur.
Doğru sonuca ulaşılabilmesi için bir ziraat mühendisi bilirkişi aracılığıyla yapılacak keşifte, taşınmaz içinde bulunduğu bildirilen meyve ağaçlarının cinsi, yaşı, verim durumu, taşınmazın toprak yapısına göre kaç yıldır kullanılıyor olabileceği saptanmalı, mahalli bilirkişi ve tarafların göstereceği tanıklardan 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddelerinde öngörülen şartların gerçekleşip gerçekleşmediği sorulup somut olaylara dayalı olarak saptanmalı, bundan sonra oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 15/05/2003 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy