(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14, 17)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Orman Yönetimi ile Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği D... Köyü Köycivarı mevkiinde ve 821 parsel yanında bulunan 1500 m2 taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına olduğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, fen bilirkişi İbrahim'in 08.03.2002 tarihli raporunda A=1205 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hakkındaki davanın kabulü ile davacı adına tapuya tesciline, ev ve müştemilatı konusundaki talep ile fazlaya ilişkin 295 m2'lik bölüm ile şerh konusundaki talebin reddine, Hazinenin karşılık davasının reddine karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 10.01.1999 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise, 10.03.1955 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman tahdidinin dışında kaldığı ve 3402 Sayılı Yasanın 14. ve 17. maddelerindeki koşulların davacı yararına gerçekleştiği belirlenerek hüküm kurulmuşsa da, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir.
Şöyle ki; keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık anlatımlarından çekişmeli taşınmazın harman yeri ve ahır olarak kullanıldığı açıklanmıştır. Bu ifadeler soyut nitelikli olup, yılın bir ya da birkaç ayı taşınmazı harman yeri olarak kullanmak ekonomik amaca uygun bir kullanma şekli değildir. Davacılar imar-ihya iddiasına da dayandıklarına ve taşınmaz kadastro çalışmaları sırasında sazlık olarak tespit harici bırakıldığına göre, yeniden keşif yapılarak yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın ilk kez kim tarafından ne şekilde zilyet edildiği, imar-ihya işlemine konu olup olmadığı, konu olmuşsa imar ihyanın ne zaman tamamlandığı, bundan sonra nasıl kullanıldığı, kimden kime geçtiği harman dökme dışında taşınmazın hangi amaçla zilyet edildiği somut olaylara dayalı olarak açıklattırılmalıdır.
Ayrıca, hükme esas alınan orman bilirkişi raporundaki tahdit hattı uygulaması da yetersiz olup, yakın çevredeki tahdit hatları ile bağlantı kurulmamıştır. Bu nedenle, yapılacak keşifte önceki orman bilirkişi dışında seçilecek uzman orman yüksek mühendisi aracılığıyla kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır ( OTS ) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli bu şekilde yapılacak uygulama sonucu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlenirse 3402 Sayılı Yasanın 14. ve 17. maddesinde öngörülen araştırmalar yukarıda açıklandığı şekilde yapılmalı ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 15.05.2003 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy