(3402 S. K. m. 4)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Cuma Ç..., davalılar Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında, K... Köyü 183 ada 5 parsel sayılı 7795.77 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 183 ada 4 parselden miktar fazlası olarak tarla niteliği ile, 105 ada 59 parsel sayılı 30.393.71 m2 yüzölçümündeki taşınmazın ise, orman niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı Cuma Ç..., 185 ada 5 ile 105 ada 59 parsellerde zilyet olduğu, davacı Cuma B...ise, 105 ada 59 parselde zilyet olduğu iddiasıyla dava açmışlardır. Müdahil ise, müdahale dilekçesi vermiş; ancak harçlı bir katılımı olmamıştır. Mahkemece davacı Cuma B...'in davasının kabulüne, 105 ada 59 parselin ( A ) harfli 3850 m2 miktarındaki kısmın davacı Cuma B... adına tesciline, davacı Cuma Ç... ile müdahilin davasının reddine, 183 ada 5 ile 105 ada 59 parselin ( A ) harfi dışında kalan bölümünün tespit gibi tesciline karar vermiş, hüküm davacı Cuma Ç..., davalılar Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parseller orman alanı dışında bırakılmıştır.
Hükme esas alınan uzman orman bilirkişi raporunda dava konusu olan 185 ada 5 sayılı taşınmazın uzun yıllardan beri işlenmediğini, toprakta orman toprağı özelliğini gösteren bir bulgu olmadığını, % 3 meyilli olduğunu, toprak muhafaza özelliği taşımadığını, yörede yapılan ve kesinleşmeyen orman tahdidinde tahdit dışında bırakıldığını, 1965 tarihli memleket haritasında açıklık alanda kaldığını, orman sayılmayan yerlerden olduğunu, dava konusu olan 105 ada 59 sayılı taşınmazın ise, ( A ) harfli 3850 m2 miktarındaki kısmının buğday ekilmiş halde bulunduğunu, toprağının orman toprağı özelliği taşımadığını, ( B ) harfli 8000 m2 miktarındaki kısmın ise, kültür alanının devamı niteliğinde olduğunu, toprakta ve zeminde ağaçlık alan olmadığını, ( C ) harfli 18.543.71 m2 miktarındaki kısmın ise, % 6-35 meyilli olduğunu üzerinde tam kapalılık oluşturan meşe ağaçlarının bulunduğunu, en yaşlı meşe ağacının 65 yaşında olduğunu, 1965 tarihli memleket haritasında bu kısmın üzerinde ağaç olan saha olarak gözüktüğünü, ( A ) ve ( C ) harfli kısımların 6831 Sayılı Yasanın 1/G maddesine göre etrafı dört yönden tarım arazileri ile çevrili olduğu için orman sayılmayan yerlerden olduğunu belirterek nizalı taşınmazın memleket haritasındaki konumunu işaretlemiştir.
Uzman ziraat bilirkişi ise, dava konusu olan 183 ada 5 sayılı taşınmazın yer yer az derinlikte toprak tabakası ile yer yer de taşlık bir yapıya sahip olduğunu, % 2-5 meyilli batı yönden mezarlık ve yer yer büyük kayaların bulunduğu boşluk arazi ile hudut olduğunu, orman arazisi özelliği taşımadığını, bütün ile tarım yapmaya elverişli olmadığını, yer yer küçük alanlarda üretim yapılabileceğini, dava konusu olan 105 ada 59 sayılı taşınmazın ise, tamamen meşe ağaçları ile kapı olduğunu talep edilen 3850 m2 miktarındaki kısmın ise % 4-20 meyilli üzerinde orman ağacı bulunmayan buğday hasadı yapılmış tarım arazisi niteliğindeki taşınmaz olduğunu açıklamıştır.
1- Davacı Cuma Ç...'ın temyiz talebi yönünden;
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı ile uzman bilirkişi raporlarından dava konusu olan 183 ada 5 sayılı taşınmazın memleket haritasında açık alanda kaldığı belirlenmesine rağmen bu taşınmazın komşu 4 sayılı taşınmaza uygulanan 09.09.1987 tarih ve 29 numaralı tapu kaydında "ziyaret, mezarlık, mera, yol, sığır yolu" yazılı gayri sabit hudutlu tapu kaydından miktar fazlası olarak kesildiği kuzeyden komşu olan 1 sayılı taşınmazın orman niteliği ile tespit edilerek kesinleştiği, bu nedenle dava konusu taşınmazın ormandan açıldığının kabulü gerektiği, ayrıca davacının bu taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun bir zilyetliğinin de söz konusu olmadığı tarım yapmaya elverişli bir arazi olmadığı dava konusu olan 105 ada 59 sayılı taşınmazın ise, davacının talep ettiği ( C ) harfli kısmı üzerinde eylemli durumda 65 yaşına kadar dayanan meşe ağaçları ile kaplı halde bulunduğu, orman vasfı taşıdığı bu nitelikteki yerlerin hiçbir şekilde özel mülkiyete konu olamayacağı anlaşılmakla temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davalılar Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazları yönünden:
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki dava konusu olan 105 ada 59 sayılı taşınmazın ( A ), ( B ) ve ( C ) harfli kısımları kadastro paftasında birbirine bitişik halde olmasına rağmen uzman orman bilirkişi düzenlediği rapor ekindeki memleket haritasında bu kısımları birbirinden çok uzak ve ayrı olarak göstermiştir. Kadastro krokisi ile işaretleme birbiri ile çelişkilidir.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde, orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş tahdit söz konusu olmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, çekişmeli taşınmazın memleket haritasına göre, konumu saptanıp; bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilip, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ve nizalı taşınmazın orman niteliğinde olup olmadığı saptanmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: 1- Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle; gerçek kişinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2 ) 2. bentte açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 29.5.2003 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy