(3402 S. K. m. 9)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz ( tapu iptali ve tescil ) davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi, Hazine ve davacı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında I... Köyü 849 parsel sayılı 43650 m2 yüzölçümündeki taşınmaz orman niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiş, Ekrem Salih taşınmazın annesi Kaya adına tescili iddiasıyla itiraz etmiş, kadastro komisyonunun itirazın reddine ilişkin 06.03.1995 tarihli kararı Ekrem Salih'e 12.01.1996 tarihinde tebliğ edilmiş, Kaya 12.12.1996 tarihinde taşınmaz adına tapuya tescili iddiasıyla dava açmıştır.
Kadastro Mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin 17.09.1998 gün ve 1996/5-17 sayılı kararı, davalı yönetimlerin temyizi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi tarafından, "davanın 30 günlük askı süresinde açılmadığı, kadastro tespitinin kesinleştiği, 3402 Sayılı Yasanın 26/B maddesi gereğince, davanın kadastro mahkemesinin görevi dışında olup, genel mahkemenin görevli olduğuna" değinilerek BOZULMUŞTUR. Kadastro mahkemesinin 04.11.1999 gün ve 1999/8-10 sayılı direnme kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.06.2000 gün ve 2000/20-976-1044 sayılı kararı ile "kadastro tespitine itirazda Ekrem Salih'in yetkili olmadığı, annesi Kaya adına itiraz edemeyeceği, kadastro tespitinin itirazsız kesinleştiği, özel Daire bozmasının yerinde olduğuna" değinilerek bozulmuştur.
Kadastro mahkemesince görevsizlik ile dosya asliye hukuk mahkemesine gönderilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 06.05.2002 günlü harita mühendisi bilirkişi krokisinde ( B ) ile gösterilen 7355.62 m2 bölüm Devlet ormanı olduğundan bu bölüme ilişkin davanın REDDİNE, ( A ) ile gösterilen 3422.47 m2 bölümün tapusunun iptaliyle veraset payları oranında Kaya mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm tüm taraflarca temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya ve dosya kapsamına göre, dava tapu iptali ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 1989 yılında yapılmış, 05.03.1991 tarihinde ilan edilmiş, çekişmeli taşınmaz orman sınırları dışında bırakılmıştır.
Mahkemece, resmi belgelerin uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi kurulu raporuyla, çekişmeli taşınmazın 06.05.2002 tarihli harita mühendisi bilirkişi rapor ve krokisinde ( A ) ile gösterilen 3422.47 m2 bölümünün orman sayılmayan, ( B ) ile gösterilen 7355.62 m2 bölümünün ise orman sayılan yerlerden olduğu, ( A ) bölümü için davacı gerçek kişiler yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunun belirlendiği gerekçesiyle, bu bölümün tapusunun iptaline ve davacı gerçek kişiler adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Orman yüksek mühendisleri düzenledikleri raporlara ekledikleri memleket haritasında dava konusu taşınmazın yerinin yanlış işaretlenmiş olduğu, ölçekler gözönünde bulundurulduğunda memleket haritasındaki orman alanının küçültülerek işaretlendiği bir yana, hükmüne uyulan Hukuk Genel Kurulu kararında da belirtildiği gibi, çekişmeli taşınmazın kadastro tespiti usulüne uygun itiraz bulunmadığından, 29.01.1988 tarihinde, orman niteliğiyle Hazine adına kesinleşmiştir. Dava konusu taşınmazın orman olmadığı, ancak yörede yapılıp kesinleşecek orman tahdidi dışında kalması halinde kabul edilecek ve tahdidin kesinleşmesi tarihi zilyetliğin başlangıcına esas olacaktır. Başka bir anlatımla, yörede yapılacak orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar, kadastro komisyon kararında belirtildiği gibi taşınmaz orman sayılan yerlerden olma özelliğini sürdüreceğinden o tarihlerdeki zilyetliğe değer verilemeyecektir ( Yüksek H.G.K.nun 24.10.2001 gün, 2001/8-464/751 Sayılı kararı da bu yöndedir ).
Bugüne kadar yörede orman kadastrosu yapılmadığına göre taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu kabul edilmelidir. Kaldı ki; davacı taraf mülkiyet belgesine dayanmadığı gibi, tutundukları ve çekişmeli taşınmaza uyduğu bildirilen 1937 tarih, 361 ve 380 tahrir numaralı vergi kayıtlarının cinsi orman olup, taşınmazın büyük bir bölümü de halen eylemli orman alanıdır. Vergi kayıtları tutunanları lehine olduğu kadar aleyhine de delil teşkil eder. Bu halde de çekişmeli yerin orman sayılan yerlerden olduğunun kabulü gerekir. Açıklanan hususlar gözetilerek davanın REDDİNE karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: 1 ) Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişilerin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2 ) Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile davanın reddine karar verilmek üzere hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatıran Orman Yönetimine iadesine 29/05/2003 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy