(6831 S. K. m.2/B)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kısmen kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine verilen dilekçe ile 101 ada 45 parselin bir kısmının kendi zilyedliğinde olması nedeniyle adına tapuya tescilinin istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; mahkemece davanın kısmen kabulüne, 1908 m2'lik yerin davacı adına tesciline dair verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmiştir.
Dava konusu olan 101 ada 45 sayılı 353095.95 m2 miktarındaki orman vasfındaki taşınmazın tapu kaydı, yörede 1995 yılında yapılarak ilan edilen genel arazi kadastro çalışmaları neticesinde oluşmuştur.
Yörede 1975 yılında yapılan orman tahdidi ile 1995 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme neticesinde nizalı taşınmazın A harfi ile gösterilen 1908 m2 miktarındaki kısmının kesinleşen orman tahdidi dışında kaldığı ve davacının zilyetliğinde bulunduğu kabul edilerek bu kısımla ilgili olarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
1- Öncelikle davacı gerçek kişinin açmış olduğu bu dava, zilyetliğe dayalı olarak orman tahdidinin iptali istemidir. Ancak 6831 sayılı yasanın 3373 sayılı yasa ile değişik 11 maddesinin son fıkrasında "tapulu gayrimenkullerde tapu sahiplerinin 10 yıllık süre içerisinde dava açma hakları mahfuzdur" denilmekte olup, genel mahkemelerde zilyetliğe dayalı olarak orman tahditinin iptali davasının açılamayacağı, ancak 10 yıl içerisinde tapu kaydına dayanılarak dava açılabileceği hükme bağlanmıştır. Olayda, davacı gerçek kişi açtığı bu davada tapu kaydına dayanmadığına göre bu davanın dinlenme olanağı bulunmamaktadır.
2- Mahkemece yapılan keşifte uzmanlığına başvurulan orman ve fen bilirkişileri müşterek olarak verdikleri raporda davacının talep ettiği A harfli 1908 m2 miktarındaki kısmın yörede yapılan ve kesinleşen orman tahdidine göre tahdit dışında kaldığını açıklamışlar ve tahdit hattına göre nizalı taşınmazın konumunu gösteren kroki sunmuşlardır. Kesinleşen orman tahdidi dışında kaldığı belirlenen bir taşınmaz için tahdidin ve Orman Yönetimine ait taşınmazın tapu kaydının iptali için dava açılmasına gerek olmadığı gibi bunun yasal dayanağı da bulunmamaktadır. Zira, gerçek kişinin kesinleşen orman tahdidi dışında kalan kesim için böyle bir dava açmakta hukuki yararı yoktur.
Yukarıda belirtilen her iki nedenle dinlenme olanağı bulunmayan bu davanın reddi gerekirken mahkemece aksine düşüncelerle davanın kabulü yolunda kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 29/05/2003 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy