(3402 S. K. m. 20/c)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 16.05.2002 gün ve 2002/2341-4644 sayılı bozma kararında özetle: "3402 Sayılı Kanunun 20/c maddesine göre değişebilir nitelikte sınır içeren kayıtların kapsamı yüzölçümüne değer verilerek belirlenir. Çekişmeli taşınmazlar en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planında orman olarak nitelendirilmese bile, dava dışı komşu parsellere uygulanan vergi kayıtlarının oluşturulduğu tarihten sonra, en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planının düzenlendiği tarihe kadar sınırdaki devlet ormanından açılmak suretiyle kazanılmaya çalışıldığı, orman kadastrosu kesinleşene kadar orman sayılan yerlerden olduğu, tespit tarihi itibariyle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine konu yerlerden olmadığının kabulü zorunludur. Bu nedenle davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulüne hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır" gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine ve dava konusu parselin davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden sonra 13.12.1976 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Çekişmeli parsellerin dava dışı bitişik parsellere uygulanan cebel ve dağ sınırlı vergi kayıt fazlası olarak Hazine adına tespit edildiği, yargılamanın devamı sırasında orman kadastrosunun geçtiği ve çekişmeli parsellerin kısmen orman sınırı içine alındığı ve temyize konu dava nedeniyle çekişmeli parseller yönünden orman kadastrosunun kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
O halde, kadastro tespitine itiraz davası aynı zamanda orman kadastrosuna itiraz davasına da dönüşmüş olduğuna ve orman kadastrosuna itiraz davalarında Orman Yönetimi taraf olacağına göre, öncelikle Orman Yönetiminin davaya katılarak davada taraf oluşturulduktan sonra davanın esasının incelenmesi gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde gerçek kişilere iadesine 27/05/2003 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy