(6831 S. K. m. 7, 11)
Dava: Taraflar arasındaki orman sınırlamasına itiraz ve muarazanın giderilmesi davasının yapılan duruşması sonunda, davanın reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Mahkemece önce verilen hüküm Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 05.06.2001 gün ve 2001/2799-4740 sayılı kararı ile gerekçeli kararda katip imzası bulunmaması nedeniyle diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına değinilerek bozulmuştur. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, orman sınırlamasına itiraz ve muarazanın ( çekişmenin ) giderilmesi niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 3116, 1744, 2896 ve 3302 Sayılı Yasa uygulamaları yapılarak kesinleşmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın 1942 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman sınırı içinde kaldığı konusunda taraflar arasında çekişme bulunmamasına, davacılar tarafından Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.02.1945 tarihinde kesinleşen, 06.10.1944 gün ve 1943/251-800 sayılı kararıyla taşınmazla ilgili tahdidin iptal edildiği iddia edilmekte ise de, sözü edilen mahkeme kararının dayanağı krokinin bulunmaması nedeniyle mahkeme kararının hangi taşınmaza ait olduğunun anlaşılamaması bir yana, 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi hükmüne göre özel ve tüzel kişilere ait tüm ormanların devletleştirilmesi nedeniyle yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önceki mahkeme kararlarının gözönünde bulundurulma olanağının bulunmadığı, daha sonra yürürlüğe giren 2896 Sayılı Yasa ile herhangi bir nedenle sınırlama dışında kalmış ormanların yeniden orman kadastro sınırları içine alınma hükümlerinin getirildiği ve 2296 Sayılı Yasa uygulaması sırasında taşınmazın tamamının orman sınırı içine alındığı ve bu konuda yapılan işlemin kesinleştiği,
3302 Sayılı Yasa döneminde yapılan aplikasyon işlerinde dahi taşınmazın orman sınırı içinde gösterildiği, bu işlemin de kesinleştiği, mahkemece 03.03.2000 tarihinde yapılan keşif sonucu düzenlenen orman bilirkişisinin 04.07.2000 ve fen bilirkişinin 05.05.2000 tarihli raporlarında tamamı 120.698 m2 olan bu taşınmazın ( D ) işaretli 39.028 m2, ( E ) işaretli 30.371 m2, ( F ) işaretli 6.188 m2'lik bölümlerin fiilen meşelerle kaplı ve eylemli orman olduğu, bir bölümünün ise yeni sürüldüğü açıklanıp, memleket haritasında da tamamen yeşil renkli ormanlık alanda kaldığının açıklanıp haritası üzerinde işaretlendiği, yörede 5653 Sayılı Yasa hükümlerine göre makiye ayırma işlemi yapılmışsa da, Yargıtay Kararları Dergisinin Aralık 2001 tarihli 12. sayısında yayınlanan Dairenin 10.05.2001 gün ve 2001/3179-3713 sayılı olan ve Hukuk Genel Kurulu kararıyla da benimsenen kararıyla Samandıra, Yakacık, Sultanbeyli, Kurna, Emirli, Kurtdoğmuş, Paşaköy, Ballıca, Alemdağ-Sultançiftliği, Çekmeköy ve Dudulu Köyleri mülki hudutları içerisinde bulunan ormanlarda yapılan makiye ayırma işlemlerinin hiçbir zaman yetkili mercilerce onanmadığı ve daha sonra da iptal edildiği; kaldı ki, davacıların 22.03.1996 gün ve 1993/5-1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile benimsenen özel bir tapuya da dayanmadığı anlaşılmakla,
Sonuç: Mahkemenin bu gerekçelerle davanın reddine dair verdiği karar usul ve yasaya uygun olduğundan davacı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 27/05/2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy