(3402 S. K. m. 22) (6831 S. K. m. 2/B)
Dava: Taraflar arasındaki orman kadastrosuna ve 2/B uygulamasına itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, davanın reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 07.03.1994 gün ve 1993/1111 -1994/2501 sayılı bozma kararında özetle: "Davacı tarafından açılan davada; bölgede 1962 yılında yapılan arazi kadastrosunda 468, 463 ve 471 parsellerin adlarına tespitinin yapıldığını, yine aynı tarihte 6831 Sayılı Yasaya göre yapılan ilk orman kadastrosunda da tahdit dışında bırakıldığını ve işlemin kesinleştiğini, daha sonra 2896 ve 3302 Sayılı Yasalara göre yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartıldığını ileri sürerek işlemin iptalini istediği, mahkemece; 1962 tahdidinin kesinleştiği ve 3402 Sayılı Yasanın 22/son maddesine göre aynı yörede yapılan orman kadastrosunun ikinci kadastro olması nedeniyle hükümsüz kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, 6831 ve 2896 Sayılı Yasalarda, daha önce orman kadastrosu yapılıp kesinleşen yerlerde herhangi bir nedenle tahdit dışında kalan ormanların sınırlamasına olanak sağlandığı gibi 3302 ve 3373 Sayılı Yasalara göre de; 6831 ve 4785 Sayılı Yasalarda dikkate alınarak orman kadastrosu yapılıp kesinleşen yerlerde, dışta kalan ormanların yeniden tahdidinin yapılmasına olanak sağlandığı açıktır.
Bu nedenle; 3402 Sayılı Yasanın 22/1 maddesinde, daha önce kadastrosu yapılıp kesinleşen yerlerde, ikinci kadastro yapılamayacağı, yapılması halinde, hükümsüz sayılacağı kabul edilmiştir. Ancak; maddede belirtilen ikinci kadastrodan amaç, aynı nitelikteki kadastrodur. Genel kadastro ile orman kadastrosu birbirlerine ikinci kadastro sayılamaz. Genel arazi kadastrosu yapılıp kesinleşen yerlerde her zaman orman kadastrosu yapılabilir. Yerel mahkemece, 1962 yılında arazi kadastrosu yapılıp kesinleştiği, aynı yerde yapılan orman kadastrosunun ikinci kadastrosu sayılarak hükümsüz olduğu gerekçesiyle davanın reddine, ilk kadastro yönünden işlem yapılmasına karar verilmesi, hüküm fıkrasında dava reddedilmekle birlikte orman kadastrosu hükümsüz sayıldığından davanın kabulünü de içerir biçimde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğu" gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, orman tahdidine ve 2/B madde uygulamasına itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 03.01.1963 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 2896 Sayılı Yasa hükümlerine göre 07.10.1985 tarihinde yapılıp dava tarihinden önce ilan edilmediğinden kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması yapıldığı, ne var ki; bu uygulama ilan edilmeden 3302 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği, bu Yasanın yürürlüğü zamanında yeniden orman kadastrosu ve 2/B uygulaması yapılmak üzere 28.07.1987 tarihinde 12 numaralı orman kadastro komisyonunca işe başlandığı 29.09.1987 tarihinde sonuçlandırılarak, sonuçlarının 20.08.1990 tarihinde altı ay süre ile ilan edildiği altı aylık yasal süre içerisinde 03.12.1990 tarihinde temyize konu davanın açıldığı, bu nedenle, 2896 ve 3302 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan aplikasyon, orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamalarının kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Bölgede ilk tahdit 6831 Sayılı Yasaya göre 03.01.1963 tarihinde ilanı yapılarak 1960 yılında yapılıp 1963 yılında kesinleştiğine, daha sonra 2896 ve 3302 Sayılı Yasalara uyarınca 1987-1990 yıllarında yapılan orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması da eldeki dava nedeniyle kesinleşmediğine göre, hukuki sorunun kural olarak, bu tahdit haritasının yerine uygulanması suretiyle çözümlenmesi gerekir. Mahkemenin hükme dayanak aldığı uzman orman bilirkişi raporu bu hususu gözardı ederek, kesinleşen tahdide göre taşınmazın konumunu belirlemediği gibi, kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B madde uygulamasında orman arazisi olduğunu, 463 parselin 285 m2'sinin 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkartıldığını ve halen kültür arazisi olduğunu, 468 parselin tamamının, 471 parselin de 2250 m2'lik bölümünün 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkartıldığını, her üç parselin de sonuçta resmi belgelerde orman sahası içerisinde kaldığını ve orman sayılan yerlerden olduğunu açıklamış, taşınmazların kesinleşen tahdide göre konumlarını göstermemiş orman kadastro haritası ile irtibatlı kroki düzenlememiştir. Kendi içerisinde çelişkili ve yetersiz rapora dayanılarak hüküm kurulamaz.
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir uzman orman yüksek mühendisi, bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır ( OTS ) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 26/05/2003 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy