(3402 S. K. m. 14) (6831 S. K. m. 2/B)
Dava: Taraflar arasındaki hatalı tespitin iptali ve zilyetlik tespiti davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kısmen kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Alanya, Ç... Kasabası içinde bulunan taşınmazı 20 yılı aşkın süredir çekişmesiz, aralıksız malik sıfatıyla kullandığını, içinde üç katlı ev ve meyve ağaçları bulunduğunu, bu taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 2/B uygulaması ile Hazine adına tapu kaydının çıktığını, taşınmazın kendi zilyetliğinde olduğunun tapunun beyanlar hanesine yazılmasını istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 15.10.2002 tarihli fen bilirkişi krokisinde ( A ) ile gösterilen 872,58 m2'lik bölümde davacının zilyet olduğunun tespitine, davalı taşınmaz tapulu olmadığından zilyetliğin tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesi isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, zilyetliğin tespiti ve tapunun beyanlar hanesine zilyetliğin işlenmesine yöneliktir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 1987 yılında yapılmış ve sonuçları 02.01.1988 tarihinde kesinleşmiştir. Ç... Köyü ormanlarının 2/B uygulaması çalışmaları ise, 1992 yılında yapılmıştır. Buna göre, dava konusu taşınmaz kesinleşmiş orman sınırları içinde olmadığı gibi, 2/B uygulamasına da tabi bir yer değildir.
Davada tescil istemi olmadığına göre, dava bu haliyle bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitine ilişkindir. Tespit davaları H.Y.U.Y.'da açıkça düzenlenmemişse de, bazı özel yasalarımızda tespit davalarının açılabileceğini öngören yasa hükümleri vardır. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür. Hukuki ilişki ve hukuki yarar koşulları oluşmuşsa tespit davası açılabilir. Tespit davası sonucu alınan karar kesin hüküm etkisi doğursa da icraya konulamaz. Şunu da belirtmek gerekir ki; eda davası sonucu verilen hüküm ile aynı zamanda hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı da tespit edileceğinden, eda davası açılma olanağı bulunan hallerde tespit davası açılamaz. Yani, tespit davası ile istenen hukuki koruma, eda davası ile tamamen elde edilebilecekse, o zaman davacının ayrı bir tespit davası açmakta hukuki yararı olamaz.
Somut olayda, çekişmeli taşınmazın tapuya kayıtlı olmadığı, orman sınırları içinde ve 2/B'lik sahada bulunmadığı anlaşıldığına ve davacının taşınmaz üzerinde 20 yılı aşkın süre çekişmesiz aralıksız zilyetlik iddiası bulunduğuna göre, davalı taşınmaz tescil davasına konu olabilecekken, tespit davası açılmıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere, eda davası açılabilecek hallerde tespit davası açılamaz. Bu nedenle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, zilyetliğin tespitine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 27/05/2003 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy