(1086 S. K. m. 438)
Taraflar arasında görülen alacak davası sırasında davalılar vekili 24.01.2003 tarihli dilekçesiyle reddi hakim yoluna başvurmuştur.
Bu konuda verilen kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak tetkiki davalılar vekili tarafından istenilmiş olmakla, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içerisindeki bütün belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
Davalılar vekili 24.01.2003 günlü dilekçesinde, davacıların istemleri doğrultusunda mahkemece verilen tedbir kararının, duruşma hakiminin tarafsızlığına gölge düşürdüğü iddiasıyla, kalemde yapılan bazı işlemlerle ilgili olarak kalem personeli ile mahkeme hakimi hakkında Yüksek Hakimler ve Savcılar Kurulu ile Cumhuriyet Savcılığı nezdinde şikayette bulunmuş, mercii tarafından yapılan inceleme sonucu istemleri reddedilmiştir. Davalılar vekili süresinde verdiği 06.03.2003 günlü dilekçesinde, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasını istemiştir. HYUY.'nın 438/II. maddesinin Görevsizlik, yetkisizlik, hakimin reddi, dava veya karşılık davanın açılmamış sayılması, davaların birleştirilmesi ile direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamaz... hükmü gereğince hakimin reddi kararlarının Yargıtay'da yapılan temyiz incelemelerinin duruşmalı yapılması olanaksız olduğundan, bu konudaki istemin reddine karar verildikten sonra işin esasına geçildi:
Davalılar vekili, mahkeme hakiminin davacılar lehine verdiği ihtiyati tedbir kararı ile kalem personeli ve mahkeme hakimi hakkındaki yetkili mercilere yaptığı şikayetini gerekçe göstermek sureti ile reddi hakim talebinde bulunmuştur.
Bilindiği gibi; ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz, delil tespiti veya adli yardım kararı vermiş veya bu taleplerin reddine karar vermiş olan hakim, böyle bir karar vermiş olması sebebiyle reddedilemeyeceği gibi, hakimin yargılama sürerken mücerret şikayet edilmiş olması da red isteğinin kabulünü gerektirmez. Kaldı ki; hakim, aleyhindeki şikayet yargılamadan önce yapılmış olsa dahi, bu şikayetin de yalnız bir red nedeni yaratmak için yapılmış uydurma bir şikayet olup olmadığı ihtimali üzerinde dikkatle durulmalı ve yalnız bu amaçla yapılmış bir şikayet olduğu sonucuna varılırsa, bu şikayetin de red nedeni olarak kabul edilmemesi gerekir.
Sonuç: İncelenen dosya kapsamına göre, hakimin reddi için ileri sürülen hususlar HUMY.'nın 29. maddesinde tanımı yapılan nedenlerden değildir. Açıklanan sebeplerle yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 07.07.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy