(1086 S. K. m. 230)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı tarafından, davalılar aleyhine verilen dilekçe ile 963 parselin 6200 m2'lik kısmının kendi zilyetliğinde olması nedeniyle tapu kaydının iptali ile adına tescilinin istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; mahkemece davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmiştir.
Yörede 1989 yılında yapılan genel arazi kadastro çalışmalarında dava konusu olan 963 sayılı 7709 m2 miktarındaki tarla vasıflı taşınmaz Hazine adına tespit edilmiştir. Ancak, bu taşınmaza davacının babası olduğu anlaşılan Bilal Bostancı ve komşu 832 parsele ise Kazım'ın askı ilan süresi içerisinde itiraz ederek Erfelek Kadastro Mahkemesinin 2001/1E.10K. sayılı dosyasında dava açtıkları anlaşılmaktadır. Söz konusu dosyada yapılan yargılamada aynı mahkemenin 1989/186 E.-2000/2 K. sayılı ilamında "Davacı Bilal'e çekişmeli 973 parselin babasından kadastro tespitinden sonraki bir zamanda hibe edilmesi yolu ile kaldığı anlaşıldığından davacı Bilal'in davasının sıfat yokluğundan reddine, 973 parselin tespit gibi tesciline, Davacı Kazım'ın açtığı davanın ise, kısmen kabulüne kısmen reddine, 832 parselin 8100 m2 miktarındaki kısmının davacı Kazım ile kardeşi Hazım adlarına, 1521 m2 miktarındaki kısmın ise, orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline" şeklinde karar verilmiş, bu kararın Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmesi neticesinde Dairemizin 9.11.2000 tarih ve 2000/7912 E.-9097 K. sayılı ilamında "Erfelek Asliye Hukuk Mahkemesinin 1963/164 E.-1966/186 K. sayılı dosyasında Muharrem'in Orman Yönetimine karşı açtığı elatmanın önlenmesi davasında taşınmazın orman sayılan yerlerden olması nedeni ile red edildiği ve kararın kesinleştiği anlaşıldığından karar konu olan kroki incelendiğinde bu kararın 832 parsel ile ilgili olduğu ve kesin hükmün tarafları bağlayacağı göz önüne alınarak 832 sayılı taşınmazın kesin hüküm kapsamında olup olmadığının araştırılması" gereğine değinilerek mahkeme ilamının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece yeniden yapılan araştırma ve inceleme neticesinde 2001/1 E.-10 K sayılı ilam ile söz konusu kesin hükmün 832 parseli değil 973 parseli kapsadığı kabul edilerek yerel mahkemece ilk karar ile aynı şekilde hüküm kurulmuş ve temyiz edilmeden kesinleşmiştir.
Bu dosyada hükme esas alınan uzman orman bilirkişi raporunda dava konusu olan 973 sayılı taşınmazın güney kısmının halen yonca ekili halde, fiilen ziraat yapılan, orman bitki örtüsü bulunmayan, orman toprağı özelliği taşımayan yer olduğunu; kuzey kısmının ise, meyilinin % 20 olduğunu, yabani otlar ve böğürtlenler ile kaplı, üzerinde orman ağacı olmayan toprağının orman toprağı özelliği gösterdiği yer vasfında olduğunu; yörede 3402 Sayılı Yasa gereğince yapılan ve kesinleşen orman tahdidine göre kuzey kısmın tahdit içerisinde, güney kısmın ise tahdit dışında kaldığını, en eski tarihli memleket haritasında kuzey kısmın yeşile boyalı ormanlık alanda, diğer kısmın ise sarıya boyalı alanda kaldığını, güneydeki A harfli kısmın ziraat arazisi, kuzeydeki B harfli kısmın ise orman niteliğindeki taşınmaz olduğunu, Erfelek Asliye Hukuk Mahkemesinin 1968/92 E.-1968/196 K. sayılı ilamına göre fen bilirkişinin 3757 m2 miktarındaki kısmının orman olarak ayrıldığını açıklamış, nizalı taşınmazın tahdit hattına göre konumunu gösteren kroki düzenlemiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; davacının murisi ( dedesi ) olduğu anlaşılan Kerim aleyhine Erfelek Asliye Hukuk Mahkemesinin 1968/97E.195K sayılı ilamı ile çekişmeli taşınmazın bulunduğu Gündüzlü mevkiindeki 12.705 m2 miktarındaki ormanlık alanda davalının müdahalesinin önlenmesine karar verildiği ve bu kararın temyiz edilmek sureti ile kesinleştiği, yine aynı mevkiide Orman Yönetiminin Muharrem aleyhine açtığı dava neticesinde aynı mahkemenin 1968/92 E. - 196 K sayılı ilamı ile 3757 m2 miktarındaki ormanlık alandaki Muharrem'in müdahalesinin önlenmesine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Söz konusu kararlar ile dosyaların varlığı gerek Kadastro mahkemesinin 2001/1 E.-10 K sayılı dosyada gerekse bu dosyadaki uygulama ve araştırmadan anlaşılmaktadır. Derdest dava içinde varlığı uygulama ile ortaya çıkan dosyalar için bu kez bulunamadığı yolunda alınan yanıtlar kabul edilerek sonuca gidilemez.
O halde, mahkemece Erfelek Asliye Hukuk Mahkemesinin 1963/164 E - 1966/186 K, 1968/92 E. - 196 K, 1968/97 E. - 195 K. sayılı dosyaları öncelikle dosya içerisine konularak bir harita mühendisi, bulunamadığı taktirde bir fen elemanı bilirkişi katılımı ile mahallinde yeniden yapılacak keşifte, söz konusu kararlara konu olan yerin sınırları ile dayanağı bilirkişi krokisi yerel bilirkişi ve varsa tarafların göstereceği tanıklar yardımı ile çekişmeli 973 sayılı taşınmaza uygulanmalı, söz konusu ilamların nerelere tekabül ettiği saptanarak, ( Dairemizin 2000/7912 E. - 9097 K sayılı ilamında belirtilen 1963/164 E. -1966/186 K. sayılı Muharrem hakkındaki ilamın 832 parselle ilgisi olduğu belirtilmekte olup, bu hususta göz önüne alınarak ) uzman bilirkişiye uygulamayı gösteren yeterli açık rapor ve kroki tanzim ettirilmeli, bundan sonra toplanan deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Davacının murisi Kerim hakkında verilen elatmanın önlenmesi yolundaki 1968/97 E. 195 K sayılı kesin hükmün davacı tarafı halefiyet yolu ile bağlayacağı HUMY'nın 230. maddesi uyarınca kesin hükmün hiçbir şekilde gözardı edilemeyeceği gözetilmeden yetersiz araştırma ve inceleme neticesinde kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 05/06/2003 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy