(4721 S. K. m. 713) (6831 S. K. m. 1, 2)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 13.11.1998/6390-11742 sayılı bozma kararında özetle: "Davacı, kadastro sırasında çalılık, fundalık olarak tespit dışı bırakılan yerin adına tescilini istediğine göre, taşınmazın orman sayılan yerler olup olmadığı araştırılması, komşu parsel ve dayanakları getirtilip uygulanması ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra Hazinenin davasının reddine, Ahmet'in davasının kabulüne, D...'deki 15.10.2001 tarihli fen bilirkişi raporunda a= 3250 m2 taşınmazın davacı Ahmet adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve davalı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesine göre tescil istemi niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Bozma kararına uyulmuş olmasına rağmen bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki; dosyaya ibraz edilen uzman orman bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın eğiminin % 10-15 olup, içinde 40-100 yaşlı zeytin ağacı bulunduğu, 1980 tarihli memleket haritasında yeşil işaretli zeytinlik olduğu açıklanmış, zeytinlerin aşılanıp aşılanmadığı ve hangi tür ağaçlardan aşılandığı belirtilmediği gibi taşınmazın memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planındaki konumu gösterilmemiş ve en eski tarihli memleket haritası uygulanmamıştır.
Bu nedenle, orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde, orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli;
Keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; kesinleşmiş tahdit söz konusu olmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; memleket haritası ve kadastro paftası ölçekleri eşitlenip biribiri üzerine aplike edilerek çekişmeli ve komşu taşınmazların memleket haritasına göre, konumu saptanıp; bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilip, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tam olarak belirlenmeli, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yer olduğu iddiası ile dava açan Hazineden orman olarak Hazine adına tescile karar verilmesini isteyip istemediği sorulup açıklattırılmalı, çekişmeli taşınmazın öncesinin delicelik olduğu ve deliceliklerden zeytin aşısı yapıldığının tam olarak belirlenmesi halinde, böyle bir yerin zilyetlikle gerçek kişi tarafından kazanılabilmesi için 3573 Sayılı Yasa uyarınca TAHSİS yapılmadığı anlaşıldığından, gerçek kişi adına tescile karar verilebilmesinin mümkün olamayacağı düşünülmeli; kaldı ki; davacı Ahmet'in aynı yer için son 10 yıldır ECRİMİSİL ödemekte olduğu anlaşıldığından yine gerçek kişi adına tescilin mümkün olamayacağı kabul edilmelidir.
Bundan ayrı; davacı Ahmet'in ayrıca sulh hukuk mahkemesinde açmış olduğu 1996/123 E. sayılı tescil dosyasında dava edilen ( B ) ile gösterilen yerin hemen bitişik yer olup, bu yerin orman sayılan 60-70 yaşlı ağaçlarla kaplı olduğu belirlenerek tescil talebinin red edildiği ve Yargıtay aşamasından geçerek kesinleştiği, bu dosyadaki orman bilirkişi raporunda da dava konusu taşınmaz yönünün çalılık olarak açıklandığı anlaşılmıştır.
Açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı, çekişmeli taşınmazın gerçek kişi tarafından zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olmadığı anlaşıldığından, Hazinenin talebi açıklattırılarak yukarıda açıklandığı şekilde orman araştırması yapıldıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 03.06.2003 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy