(3402 S. K. m. 4)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında Ç... Köyü 101 ada 32 parsel sayılı 15.773.83 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 1937 tarih 149 numaralı vergi kaydı ile davalı adına tespit edilmiştir. Davacı Orman Yönetimi, çekişmeli taşınmazın orman niteliğinde olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi ile dava konusu parselin ( a ) harfi ile gösterilen 6800 m2 miktarındaki bölümün davalı adına, geriye kalan bölüm ise orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
Hükme esas alınan uzman orman bilirkişi raporunda dava konusu olan taşınmazın üzerinde orman ağaçları ve orman bitki örtüsü bulunmadığını verimli toprağı olan tarım toprağı olduğunu, yörede yapılan ancak kesinleşmeyen orman tahdidinde nizalı taşınmazın tahdit dışında kaldığını, 1950 tarihli hava fotoğrafında beyaz renkli tarım alanında kaldığını, 1951 yapımlı, 1957 baskılı memleket haritasında doğu kısımdaki 1500 m2 miktarındaki kısmın yeşil renkli ormanlık alanda geriye kalan kısmın ise, beyaz renkli tarım alanında kaldığını, nizalı taşınmaza revizyon gören 1937 tarih 149 sayılı vergi kaydının miktarının 6800 m2 olduğunu ve a harfli olan bu kısmın orman sayılmayan yerlerden olduğunu, miktar fazlası olan 8973.83 m2 miktarındaki kısmın ise, orman niteliğindeki yerlerden olduğunu açıklayarak nizalı taşınmazın resmi belgelerdeki konumunu işaretlemiştir.
Yörede 3402 Sayılı Yasa gereğince yapılan orman sınırlandırma çalışmaları bu dava nedeni ile kesinleşmemiştir. Kural olarak bir yerde kesinleşen orman tahdidinin bulunmaması halinde çekişmeli taşınmazın orman olup olmadığı yolunda yapılacak araştırmada memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planı uzman bilirkişiler marifetiyle uygulanması, yapılan uygulama sırasında çekişmeli taşınmazın bu belgelerdeki yeşil ormanlık alana tekabül eden orman olan kısmı ile beyaz alana tekabül eden orman olmayan kısımlarının belirlenmesi gerekmektedir. Vergi kayıt miktarı bu ayrımın yapılmasında esas alınamaz. Şöyle ki; uzman bilirkişiler tarafından yapılan uygulama neticesinde çekişmeli taşınmazın yeşil ormanlık alanda kaldığı belirlenen kısmı vergi kayıt miktarındaki yüzölçümünden daha fazla olabilir. Bu durum ortaya çıktığında vergi kaydının esasen orman içinde orman olan kesimlerde dayanak olarak kabulüne yer yoktur. Kaldı ki; davalının dayandığı 149 numaralı vergi kaydının hudutları "çamlık, bayır, meşelik, köy tarlası" olup söz konusu vergi kaydının here yere uyabilen bir kayıt olduğu da açıkça bellidir.
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde, orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş tahdit söz konusu olmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, çekişmeli taşınmazın memleket haritasına göre, konumu saptanıp; bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilip, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ve nizalı taşınmazın orman niteliğinde olup olmadığı saptanmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı Orman Yönetiminin ve davalı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 05.06.2003 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy