(6831 S. K. m. 2/B) (3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 25.03.1998 tarihli bozma kararında özetle: "Davacı tarafından açılan tescil davasının orman tahdidine itiraz davasına dönüşebilmesi için, davalı yerin kısmen veya tamamen orman tahdit sınırları içine alınmış olması gerektiği belirtildikten sonra taşınmazın öncelikle orman tahdit hattına göre konumunun saptanması, orman tahdit sınırları içinde kaldığı belirlendiği taktirde görevsizlik kararı verilmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne, fen bilirkişi raporunda gösterilen 9133 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline, katılanın davasının açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Davanın devamı sırasında yapılan orman tahdidi ve 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacı yararına zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki;
1- Çekişmeli taşınmazın bulunduğu Ç... Köyünde 1974 yılında arazi kadastrosunun yapıldığı ve taşınmazın tespit dışı bırakıldığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Ancak, mahkemece bu yere ait kadastro paftasının düzenlenme tarihi araştırılarak paftanın düzenlendiği tarihten davanın açıldığı tarihe kadar 20 yıllık edinme süresinin dolup dolmadığı üzerinde durulmamıştır.
2- Bundan ayrı; mahkemece dinlenen yerel bilirkişi ve tanık anlatımları yeterli değildir. Taşınmazın taşlık ve kayalıktan imar ve ihya edildiğinden söz edilmişse de, kesin tarih ve olgulara dayanılmamıştır. Komşu 101 sayılı parsele uygulanan 1973 tarihli tescil tapusu çekişmeli yeri "kah" olarak okumaktadır. 1973 tarihinde "kah" niteliğinde olan taşınmazda imar ve ihyanın başlangıcı ve tamamlanma tarihi, zilyetliğin süresi, kesin ve net bir biçimde belirlenmemiştir.
Hazineye karşı gerçek kişinin zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının varlığını kanıtlaması gerekir. Bu sebeple, yeniden yapılacak keşifte, davacının varsa zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenip, zilyetliğin nasıl ve ne zaman başladığı; kaç yıl süre ile ne şekilde devam ettiği sorulup, yeterli ve kesin yanıtlar alınmalıdır.
Ayrıca, bu taşınmaz tapulama dışı bırakıldığına göre, tapulama paftası ile komşu parsellerin tümünün tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanarak, ne sebeple tapulama dışı kaldığı araştırılıp, komşu parsel tutanak ve dayanaklarının, bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri ve zilyetlik yolu ile kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı belirlenmelidir.
Toprak bilgisine sahip tarım uzman bilirkişi görevlendirilip, taşınmazdan muhtelif toprak numuneleri alınıp, ilgili kurumda incelettirilip, tarım toprağı olup olmadığı ve tarım toprağı ise, kaç yıldır, ne şekilde kullanıldığı saptanıp; bu yolda, bilimsel verilere dayalı kapsamlı rapor düzenlettirilmelidir.
3402 sayılı yasanın 14. maddesindeki kısıtlamalar nedeniyle davacının zilyetlik yolu ile kazandığı toprak bulunup bulunmadığı; varsa, cinsi ve miktarı Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden ayrı ayrı araştırılıp, başka tescil davası olup olmadığı da Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulmalı, anılan maddede vurgulanan miktarların aşılıp aşılmadığı saptanmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2. bentlerde açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 17/06/2003 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy