(1086 S. K. m. 29)
Dava: Taraflar arasında görülen itirazın iptali davası sırasında davalı taraf vekili 08/11/2002 günlü dilekçesiyle reddi hakim yoluna başvurmuştur.
Bu konuda verilen kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiş olmakla, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: 1- Yerel mahkemelerce verilen ve Yargıtayca incelenip karara bağlanan hakimin reddine ilişkin kararların karar düzeltme yolu ile incelenmesi olanaksızdır.
2- Ne varki; somut olayda, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ve dairemizce, davalıya çıkartılan tebligat parçasında, 13.01.2003 ve 14.01.2003 tarih damgası bulunmasına karşın, temyizin 23.01.2003 tarihinde yapılması dikkate alınarak, dilekçenin süre yönünden reddine karar verilmiş, ancak PTT Genel Müdürlüğü Bursa Pim Müdürlüğünün 06.05.2003 gün 4.16.00.23/30102.2558 sayılı yazısı ve eklerinde, tebligatın davalı vekili 17.01.2003 tarihinde yapıldığının bildirildiği görülmüştür. Dosyaya getirtilen bu belgeye göre, temyiz süresinin hesaplanmasında Dairemizce maddi bir yanılgıya düşülmüş olduğu saptanmış, bu nedenle davalının bu talebinin H.Y.U.Y.nın 440. maddesinde yazılı karar düzeltme yolu değil H.Y.U.Y.nın 80 ve 459 madde hükümlerine göre maddi hatanın düzeltilmesi talebi olarak kabulünün gerektiği kanaatine varılmıştır.
Oluşan yeni duruma göre, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulü ile, Dairemizin 08.04.2003 gün ve 2003/1598-2736 sayılı dilekçenin reddine ilişin ilamının kaldırılmasına karar verilerek, dosya yeniden incelendi;
Yargılama sürerken davalı vekili 08.11.2002 tarihli dilekçesi ile mahkeme heyeti hakkında Adalet Bakanlığına şikayette bulunduğunu belirterek reddi hakim yoluna başvurmuştur. Bilindiği gibi, yargılama sürerken taraflardan birinin mahkeme hakimi heyeti hakkında şikayette bulunması veya aleyhlerine dava açılmış olması H.Y.U.Y.nın 29/5 maddesinde belirtilen "davalı olmak" anlamında yorumlanamaz.
Böyle bir kabul, yargılama yapan tüm hakimlerin kötü niyetli taraflarca reddedilebilmesini kolaylaştıracağı gibi, bu hakkı kötüye kullanmak isteyenlerin davranışını da korumak anlamına gelir. Hiçbir hukuk kuralı kötü niyetliyi korumaz. Aksini kabul etmek, kötü niyetli kişilerce açılacak uydurma davalar ve şikayetler sonucu, davaya bakan hakimlerin sağlıklı, baskıdan uzak ve hür iradeleri ile görev
yapmalarına da engel olacaktır. İncelenen dosya kapsamına göre, hakimin reddi için ileri sürülen hususlar H.Y.U.Y.nın 29. maddesinde tanımı yapılan sebeplerden değildir. Açıklanan nedenlerle hükmün esasına yönelik temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3- Davalı vekilinin para cezasına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
01.08.1999 tarih ve 23773 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 4421 Sayılı Türk Ceza Yasası ile Cezaların İnfazı Hakkında Yasada Değişiklik Yapılmasına Dair Yasanın 4. maddesiyle değişik Türk Ceza Yasasının Ek 1. maddesinin b/7 bendine göre, 01.01.1981-31.12.1987 tarihleri arasında yürürlüğe girmiş olan ve H.Y.U.Y.nın 36. maddesini değiştiren 2494 Sayılı Yasa ile, bu maddedeki para cezaları 393 misline çıkarılmıştır. Ancak, bu suretle belirlenecek para cezası, 3506 Sayılı Yasa ile ek ve 4421 Sayılı Yasa ile değişik TCY.nın ek 4. maddesi hükmüne göre, hükmedilecek hafif para cezaları, TCY.nın 24. maddesindeki alt sınırı gösteren miktardan az olamayacağı gözetilerek, yine 4421 Sayılı Yasanın 5. maddesiyle değişik TCY.nın ek 2. maddesi gereğince, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 04.01.1961 tarihli ve 213 Sayılı Vergi Usul Yasasının mükerrer 298 maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerlendirme oranında artırılarak temel para cezasının belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılan hesaplama sonucu, somut olayımızdaki reddi hakim talebinin yapıldığı 31.03.2003 tarihi itibariyle, H.Y.U.Y.nın 36/4 maddesi gereğince hükmedilecek hafif para cezasının alt ve üst sınırı arasında bir fark kalmadığından, bu maddeye göre verilecek hafif para cezaları 86.694.000.- TL'dan fazla olamaz.
Sonuç: Yasada belirtilen bu değişiklik dikkate alınmadan davalı aleyhine toplam 163.578.072.- TL para cezasına hükmedilmiş olması isabetsiz ise de, bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden, 06.01.2003 tarihli mercii kararının hüküm bölümünün 3 numaralı bendindeki "her bir hakim için 54.526.024.- TL olmak üzere toplam 163.578.072.-TL'nın" çıkarılarak bunun yerine "86.694.000.-TL.nın" hükme ilave edildikten sonra kararın H.Y.U.Y.'nın 438/7 maddesi uyarınca düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine 17/09/2003 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy