(3402 S. K. m. 4) (6831 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 23.05.2000 tarih ve 1592-4892 sayılı bozma kararında özetle: Taraflar arasında Çayırbaşı Köyü 219 parsel ile ilgili davanın reddine karar verilmişse de yapılan araştırma ve uygulananın yetersiz olduğu, 1976 yılında 1941 yılında yapılan orman kadastrosunun aplikasyonu yapılırken anılan kadastronun 36 numaralı tutanakta açıklanan orman sınır noktalarının açı ve mesafe bilgilerinden faydalanılmadığı, açı ve mesafelerden hiç bahsedilmeden yalnız orman kadastro sınır noktaları açıklanarak uygulama yapıldığı, aplikasyon haritasında 3461, 3462, 3433, 3434 ve 3435 orman sınır noktaları ile aplikasyon işlemine esas olan tahdit haritasındaki aynı noktaların yön, açı ve mesafe olarak farklı oldukları halde bu yönler üzerinde durulmadığı, mahkemece yeniden üç uzman orman mühendisi aracılığıyla keşif yapılarak kesinleşen 1941 yılı kadastro haritası ve 21.07.1941 tarih, 36 numaralı tutanak içeriğinden faydalanılması, orman sınır noktalarının zeminde bulunması, taşınmazın 1941 kadastrosu içinde kalıp kalmadığının saptanması, yine 1976 yılındaki aplikasyon sırasındaki haritadaki konumunun belirlenmesi, aplikasyon hatası bulunup bulunmadığının saptanması, taşınmazın orman kadastrosu dışında kaldığı saptanırsa kadastronun 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğünden önce kesinleştiği dikkate alınarak en eski tarihli memleket haritası ve amenajman planı getirtilerek çevresiyle birlikte çekişmeli taşınmaza uygulanması ve taşınmazın bu belgelere göre konumunun belirlenmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu 219 parselin orman kadastrosu sınırları içine alınması işleminin iptaline, davalıların elatmasının önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, hatalı aplikasyon nedeniyle orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1959 yılında yapılan arazi kadastrosunda taşınmaz 219 parsel numarasında kişi adına tespit edilmiş, aynı yerde 1941 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan orman kadastrosunda taşınmaz orman sınırları dışında bırakılmıştır. Daha sonra 1976 yılında 1744 Sayılı Yasaya göre yapılan orman kadastrosu ve aplikasyon sırasında orman sınırları içine alınmıştır. 1988 yılında 3302 Sayılı Yasaya göre yapılan orman kadastrosunda taşınmazın durumu değişmemiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın 1941 yılında yörede yapılan kadastroda tapulu olması nedeniyle orman sınırı dışında bırakıldığı ve bilirkişi raporuna göre taşınmaz orman olup, 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre devletleştirilmişse de, 5658 Sayılı Yasa gereğince iadeye tabi yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli olmadığı gibi, hükmüne uyulan bozma kararının gereği de yerine getirilmemiştir.
1- Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, yörede ilk orman kadastrosunun 1941 yılında yapılıp kesinleştiği ve orman kadastro tutanağının 36. sayfasında 3433 sayılı orman sınır noktasından 3462 sayılı orman sınır noktasına kadar Korutepe Devlet Ormanı olarak sınırlandırıldığı ve 3443, 3444, 3445, 3446 ve 3447 orman sınır noktaları ile çevrili alana İ. B. M. tarafından Nisan 1932 tarih, 25 cilt, 39 sahife ve 75 sıra numaralı, 3 dönüm yüzölçümlü Ağılkorusu Hamza Bey Vakfından D-KM., B:Yol, G: M. tarlası sınırlı tapu kaydı ibraz edildiği, bu nedenle iş bu arazinin sahibine terkedildiğinin yazıldığı ve orman kadastrosunun bu şekilde kesinleştiği;
2- Yörede 1959 yılında arazi kadastrosu yapıldığı ve 15.030 m2 yüzölçümündeki 219 parselin tutanağının edinme sütununda H. oğlu M.'e ecdadından intikal ettiği ve 1935 tarihli noter senedi ile M. çocuklarına satıldığı, onların da paylaşmaları sonucu M. oğlu İ. Ç.'ya düştüğü, 1937 tarih 32 tahrir numaralı vergi kaydının bu parsele ait olduğu, aradan yol geçmekle ikiye bölündüğü belirtilerek İ. Ç. adına tesbit edilmiş ve itirazlar üzerine komisyonun 08.05.1969 günlü kararıyla M. Ç. mirasçıları ile A. Ç. ve A. E. adlarına tespitine karar verildiği ve dava açılmadığından tapu kaydı komisyon kararında yazılı kişiler adına oluştuğu ve sonradan satış yoluyla davacıya geçtiği, 32 numaralı vergi kaydının E. B., M. Ç., İ. Ö. adlarına yazılı olduğu;
3- 1976 yılında 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik hükümlerine göre aplikasyon ve 2. madde uygulaması yapan 19 numaralı Orman Kadastro Komisyonunun daha önce 1941 yılında tapu ibraz edilmesi nedeniyle 3443 ila 3446 orman sınır noktalarıyla orman sınırı dışında bırakılan yeri orman sınırları içine aldığı ve işlemi 11.10.1977 tarihinde ilana çıkardığı ve işlemin kesinleştiği, her ne kadar Daireninin 23.05.2000 tarihli bozma kararında bu işlemin ilan edilmediğine değinilmişse de, evrakın bozma kararından önce mi, yoksa sonra mı getirildiği anlaşılamamakla birlikte ilan tutanağının dosya içinde mevcut olduğu;
4- 28.03.1988 tarihli Orman Genel Müdürlüğü emriyle ve 6831 Sayılı Yasanın 3302 ve 3373 Sayılı Yasalar ile değişik hükümlerine göre 2/B madde uygulaması ve henüz sınırlaması yapılmamış ormanların orman kadastrosunu yapmak üzere görevlendirilen 57 numaralı Orman Kadastro Komisyonunun 27.06.1988 tarihinde işe başlayarak dava konusu taşınmazı yine önceden 1744 Sayılı Yasa uygulamasında olduğu gibi, orman sınırları içinde bıraktığı ve işlemi 13.12.1989 tarihinde ilana çıkardığı, davacının tapu kaydına dayanarak 17.07.1995 tarihinde temyize konu davayı açarak aplikasyon ve sınırlandırma işleminin iptalini istediği;
5- Gerek bozma kararından önce, gerekse sonra alınan bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmaz 1941 yılında yapılan orman kadastrosunda tapulu olması nedeniyle orman sınırı dışında bırakılmışsa da, 1940 tarihli hava fotoğrafları ve bunlara dayalı olarak düzenlenen memleket haritasında orman niteliğinde olduğu, 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre devletleştirildiği, 5658 Sayılı Yasa gereği iade koşulları taşıyan yer olduğunun belirtildiği;
6- Gerek bozma kararı öncesi ve sonra düzenlenen raporlarda, orman kadastro haritaları ile kadastro paftalarının ölçeği denkleştirilip birbiri üzerine aplike edilerek arazi kadastro paftası üzerinde 3443 ila 3447 orman sınır noktalarının dava konusu 219 parselin hangi bölümlerine isabet ettiği, başka bir anlatımla, sözü edilen bu orman sınır noktalarının tamamının mı, yoksa bir kısmının mı dava konusu 219 numaralı parselin içinde veya dışında kaldığının belirlenmediği, çekişmeli 219 parsele uygulanan 32 numaralı vergi kaydının getirtilmediği ve keza bu parsele 1941 tarihli orman kadastro tutanaklarına yazılı Nisan 1932 tarih 75 numaralı tapu kaydının revizyon gösterilmediği, sözü edilen tapu kaydının gerçekten 219 parsele mi, yoksa başka bir yere mi, ait olduğu konusunun araştırılmadığı ve tapu kaydı dava dosyasına getirtilmediği gibi, kadastro sırasında başka parsellere uygulanıp uygulanmadığının da araştırılmadığı;
O halde; davanın sağlıklı sonuca ulaştırılması için 1941 tarihli orman kadastro tutanaklarında yazılı Nisan 1932 tarih 25 cilt, 39 sahife, 75 sıra numaralı İbrahim Bini M. adına olan tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm gittileri ile Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve yerel tapu idaresinden ayrı ayrı istenmeli; bu kaydın 1959 yılında yapılan kadastro sırasında başka parsellere revizyon görüp görmediği Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulmalı; 219 parselin tespitine esas alınan 32 tahrir numaralı vergi kaydı da Özel İdare Müdürlüğünden istenmeli; bundan sonra önceden dosyada görev almamış bir harita, mühendisi veya fen memuru ile üç uzman orman yüksek mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılarak 219 numaralı kadastro parselinin 3443 ila 3448 orman sınır noktaları ile çevrili alanın içinde kalıp kalmadığı, kalıyorsa hangi bölümlerinde kaldığı, 1/2000 ölçekli kadastro paftası ile 1/10000 ölçekli orman kadastro haritası ve 1/10000 ölçekli orman kadastro haritası ve aplikasyon haritası ölçekleri denkleştirilerek belli ve sabit noktalardan yararlanılmak suretiyle ve yerel bilirkişi aracılığıyla yerine uygulanmalı; uzman orman mühendisleri, 3443 ila 3448 orman sınır noktalarının çevirdiği alanın 1940 tarihli hava fotoğraflarında ve daha sonra bu haritalara göre düzenlenen memleket haritasında orman olduğunu ve halen de eylemli orman olduğunu bildirdiklerinden bu yer tapu kaydı kapsamında kalsa bile ilk orman kadastrosu 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğü tarihinden önce yapılmış olması nedeniyle 4785 Sayılı Yasa hükmüne göre devletleştirildiği kabul edilmeli ve gerek 1941 tarihli, gerekse 1977-1988 tarihli aplikasyon tutanaklarında 3443 ila 3448 orman sınır noktaları ile çevrili bu alanın dört tarafı kesinleşmiş devlet ormanı olması nedeniyle 5658 Sayılı Yasa hükmüne göre iade kapsamı dışında olduğu göz önünde bulundurularak davanın reddine karar verilmeli; yapılan uygulamada dava konusu 219 parselin bulunduğu alanın orman kadastro haritasında tahdit dışında başka bir yere isabet ettiğinin saptanması halinde, buna göre Dairenin 23.05.2000 gün ve 2000/1592-4893 sayılı bozma kararında açıklanan ilkelere göre araştırma ve uygulama yapılmalı; gerektiğinde 1941 tarihli tahdit evrakında sözü edilen Nisan 1932 tarih 75 numaralı tapu kaydı komşu parsel kayıtlarından yararlanılarak yerine uygulanmalı; fen ve orman bilirkişilerinden 1941 tahdit hattı ve daha sonraki aplikasyon hatları ile kadastro paftasının birbiri ile irtibatını gösterir müşterek imzalı rapor alınmalı ve bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Bakanlığı ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 26.06.2003 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy