(6831 S. K. m. 1, 17/1-2)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda, davanın reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Hazine, G... Köyü N... Mevkiinde bulunan 4 yönü orman ile çevrili 11000 m2 yüzölçümündeki taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden iken tescile konu olabilecek hale geldiğini, 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen 2000/498 E., 2001/419 K. sayılı kararında da taşınmazın tarım alanı olduğunun belirlendiğini, davalı gerçek kişinin taşınmazı fuzuli şagil olarak kullandığı, Fen Bilirkişiler Tursun ve Ali'nun 11.07.2001 tarihli raporunda gösterilen 11000 m2 bölümünün Hazine adına tapuya tescili iddiasıyla dava açmıştır.
Mahkemece; çekişmeli taşınmazın davalı gerçek kişinin kullanımındaki tarım alanı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklama ve dosya kapsamına göre dava, tapuya tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Resmi belgelerin uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporlarıyla, çekişmeli parselin orman sayılmayan, tarım alanı niteliğinde olduğunun belirlendiği, davalı gerçek kişi yararına kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu yerin Medeni Yasanın 713. madde hükmüne göre adına tapuya tescili iddiasıyla Hatice'nın 06.03.1989 tarihinde, Hazine ve G... Köyü Tüzel Kişiliği aleyhine açtığı tescil davasının kabulüne ilişkin Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.11.1991 gün ve 1989/143-479 sayılı kararı Orman Yönetimi ve Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesi tarafından orman araştırmasının yetersiz olduğuna değinilerek bozulmuş, bozma sonrası Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.03.1996 gün ve 1993/299-94 sayılı davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararı kesinleşmiştir.
Orman Yönetiminin davalı Hatice ve G... Köyü Tüzel Kişiliği aleyhine açtığı tescil davasının kabulüne ve fen elemanı bilirkişi Tursun'ın 10.04.2001 tarihli rapor ve krokisinde ( A ) ile gösterilen 1600 m2 ve ( D ) ile gösterilen 42000 m2 bölümlerinin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline ilişkin 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.11.2001 gün ve 2000/498-419 sayılı kararı da dava tarihinden önce kesinleşmiştir.
Hazine, 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/498 sayılı dosyasında fen elamın bilirkişi Tursun'ın krokisinde ( B ) ile gösterilen 11000 m2 bölüm için dava açmıştır. Gerek uygulanan eski tarihli belgelerde, gerekse çekişmeli taşınmazın tarif edilen eylemli sınırlarına göre, Hazinenin davasına konu bu bölümün doğu ve batıdan mahkeme kararı ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescil edilen eylemli orman alanı niteliğindeki taşınmazlar, güneyden ve kuzeyden de yine arazi kadastrosu ve orman kadastrosu yapılmamış eylemli devlet ormanı ile çevrili olduğu, bu haliyle etraflarındaki orman alanları ile bütünlük arz eden ve orman sayılan yerlerden kabul edilen orman içi açıklığı olduğu anlaşılmaktadır.
6831 Sayılı yasanın 17/1-2. Maddesi gereğince "devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlenmesi ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet ormanlarının herhangi bir surette yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yolları ile elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan orman idaresince el konulur. Yanan yerlerde husule gelen enkaz hiçbir surette eşhasa satılamaz. Bunlar resmi daire ve müesseseler ihtiyacına tahsis olunur."
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenlerle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat, ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 sayılı yasanın 1. Maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. Maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerler dışında hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıkların kazanılamayacağı ilkesini içermektedir. Ve amacı orman bütünlüğünü korumaktır.
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır.
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi veya kurumların ormandan toprak kazanmasına olanak veren 3402 sayılı yasanın 45. Maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E:K; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiştir.
Dolayısıyla bu yollarla ormandan toprak kazanılmasından söz edilemez.
Mahkemece, yukarıdaki açıklamalar ışığında, çekişmeli taşınmazın çevresindeki orman alanları ile bütünlük arzeden ve orman sayılan yerlerden olan orman içi açıklığı olduğu, ormanların mülkiyetinin Hazineye ait olduğu, taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili iddiasıyla Hazinenin dahi her zaman dava açabileceği gözetilerek, davanın kabulüne ve çekişmeli taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, davaya konu edilen taşınmaz bölümünün özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın reddi yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 26.06.2003 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy