(3402 S. K. m. 18) (6831 S. K. m. 11)
Dava: Taraflar arasındaki orman tahdidine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 17.04.2000 tarihli bozma kararında özetle: "Davanın, 2896 Sayılı Yasaya göre yapılan yeniden sınırlamaya itiraz davası olduğu açıklandıktan sonra öncelikle 1973 yılında yapılan ve kesinleşen orman tahdidine ilişkin haritanın usulünce uygulanması, taşınmazın orman tahdit sınırı içinde olduğu saptandığı takdirde davanın reddedilmesi, ilk tahditte orman tahdit sınırı dışında ancak 2896 Sayılı Yasaya göre yapılan orman tahdidinde orman tahdit sınırı içinde olduğu saptandığı takdirde öncesinin araştırılması, bunun için memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planının usulünce uygulanması, taşınmaz tapulama dışı bırakılan yer olduğundan orman sayılmayan yer olduğu belirlendiği takdirde tahdidin iptali ile yetinilmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve fen bilirkişi krokisinde ( A ) ile işaretli 19500 m2'lik taşınmazı orman sınırı içine alan tahdidin iptaline karar verilmiş, hüküm davalı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, orman tahdidine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 19.12.1973 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1985 yılında yapılıp eldeki davaya konu olduğu için kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesi ile hüküm kurulmuştur. Ancak, davacı vergi kaydına dayanmaktadır. Bu kayıt 60'Ar miktarlı ve iki hududu itibarıyla "fundalık" sınırlıdır. Değişir sınırlar içeren bu kaydın dava dışı 2820 ve 2821 parsellere uygulandığı, miktarı kadar yerin bu parsellerde kişi adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Vergi kaydı, kişinin lehine olduğu kadar aleyhine de delil teşkil eder. Miktar fazlasını oluşturan çekişmeli yerin orman sınırına elatılarak edinildiği ve süresi ne olursa olsun zilyetlikle kazanılamayacağı düşünülerek, davanın reddi gerekir. Açıklanan yön gözetilmeksizin yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Yönetime iadesine 17.06.2003 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy