(3402 S. K. m. 16) (6831 S. K. m. 2, 17) (2709 S. K. m. 169, 170)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı orman yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 10.12.2002 tarihli bozma kararında özetle, "Çekişmeli taşımazların Devlet ormanı olarak tespit gördüğü ve davacı TCDD. Genel Müdürlük tarafından 101 ada 1 parselin 59.000 m2'lik, 262 ada 1 parselin 21.000 m2'lik kesimlerine dava açıldığı, taşınmazların kullanım hakkının orman yönetimine ait olduğu açıklandıktan sonra orman yönetiminin de davada taraf sıfatı alması gereğine" değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne, 262 ada 1 parselin 3000 m2 ve 22.700 m2 olmak üzere toplam 25.750 m2'si, 101 ada 1 parselin 59.450 m2'si ile ilgili orman tahdidinin iptaline, 3402 Sayılı Yasanın 16/B maddesi gereğince demiryolu olarak haritasında gösterilmesine karar verilmiş, hüküm davalı orman yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 19.6.1998 tarihinde ilan edilip kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması bulunmaktadır. Davacı TCDD. yönetimi, 101 ada 1 parselin 59.000 m2 ve 262 ada 1 parselin 21.000 m2'lik kesimlerinin Devlet Demiryolları Kamulaştırma Alanı içinde kaldığı iddiası ile tapunun iptalini ve bu bölümlerin TCDD adına tescilini istemiştir. Yerel mahkeme davayı kabul etmiş, orman yönetimi ve Hazine kararı temyiz etmiştir.
Öncelikle dayanak gösterilen Samsun Kadastro Mahkemesinin 1996/40 E., 1998/12 K. sayılı 29.4.1998 tarihli kararı, 531 sayılı parselle ilgili olup, dava konusu taşınmazla alakası yoktur. Ayrıca; dosya kapsamına, toplanan kanıtlara, özellikle uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve krokiye göre dava konusu taşınmazın orman tahdit sınırları içinde kaldığı ve öncesinin de memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğraflarına göre orman sayılan yerlerden olduğu kanıtlanmıştır.
Ormanlar üzerinde tapu ve zilyetlik yoluyla taşınmaz kazanımına olanak sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları Anayasa Mahkemesinin 1.6.1988 gün ve 31/13 E. - K.; 14.3.1989 gün ve 35/13 E. - K. ve 13.6.1989 gün ve 7/25 E. - K. sayılı kararları ile iptal edilmiştir. Bu yollarla ormandan toprak kazanma olanağı bulunmadığı gibi, ormanlar hiçbir şekilde kamulaştırmaya tabi tutulamaz.
Herhangi bir şekilde kamulaştırma yapılmış olsa dahi, Anayasanın 169-170. maddeleri ile 6831 sayılı Orman Yasası karşısında geçersizdir.
Somut olayda; yerel mahkeme kamulaştırmayı esas almak suretiyle orman tapusunun iptaline karar vermiştir. Oysa, yukarıda değinildiği gibi kamu malı olan ormanlarda kamulaştırma söz konusu olamayacağı cihetle mahkeme gerekçesinin yasal dayanağı bulunmamaktadır.
Başka parselle ilgili karar, içerik ve sonuç itibariyle emsal teşkil edemez, bağlayıcılığı da yoktur. Her somut olay kendi dayanakları, kendi oluşumu ile değerlendirilir.
Bütün bu nedenlerle, dinlenme olanağı bulunmayan davanın reddi gerekirken, kabulü usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; orman yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran orman yönetimine iadesine 24.6.2003 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy