(3402 S. K. m. 13, 14)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kısmen kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili ile Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı gerçek kişiler, 23.08.1991 tarihinde asliye hukuk mahkemesinde dava açarak K... Köyü, H... Mevkiinde bulunan üç parça taşınmazın murislerince açılarak ihya edildiği iddiası ile tespit dışı bırakılan bu yerlerin adlarına tescilini istemişlerdir. Aynı tarihte açtıkları bir diğer davada ise, 278, 279, 280, 281, 283 ve 293 parseller arasında bulunan taşınmazın murisleri adına tapu kaydı bulunduğu ve bu yerin tespit dışı bırakıldığı iddiası ile tescil isteminde bulunmuşlar, iki dava birleştirilmiştir.
Yargılama aşamasında ise, fen elamanlarınca düzenlenen krokide ( A ) ve ( B ) ile gösterilen kesimlerde tapu kaydına, ( C ) ve ( D ) ile gösterilen kesimlerde ise zilyetliğe dayandıklarını açıklamışlardır.
Mahkemece, ( A ) ve ( B ) ile işaretli bölümler yönünden davanın kabulü ile davacılar adına tesciline, ( C ) ve ( D ) bölümleri yönünden ise, bu kesimlerde arazi kadastrosunun kesinleşme tarihinden itibaren 20 yıl zilyetlik süresinin dolmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 15.06.1971 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Davacı gerçek kişiler kısmen tapu, kısmen zilyetliğe dayanak tespit dışı kalan taşınmazların adlarına tescilini istemişlerdir.
Mahkeme davayı kısmen kabul, kısmen reddetmiştir.
1- Toplanan kanıtlara, dosya kapsamına ve Hukuk Genel Kurulu'nun 11.10.2000 tarih 2000/8-1264 E.1250 K. sayılı kararına göre krokide ( C ) ve ( D ) işaretli kesimlerinde gerçek kişiler lehine kazanma koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla bunlarla ilgili olarak istemin reddi yolunda kurulan hüküm usul ve yasaya uygun olup, gerçek kişilerin temyiz itirazlı yerinde görülmemiştir.
2- 22.09.1999 tarihli üç imzalı krokide ( A ) ve ( B ) ile işaretli kesimlere gelince; keşif sırasında 277, 279, 280 ve 282 sayılı parsellere revizyon gören tapu kaydının iki sınırı dere okuyup, değişir nitelikte olduğu gibi diğer sınırlarının da istem konusu ( A ) ve ( B ) kesimlerini kapsamadığı açıktır. Bu nedenle bu tapuya dayanılarak taşınmazların gerçek kişiler adına tescili yolunda hüküm kurulamaz.
3- Yine dayanak Aralık 1967 tarih 13 numaralı tapu kaydının ise, istem konusu kesime uymadığı belirgin olduğu halde bu kaydın da dayanak alınarak gerçek kişiler lehine tescil yolunda hüküm kurulması mümkün değildir. Şöyle ki; tapu kayıtları uymadığına göre, yalnız zilyetliğe dayalı sav esas alınabilir ki, kadastronun kesinleştiği ve paftaların düzenlendiği tarih itibariyle Hukuk Genel Kurulu'nun 11.10.2000 tarih 2000/8-1264 E.-1250 K. sayılı kararı karşısında bu kesim için de gerçek kişiler lehine kazanma koşullarının oluştuğu söylenemez. Kaldı ki; ( A ) ve ( B ) kesimleri dere çevresi niteliğinde devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, esasen kazanımına olanak da yoktur. Bu nedenlerle, ( A ) ve ( B ) kesimleri yönünden de davanın reddine karar vermek gerekirken, kabulü usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: 1 ) Yukarıda 1. bendde açıklanan nedenlerle; krokide ( C ) ve ( D ) ile işaretli kesimlere yönelik gerçek kişilerin temyiz itirazlarının reddi ile bunlarla ilgili hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının gerçek kişilere yükletilmesine,
2 ) Yukarıda 2. ve 3. bendlerle açıklanan nedenlerle krokide ( A ) ve ( B ) ile işaretli bölüme yönelik Yönetimlerin temyiz itirazlarının kabulü ile bu kesimlere yönelik hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 26/04/2003 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy