(1086 S. K. m. 7, 27)
Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar
Davacı orman yönetimi, Menderes İlçesi Ahmetbeyli Köyünde ilk orman tahdidinin 3116 Sayılı Yasaya göre 1949 yılında yapılarak kesinleştiği ve dava konusu 1647 numaralı parselin kesinleşen orman tahdidine göre 4713-4715 OTS noktalarının oluşturduğu hattın sağ tarafında orman sınırları içinde bırakıldığını, daha sonra aynı köyde 1978 yılında 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması yapıldığını ve bu uygulamanın da kesinleştiğini, çekişmeli taşınmazın bir kısmının orman niteliğini yitirmiş olması nedeniyle XXV. Parsel numarası ile orman sınırları dışına çıkarıldığını, bir kısmının ise, orman sınırları içinde bırakıldığını, daha sonra aynı köyde 1984 ve 1989 yıllarında 2/B uygulaması yapıldığını ve taşınmazın konumunda bir değişiklik olmadığını; ancak, dava konusu 1647 numaralı parsel kısmen orman sınırları içinde olmasına rağmen tapuda tamamının Hazine adına tarla niteliği ile kayıtlı bulunduğunu, bu nedenle 1647 numaralı parselin orman niteliğinde olduğunun tespitini ve orman sınırları içinde kalan kısmının miktar olarak belirlenmesini talep etmiştir.
Dava dilekçesindeki nitelendirmeye göre dava, tespit davası olup, mahkemece davaya hakem sıfatı ile bakılmış ve 1947 parselde kayıtlı taşınmazın A= 174 m2'lik kısmının kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığı ve orman niteliğinde olduğunun tespitine karar verilmiştir. Verilen 28.3.2002 tarihli bu karar Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 26.09.2002 tarihli ilamı ile "Davacı ve davalının 3533 sayılı Mecburi Tahkim Yasasının 4. maddesinde belirtilen kurumlardan olduğu anlaşılmakta ise de, Mecburi Tahkim Usulü ile görülecek davalarda hakemin görevi, taşınmazın nitelik ve mülkiyetinin hangi kuruma ait olduğunu belirlemekten ibarettir. Oysa, somut olayda davanın açılmasından önce yörede yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile taşınmazın nitelik ve mülkiyetinin hangi kuruma ait olduğu belirlenmiştir. O halde halli gereken sorun, kesinleşen orman kadastro harita ve tutanaklarının yerine uygulanarak taşınmazın orman sınırları içinde kalıp kalmadığının belirlenmesi olduğuna göre görev, genel mahkemelere aittir. Mecburi tahkim yolu ile görülme olanağı bulunmayan dava nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasının incelenerek yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır" gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyulmuş ve 10.4.2003 tarihli celsede ara kararı ile "mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verildi; açıklandı, devam olundu." şeklinde görevsizlik kararı verilmiş, ancak bozmanın gereği yerine getirilmemiştir.
Görevsizlik kararı nihai kararlardandır. Mahkeme görevsizlik kararı ile davadan elini çeker. Bu nedenle görevsizlik kararlarının HUMY'nın 388 ve devamı maddelerindeki şartları taşıması gerekir. Mahkeme, görevsizlik kararında görevli mahkemeyi bildirmeli ve dava dosyasının bu (görevli) mahkemeye gönderilmesine karar vermelidir (HUMY madde 27). Ara kararı ile görevsizlik kararı verilip tefhimle duruşmaya devam edilemez. Değinilen yön gözetilmeden işin esası hakkında hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 3.11.2003 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy