(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, Orman Yönetiminin davasının reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca tetkiki Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında, Site Mahallesi 259 ada 1 parsel s. 22.827 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, hali arazi niteliği ile Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı Fazlı Sancar taşınmazın zilyetliğinde olduğunu; Orman Yönetimi ise orman olduğu iddiasıyla dava açmışlardır. Mahkemece Orman Yönetiminin davasının reddine ve dava konusu parselin Fazlı Sancar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit gününden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Mahkemece, eski günlü resmi belgelerin uygulanmasıyla çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacı yararına kazandırıcı zaman aşımı ile taşınmaz edinme koşullarının oluştuğundan söz edilerek davanın kabulü yolunda hüküm kurulmuştur.
Ancak; 12.11.2001 günlü keşif sonunda alınan uzman orman bilirkişi raporunda taşınmazın memleket haritasında orman olarak belirlenen alanda işaretlendiği, kısmen mermer çıkarmak amacıyla kazılmış olduğu, kazılmamış yerlerde ise, 5-15 yaşlarında 1-2 m boyunda, 5-10 cm çapında meşe ağaçları bulunduğu, orman sayılan yerlerden olduğu; davacının itirazı üzerine 03.06.2002 gününde yapılan keşif sonunda rapor veren orman bilirkişi heyetince taşınmazın yine memleket haritasında ilki ile aynı yerde yeşil alanda işaretlendiği halde, sonuç kısmında kayalık ve orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanmıştır. Her iki raporda taşınmazın memleket haritasındaki konumunun aynı olması karşısında 2. raporun içeriği ile sonuç kısmının çelişkili olduğu, çelişkili rapora göre hüküm kurulamayacağı ve taşınmazın orman niteliğinin kabulünün gerekeceği açıktır.
Yine itiraz üzerine 08.05.2003 gününde taşınmazın memleket haritasındaki gerçek yerinin tespiti için bir keşif daha yapmış ve bu keşifte fen elemanları bu kez taşınmazı ilk iki raporda olduğundan farklı bir yerde beyaz (ormansız) alanda işaretlemiş iseler de bir yerin orman olup olmadığının tespiti, ancak bu konuda uzman orman bilirkişileri tarafından yapılabileceğinden bu raporun da hükme esas alınması mümkün değildir. Taşınmazın orman olma olgusu bir yana dosyadaki bilgi, belge ve fotoğraflardan taşlık, kayalık, halen mermer çıkarılan yer olduğu 1986 günlü 60 yıl süreli krom imtiyaz sahası içerisinde kaldığı, maden Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/3 s. dosyasında bu yerle ilgili Fazlı Sancar ile Etibank arasında görülen el atmanın önlenmesi davasında Fazlı Sancar'ın davasının reddine karar verildiği 14. Hukuk Dairesince davalının müdahalesinin ne biçimde olduğu ve davacının zilyetliğinin iktisaba elverişli olup olmadığı, konularının araştırılması gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulduğu, bozmadan sonra davacının davasını takip etmemesi sebebiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği (07.06.1993), kadastro tespitinin ise, 1999 yılında hali arazi cinsiyle yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, tesbit gününe kadar 3402 S. Kanunun 14. maddesinin öngördüğü anlamında çekişmesiz, aralıksız ve ekonomik amaca uygun olarak sürdürülen zilyetlikten söz edilemez. Davacı 155 tahrir no.lu 20 AR miktarında D=İsmail, Mehmet, B= Taşlık, K=Meşe, G=Dere okuyan vergi kaydına dayanmış ise de, yerel bilirkişiler İsmail-Mehmet tarlasını Altıoluk Köyü yolunun üst tarafı olarak tarif etmişlerdir. Bu tarif karşısında vergi kaydının çekişmeli taşınmaza ilişkin olduğunun kabulü de olanaksızdır. Kaldı ki; biran için taşınmaza ilişkin olduğu düşünülse bile zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydına değer verilemez.
O halde, taşınmazın orman sayılan yer olduğu, zilyetlikle iktisaba elverişli olmadığı gibi kazandırıcı zaman aşımı ile mülk edinme koşullarının da zaten davacı yararına gerçekleşmediği gözönünde bulundurularak davanın reddi gerekirken, kabulü yolunda hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istem halinde Orman Yönetimine iadesine 13.05.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy