(6831 S. K. m. 2) (1086 S. K. m. 186)
Dava: Taraflar arasındaki şerh iptali davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı gerçek kişi, Muharrem ve Osman Demir vekili tarafından, davalı aleyhine verilen dilekçe ile 66 parsel sayılı Ayazağa Mahallesindeki 4813 m2 miktarındaki 7 Blok halinde kargir fabrika binası vasfındaki taşınmazın üzerinde 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca orman tahdidi dışına çıkarıldığı alanda kalmaktadır şeklinde şerh bulunduğunu belirterek şerhin iptalinin istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne ve tapu kaydındaki 2/B şerhinin kaldırılmasına dair verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmiştir.
Dava konusu olan 66 sayılı parsel yörede 1969 yılında gerçekleştirilen genel arazi kadastro çalışmalarında 23.11.1959 tarih ve 5 nolu tapu kaydına dayalı olarak dava dışı gerçek kişiler adına tesbit edilmiş ve dava tarihi itibarı ile Teoman Demir adına tapuda kayıtlı iken bu kişi tarafından davalılara karşı bu dava açılmış ise de yargılamanın devamı sırasında 6.10.1999 tarihinde Yapı Kredi Bankası A.Ş adına satış yolu ile devredilmiş olup, Yapı Kredi Bankası A.Ş dava konusu olan taşınmazın davacı gerçek kişi tarafından kendilerine devredilmesi nedeniyle HUMY'nın 186. maddesi uyarınca eski malik davacı gerçek kişinin sahip olduğu hak ve yetkileri kullanabileceğini ve Yargıtay'ın uygulamalarının da bu şekilde olduğunu açıklayarak davayı takip etmiştir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede ilk kez 1938 yılında yapılarak 1939 yılında kesinleşen 3116 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca orman tahdidi, 10.05.1977 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 07.08.1985 tarihinde ilan edilen 2896 Sayılı Yasanın 2/B uygulaması ile 1988 yılında yapılan 3302 Sayılı Yasanın 2/B uygulaması vardır.
Dava, hukuki niteliği itibariyle şerh iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, özünde dava konusu parselin kesinleşmiş orman sınırları içinde kalıp kalmadığının tespiti ile taşınmazın hukuksal niteliğinin belirlenecek bu olgu çerçevesinde saptanması ile çözümlenebilecektir.
Yapılan incelemede;
Dosya kapsamındaki tahditlere ilişkin belgelerde, aşağıda yazılı açıklamalar yer almıştır: 1938 yılında yapılan ve taşınmazı ilgilendiren 05.12.1938 tarih ve 196 sayfa numaralı tutanakta yer alan 9, 10, 11 numaralı orman sınır noktalarının anlatımında; buradan Ayazağa deresinin yatağı ile ormanla örtülü sırtın teşkil ettiği hattı fasıldan gidilerek Cendere (10) numaraya varılır. Burada Kağıthane deresi ile Ayazağa dereleri birleşir. Bu sınırın dışında Ayazağa ve Cendere Mahallesi halkının mezru bahçeleri ve evleri vardır denildiği, 1976 yılında yapılan 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman sınır noktalarının aplike işlemi sırasında ise, ilgili 9, 10, 11 numaralı orman sınır noktalarını anlatır tutanakta; 9 no'dan kuzey-batıya dönülerek Kağıthane deresi ile Ayazağa deresinin birleştiği yerde 10 numaralı orman sınır noktaları tesis edildi. Buraya Cendere denilmektedir.
Eski tahdit krokisinde bu nokta 320 m kuzeyde görünmektedir. Açı ve mesafenin zemine ablikesinde krokiye (1939 tahdit hattı) uygun düşmekte, ancak mevkie uygun düşmemektedir. Bu yüzden iki derenin birleştiği noktanın değişmeyeceği görüşü ile açı ve mesafelerde düzeltme yapılarak 10 ve 11 nolu noktalar tesis edildi. 9 nolu noktadan itibaren gidilen hat eski tahdit zabıtlarına göre eski dekovil hattını takip etmektedir denildiği, bu suretle açı, yön ve mesafelerin esas alınarak gerçekleştirildiği 1938 tahdidindeki 10 nolu orman sınır noktasının 1744 Sayılı Yasa uygulaması sırasında yeri bu kez açı, yön, mesafe ve kesinleşen orman tahdit haritasındaki konumuna aykırı biçimde güney-batıya çekildiği, dava konusu parselin ise kadastro paftasıyla orman tahdit haritasının çakıştırılmış örneğinde bu değiştirilen hat içinde bırakıldığı gözlenmiştir.
Mahkemece konuya ilişkin 2.11.2001 günlü keşifte uzmanlığına başvurulan orman yüksek mühendislerinin ve fen bilirkişilerinin 16.12.2002 günlü raporlarında anlatımında özetle: 3116 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca yapılan orman tahdidinde açı, yön ve mesafelere göre orman tahdit haritasının düzenlenmiş bulunduğu, orijinal bu orman tahdit haritasına göre çekişmeli taşınmazın orman sınırları dışında kaldığı, 1744 Sayılı Yasa uygulaması sırasında 19 numaralı tahdit komisyonunca aplike işlemi yapılırken açı, yön ve mesafe değerleri yanlış gerekçe ile farklı biçimde uygulanarak nizalı parsel alanının orman sınırları içinde gösterildiği, sonrasında 15.10.1961 öncesi nitelik yitiren alan konumuyla orman sınırları dışına çıkarma işleminin yapıldığı, oysa tutanaklardaki anlatımlar, açı, yön, mesafe farkları, sabit dekovil (eski tren yolu) hattı, eski tarihli 1/25000 ölçekli memleket haritası incelemesindeki sonuçlar ayrıntılı karşılaştırmalı ve gerekçeli biçimde açıklanarak sonuçta hatalı aplikasyon ve 2. madde uygulamasının varlığı bildirilmiştir. Yine keşfe katılan harita mühendisleri ve uzman bilirkişilerin ortak imzalı krokilerinde dava konusu taşınmazın yanlış aplikeye ve 2. madde uygulamasına konu alanın içinde kaldığı açıklanmıştır.
Aplikasyon yeni bir kadastro işlemi değildir. Bu uygulama kesinleşen tahdidin yöntemine uygun bir şekilde aplikesi olup, bununla yeni bir durum yaratılamaz. İlk tahdidin yapılmasında uygulanan yöntem ve araçlarla orman sınır noktalarının ihyasını içeren bu işlemin harita, tutanaklar ve bunların içeriğinden faydalanılarak zemine aplike edilmesi zorunludur (H.G.K. 22.09.1999 tarih ve 1999/20-560-599).
İncelenen tüm dosya kapsamına göre dava konusu 66parselin tamamının kesinleşen orman tahdidine göre konumuna ilişkin olarak yapılan açıklamalar kısmen çelişik ve hüküm kurmaya yeterli değildir.
1- a) Bilindiği gibi, tahdit zabıt defterinin sağ sayfalarında orman sınır noktası ile ilgili açıklama yapılmakta, açı ve mesafelerin ölçü değerleri yazılmakta ve sağ sayfada tarif edilen bu noktaların krokileri ise sol sayfada çizilerek gösterilmektedir. Dosyaya gönderilen 1938 tarihli tahdit tutanaklarında da öyle yapıldığı ve dava konusu Ayazağa Köyü ormanlarının tahdit zaptı, zabıt defterinin 194. sağ sayfanın orta yerinde başlanarak yazıldığı ve bu sayfada 1, 2, 3, 4, 5 numaralı noktaların tarif edildiği, Hadımkoru Devlet Ormanının Bahçeköy Yolu üzerindeki (23) numaralı noktası (beton kazık) (bak. tahdit zaptı s: 9, 193, 194) Ayazağa Ormanının (1) numaralı noktası kabul edilerek;
Kuzeybatı yönünde devamla 123 m. mesafede (2) numaralı nokta tesbit edilip, güneybatı istikametine dönülerek (3) ve (4) numaralar ve Ayazağa evlerinin yanındaki Ayazağa Deresinde (5) numaralı noktalar tahdit zabıt defterinde tarif edilmiş ve 194. sayfada tanımları yapılan 1 ila 5 numaralı noktalar 193. sayfada çizilen krokide gösterilmiş ve köy evleri de aynı krokide işaretlenmiştir. Zabıt defterinin 193. sayfasındaki bu kroki aynen dosya içindeki tasdiksiz tahdit haritasına da yansıtılmıştır.
Yine zabıt defterinin sağ (196) sayfasında 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ila 29 numaralı noktalar tarif edilerek, bu noktalar arasındaki açı ve mesafeler yazılmış ve sol (195) sayfada çizilen basit krokide (6 ila 10 numaralı noktalar hariç) 11 ila 31 numaralı orman sınır noktalarının bulunduğu yerler işaretlenmiş, tarif edilen Hacı Dere-Kağıthane Deresi, Göller İstasyonu, Kurt Çatağı, Sultan Değirmeni, Topyolu, Memba Altı gibi mevki isimleri de tahdit zaptındaki kroki üzerine yazılmış 11 ila 31 nolu noktalar tahdit zaptındaki tarife ve tahdit zaptında çizilen krokiye uygun olarak aynen tahdit haritasında da gösterilmiştir.
Yine zabıt defterinin sağ (198) sayfasında 29 ila 46 orman sınır noktaları tarif edilip, açı ve mesafeler yazıldıktan sonra sol (197) sayfada 29 ile 45 orman sınır noktalarının krokileri çizilmiş, 198 sayfada ismi geçen belli noktalar Kağıthane Deresi, Topyolu, Hamidiye Membaları, Ortaçeşme Yolu, Eğridere, Burunsuz mevki ve noktaları tahdit zabıt defterine çizilen krokide gösterilerek, güneyden kuzeye uzanan bu hattın sağ tarafının Sarıyer Ayazağa Devlet Ormanı, sol tarafının Eyüp-Kemerburgaz Azizpaşa Devlet Ormanı olduğu işaret edilmiş, Azizpaşa Ormanının 1 numaralı noktasının Ayazağa Ormanının Burunsuz mevkiindeki son numarası olan 45 numarada başladığı gösterilmiş, tahdit zaptındaki kroki aynen tahdit haritasına yansıtılmıştır.
Anlatılan şu duruma göre, dosya içindeki tahdit zabıtlarında Ayazağa Ormanının 1 ila 45 numaralı noktalarının tarifleri açı ve mesafeleri 194, 196, 198 sayfalarında tarif edilmişse de, davaya konu yerlerle ilgili 6, 7, 8, 9, 10 numaralı noktalara aynı noktaların krokileri zabıt defterine çizilerek gösterilmemiştir.
Yani konumuzla ilgili 6 ila 10 numaralı noktaların oriİinal krokileri dava dosyasına gelen belgeler içinde bulunmamaktadır. Bu noktaların zabıt defterine çizilmesi gereken krokileri davanın çözümünde çok önemlidir. Çünkü; tahdit zabıtlarında tarif edilen noktalar, tahdit zaptında çizilen krokiler ile tahdit haritasına çok uyumlu olduğu halde, konumuzla ilgili (10) numaralı noktanın 1938 tarihli tahdit zabıtlarında tarif edilen (burada Kağıthane Deresi ile Ayazağa Deresi birleşir) yer ile 1938 tarihli tahdit haritasında işaretlenen (10) numaralı noktanın yeri (Harita aslına uygun mudur bu da belli değil) farklı ve fakat 1976 yılındaki 1744 Sayılı Yasaya göre düzenlenen tahdit haritası ile 1938 yılı tahdit zaptı birbiri ile kısmen uyumludur.
1938 tahdit zaptında 5 ila 10 numaralı noktaların krokileri tahdit zabıt defterinde neden çizilmediği izahsız kalmıştır. Çizilmiş olsa dahi bununla ilgili belgeler dosyada yer almamıştır.
Çünkü, aynı bölgede bulunan 61 parsele yönelik olarak açılan aynı nitelikte açılmış başka bir dosyanın temyiz incelemesi Dairemizde yapılmış ve 2003/6015 E. 6018 K. sayılı ilamı ile yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiş olup söz konusu dosyada 1976 yılı 1744 tahdit haritasında o dosyada dava konusu olan 61 nolu parselin güney batısından itibaren Ayazağa Devlet Ormanı isimli başka bir ormanın bulunduğu ve bu ormanda yapılan 2. madde uygulaması ile &LV ve &LVI poligon sahalarının Şişli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1992/201 ve 1992/230 karar sayılı ilamına konu olduğu tahdit haritası üzerinde yazılı olduğuna göre davaya konu (10) nolu orman sınır noktasının bu ormanın tahdit zabıt defterlerine çizilen krokide de gösterilmiş olabilir. Raporlarda bu yolda bir açıklık yoktur. Bu nedenle anılan dosya getirtilip incelenmelidir.
b) 1938 tarihli zabıt defterinin 196. sayfasında 8, 9, 10, 11 numaralı noktalar şu şekilde tarif edilmektedir. 4-Buradan Ayazağa Deresinin yatağı ile ormanla örtülü sırtın teşkil ettiği hattı fasıldan gidilerek Cenderede (10) numaraya varır. Burada (Katane) Deresi ile Ayazağa Dereleri birleşir. Bu sınırın dışında Ayazağa ve Cendere mahalleleri halkının mezru bahçeleri ve evleri vardır. 8 ve 9 numaralı noktalar arasındaki açı 192, mesafe 520.5, 9 ve 10 numaralı noktalar arasındaki açı 299, mesafe 570,05.12.1938"
Buradan ormanlık sırtların Katane Deresi hattı faslından ve eski dakovil yolundan Hacı Derede (11) numaraya varır. Bunun dışında Cendere ev ve bahçeleri içinde Devlet Ormanı vardır. 10 ve 11 numaralı noktalar arasındaki açı 310, mesafe 300, 06.12.1938 olarak yazılıdır.
Görüldüğü gibi 10 numaralı noktanın Katane Deresi ile Ayazağa Deresinin birleştiği noktada olduğu tahdit zaptında açıkça yazılıdır. (10) numaralı noktadan (11) numaralı noktaya gidilirken Katane Deresi hattı faslından (yani Katane Deresi hattını takip ederek) ve eski dakovil yolundan Hacı Derede (11) numaraya varır denilerek Katane Deresi ve Ayazağa Deresinin birleştiği noktadan başlanıp, Katane Deresini takip ederek, Hacı Deresinin Katane Deresi ile birleştiği yerde, tahdit hattı Katane Deresinden ayrılmakta ve Hacı Dereyi takip ederek, eski Dekovil yolu ile Hacı Derenin kesiştiği yerde (11) numaralı noktaya ulaşılmaktadır. Gerek tahdit zaptındaki krokide, gerekse tahdit haritasında (11) nolu nokta tahdit zaptı ile uyumludur. Şayet, (10) nolu noktanın yeri bilirkişi raporundaki gibi kabul edilirse, bu takdirde (10) no'dan (11) no'ya gidilirken hat Katane Deresine hiç uğramadan (11) nolu noktaya ulaşmaktadır ki, tahdit tutanağındaki açık tarife göre, bu durum kabul edilemez... Kağıthane Deresinin güneyinde kalan Ayazağa Devlet Ormanının da 2. madde uygulamasına konu edildiği ve &LV ve &LVI numaralı poligonların Şişli Asliye (1). Hukuk Mahkemesinin 1992/201-230 sayılı kararının konusu olduğu ve bu kararın kesinleşmesiyle gerekli infaz işlemi yapılarak tahdit haritasına işlendiği 1976 tarihli 1744 haritasında yazılıdır. Bu nedenle, Ayazağa Ormanına ait tahdit harita ve tutanakları getirtilip, nizalı taşınmazın durumunun tam olarak saptanması gerekir.
c)1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre, görev yapan tahdit komisyonunun 16.11.1976 tarihinde düzenlediği 6 no'lu tutanakta şunlar yazılıdır;
Eski tutanakta yine aynı istikamette Fazıl Topkara evinin hemen arkasında ve patika kenarında (7) no ve cam fabrikasının 50 m kuzeyindeki bayırda (8) nolu poligon noktaları tesis edildi. Eski tahdidin açı ve mesafe değerlerinin uygulanmasına devam olunarak Ayazağa deresi üzerinde bulunan bent duvarına inen burun üzerindeki belirli noktada (9) no tesis edildi. Ancak 8-9 numaraları birleştiren hat eski ölçüde 520 m. olarak gösterilmişse de zabıt defterindeki mevki tarifine uygun düşmediğinden ve bu mesafenin hatalı alınmış olabileceği görüşüyle 310 m. olarak düzeltilmiştir. 4.-9. no'lu noktalar arasındaki hat eski tahdidin ölçülerine uymakta ancak, mevkii tarif ve tavsiflerine uymamaktadır. Orman Genel Müdürlüğünün 06.10.1969 tarih ve 2/2059 164/2643 sayılı emirleri ile teşkil olunan heyet tarafından 23.09.1969 tarihli tutanakta mezkür noktalara ait tarif ve tavsifler yukarıda belirtilen şekilde olup, bu noktalara ait beton taşlar yerinde görülmüştür. Orman İşletmesince verilen bu bilgideki mevki tarifleri ekibimizce uygun görülmüş olup, aplikasyon hattı olarak zemine aplike edilmiştir. 9 no'dan kuzey batıya dönülerek Kağıthane deresi ile Ayazağa deresinin birleştiği yerde 10 no tesis edildiği buraya Cendere denilmektedir. Eski tahdit krokisinde bu nokta 320 m. Kuzeyde görünmektedir. Açı ve mesafenin zemine aplikesinde krokiye uygun düşmekte ancak mevkiye uygun düşmemektedir. Bu yüzden iki derenin birleştiği noktanın değişmeyeceği görüşü ile açı ve mesafelerde düzeltme yapılarak 10 ve 11 nolu noktalar tesis edildi. Buradan batı istikametinde asfalt yol (Kemerburgaz) asfaltı takiple 12, eski yol istasyonu mevkiinde 13, yine asfalt gidilerek 14, 15, 16, 17 ve Kurt Çatağı mevkii asfalt kenarında 18, takiben 19-28 no.lar tesis edildi. 28 no Top yolunun asfalta birleştiği yerdir. Asfalt Kemerburgaz'a doğru takible Menba altı denilen yerde 29 no tesis edildi. Bu gün aplikasyona başlanan Kurttepedeki 14 no ile 23 (1) nolu dikilitaş mevki arasındaki hattın gidişe göre sağ tarafı Hadımkoru (Fatih) Ormanı sol tarafı ise Ayazağa Köyü hudutları içinde kalan köy arazileridir. 23 (1) den 29 nolu noktaya kadar gidilen hattın sağ tarafı Ayazağa ormanları sol tarafı Ayazağa köyü arazi ve tarlalarıdır.
Yukarıda 16.11.1976 tarihli tutanaktan aynen alınan bilgilerden anlaşılacağı gibi Orman Genel Müdürlüğü'nün 06.10.1969 günlü emrine göre bir heyet oluşturulduğu ve bu heyetin 25.09.1969 tarihinde Ayazağa ve Hadımkoru Ormanlarının 1938 yılı tahdidindeki sınır noktalarını belirlediği anlaşılmaktadır. Orman Genel Müdürlüğü bu heyeti hangi amaçla oluşturmuştur? O tarihte orman sınır noktalarının belirlenme amacı nedir? Mevcut bir ihtilaf nedeniyle mi oluşturulan heyete inceleme yaptırılmıştır? Neticesi ne olmuştur? Bu soruların cevabı alınmamıştır. O halde, sözü edilen emir ve tahdit noktalarının belirlenmesi ile ilgili evrak ve haritalar getirtilip bunların neden ve sonuçlarının açıklığa kavuşturulması gerekir.
d) 1938 ve 1976 tahdit zabıtlarında iki nokta arasında ölçülen açı ve uzaklıklar karşılaştırıldığında;
1938 tarihli zabıttaki açı ve uzaklıklar incelendiğinde 1938 ve 1976 tarihli tahdit zabıtlarında 4-5 ve 5-6 ve 6-7 ve 10-11 tahdit noktaları arasında ölçülen açı ve uzaklıkların birbiri ile uyumlu olduğu gözlenmiştir.
Ancak, 8-9 ve 11-12 numaralı noktalar arası açı 1988 yılında yapılan 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile ilgili tüm harita, tutanak ve zabıt defterleri eksiksiz olarak,
5) Şişli Asliye Hukuk Mahkemesinin 992/201 E.-1992/230 Karar sayılı dava dosyası;
6) Orman Genel Müdürlüğünün 23.09.1969 tarih 2/2059-164/2643 sayılı emirleri ile oluşan komisyonun hangi nedenle niçin oluşturulduğu Orman Bölge Müdürlüğünden sorulup, bu komisyonunun oluşması ve görevi ile ilgili tüm belgeler ile sonradan kurulan özel komisyonun düzenlediği zabıt defterlerinin tamamı getirtilip dosyaya eklenmelidir.
7) Tüm eksiklikler giderildikten sonra, evvelce görev almış bilirkişiler dışında yeniden seçilecek bilim adamı niteliğinde üç uzman orman yüksek mühendisi ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile yeniden keşif yapılarak değinilen tüm belge ve haritalar yerine uygulanıp, çevre denetimi de yapılarak,
a) 1938 tahdidine göre dava konusu taşınmazın konumu tahdidin içinde ve dışında kalanların net olarak belirlenmesi,
b) Daha sonra yapılan 1744. Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ve aplikasyon ile ilgili harita, tutanak ve zabıt defterleri okunup uygulanarak 2. madde uygulaması ve aplikasyonunun tahdide uygun olup olmadığı, aykırılık varsa, nerede hangi nedenle oluştuğu,
c) 2896 ve 3302 Sayılı Yasaların 2/B madde uygulaması ile ilgili tüm belgeler uygulanıp dava konusu taşınmazın bu uygulamalara göre konumu,
d) Şişli Asliye Hukuk Mahkemesinin 1992/201 E.-230 K. sayılı dosyasındaki krokilerin ve ilamın burada dava konusu olan parsellerle ilgisi olup olmadığı ve varsa etkileşimin hangi noktalarda ve bölümlerde gerçekleştiği,
e) Orman Genel Müdürlüğünün 23.09.1969 tarih 2/2059-164/2643 sayılı emirleri ile oluşan komisyonun, hangi nedenle, niçin kurulup, ne ile görevlendirildiği araştırılarak, bununla ilgili belgelerin getirtilerek, orman yasaları ve tüzükler çerçevesinde yer alıp almadığının belirlenmesi,
f) Orman Genel Müdürlüğünün kurduğu yukarıda değinilen özel komisyonun görevinin ne olduğu tam olarak belirlenip, bu komisyonla ilgili belgeler ve düzenlediği zabıt defterinin eksikleri tamamlanıp, çizdiği harita yine dava konusu parsellere ve çevreye uygulanarak, tahdit, 2. madde uygulaması ile ilgili tüm kroki ve haritalarla karşılaştırılarak uygun olup olmadığı, aykırılık varsa nerede, neden oluştuğu saptanmalı, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında orman kadasro sınırlarının belirlenmesinde orman kadastro tutanakları ile orman tahdit haritasının çelişmesi halinde tutanakta tarif edilen sınırlara itibar edileceğinin kabul edildiği hususu da göz önüne alınmalı,
g) Yukarıda değinilen eksik zabıt defterlerinin tamamı getirtilerek, yine keşifte okunarak uygulanmak suretiyle değinilen yasa uygulamalarında dava konusu taşınmazın durumu kesin şekilde saptanıp eski raporlardaki eksiklikler tamamlanıp, çelişkiler giderilerek, duraksamaya yer vermeyecek biçimde ortak imzalı rapor ve kroki düzenlettirilip, tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Değinilen bu araştırma, inceleme yapılmadan davanın kabulü ve taşınmaz üzerindeki şerhin kaldırılması yolunda verilen karar, usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 25.03.2004 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy