(4721 S. K. m. 713) (6831 S. K. m. 2/B) (3402 S. K. m. 14, 17)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri Örencik Köyü Kayaağzı mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescili istemiyle kadastro mahkemesine dava açmışlardır. Kadastro mahkemesince verilen görevsizlik kararı üzerine asliye hukuk mahkemesince fen elemanı Turgut Gürbüz'ün raporunda (A) ile gösterilen 13.441 m2'lik yerin ½'sinin Vedat Demirhisar adına, ½'sinin Yavuz Demirhisar mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılardan Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 16.12.1997 tarihinde askı ilanı yapılarak dava tarihinde kesinleşmeyen 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işleminin 1957 tarihinde yapıldığı ve sonuçlarının 1960 yılında kesinleştiği fen elemanı bilirkişi tarafından bildirilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Şöyle ki; hükme esas alınan orman bilirkişi kurulu raporunda çekişmeli yerin 1942 yılında yapılan orman tahdidinin ve 3302 sayılı yasaya göre yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamasının dışında bulunduğunu ve orman sayılmayan yerlerden olduğunu belirtmiştir. Ne var ki, 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre 1942 tarihinde yapılan ilk orman kadastro haritası, 3302 Sayılı Yasaya göre 1997 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde haritaları yerel bilirkişi yardımıyla harita mühendisi ve uzman orman yüksek mühendisi aracılığıyla yerine uygulanmadığı gibi, rapor ekindeki krokide bu uygulamalar ayrı ayrı gösterilmemiştir. Rapor bu haliyle kanat verici olmayıp, hüküm kurmaya yeterli değildir. Hakimin bilirkişi raporlarını denetleme yükümlülüğü vardır. Diğer taraftan davacıların, hazineye karşı olağanüstü zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme koşulları yöntemine uygun olarak araştırılmamıştır.
O halde öncelikle 3116 ve 3302 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastro, aplikasyon ve orman rejimi dışına çıkartma haritaları, işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarını askı ilan tutanakları, 1957 yılında yapıldığı anlaşılan çekişmeli taşınmazın bulunduğu mevkiiye ilişkin tapulama paftası bulundukları yerden getirtildikten sonra mahkemece, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman yüksek mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memuru, ziraat mühendisi, jeoloji mühendisi, bulunmadığı takdirde jeologtan oluşturulacak bilirkişiler aracılığıyla yeniden keşif yapılmalı, orman ve fenni bilirkişi kurulu aracılığıyla, yörede 1942 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşmiş tahdit haritası ve 1997 yılında 3302 sayılı yasaya göre yapılan aplikasyon ve 2/B madde haritası ile çekişmeli yerin ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın ilk tahdit haritası ile aplikasyon ve 2/B madde haritasındaki konumları duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanmalı; bilirkişilere (orman ve fenni) çekişmeli yerin bu haritalara göre yapılan uygulamalarla ilgili konumlarını ayrı ayrı renklerle gösteren müşterek kroki düzenlettirilmelidir. Yukarıda değinilen yöntemle yapılacak araştırma sonucunda taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlendiği takdirde bu kez Hazineye karşı davacılar yönünden 3402 sayılı Yasanın 14 ve 17. maddelerindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı, imar ihya üzerinde durulup bu konuda ve zilyetliğin tespiti yönünde tanık beyanlarına başvurulmalı, çekişmeli yerin öncesinin ne olduğu, imar ihyanın hangi tarihte tamamlandığı, zilyetliğin hangi tarihte başladığı ve kimler tarafından ne biçimde sürdürüldüğü, davacıların ve eklemeli zilyetlerinin belgesiz zilyetlik yoluyla kazandıkları toprak olup olmadığı varsa cinsi ve miktarı tapu sicil ve kadastro müdürlüklerinden ayrı ayrı araştırılmalı, çekişmeli taşınmaz dışında zilyetlik nedenine dayalı başka tescil davasının bulunup bulunmadığı Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden sorulup tespit edilmeli, çekişmeli yerin 3083 sayılı Yasa anlamında sulu/kuru taşınmazlardan olup olmadığı DSİ Bölge Müdürlüklerinden sorulup 3402 sayılı Yasanın 14. maddesinde düzenlenen aynı çalışma alanında 40/100 dönüm sınırlamasının aşılıp aşılmadığı gözetilmeli, çekişmeli yer kadastro harici bırakıldığına göre hangi sebeple ve hangi tarihte kadastro harici bırakıldığı, yörede genel arazi kadastro çalışmalarının hangi tarihte yapılıp ilan edildiği ve kesinleşme tarihi Kadastro Müdürlüğünden sorulmalı, Kadastro harici bırakılma işleminin kesinleştiği tarih ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık sürenin geçip geçmediği araştırılmalı, davalı yerin Doğu ve Güneyinde dere bulunduğundan, Jeolog veya Jeoloji mühendisinden taşınmazın, çevresinde bulunan dere yataklarından kazanılıp kazanılmadığı, derelerin nitelikleri (kadim olup olmadığı, yatak ve yön değiştirip değiştirmediği vb.) yönünde rapor alınmalı, çekişmeli taşınmazın tarım toprağı olup olmadığı, tarım toprağı ise kaç yıldır ne şekilde kullanıldığı yönünde ziraat mühendisine bilimsel verilere dayalı kapsamlı rapor düzenlettirilmeli, oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. Öte yandan 24.9.2002 tarihli oturumda gazete ilanının yapıldığı belirtilmiş ise de ilanın yapılmasına yönelik hazırlanan ilan metni yazışma sureti ve ilanın yapıldığı belirtilen gazetenin bir sayısı dosya arasında bulunmamaktadır. Olağanüstü zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinmeyi düzenleyen 4721 sayılı Medeni Yasanın 713/4 maddesinde davanın konusunun mahkemece gazeteyle bir defa ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa ilan olunur hükmü mevcuttur. Bu sebeple dava konusu gazete ile ilan edilmişse ilanın yer aldığı gazetenin bir sayısı dosya arasına konulmalı, gazete ilanı yapılmamış ise Medeni Yasa'nın 713/4 maddesine uygun olarak gerekli ilanlar yapılmalıdır. Ayrıca tescil davalarında hazine ve ilgili kamu tüzel kişileri yasal hasım olup yargılama giderleri davacılar üzerinde bırakılmalıdır. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davalılar Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 01.11.2004 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy