(2863 S. K. m. 3)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi kadastro tespitine itiraz davası Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında Aydıncık Merkez Mahallesi 472 parsel sayılı 100 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, arsa niteliğiyle Eylül 1949 tarih 26 sıra numaralı tapu kaydıyla öncesinde dava dışı 750 parsel sayılı taşınmaz ile bir bütün olduğundan söz edilerek Ölü olduğu belirtilerek Mustafa Gülnar adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine taşınmazın öncesi itibariyle orman sayılan yerlerdenken davacı tarafından imar ihya edildiği, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle edinilecek yerlerden olmadığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1988 yılında yapılıp 13.01.1988 tarihinde ilan edilerek 14.7.1988 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu vardır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme de hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazın üzerinde kümbet şeklinde bir Roma mezarı olduğu bildirildiği halde, bu yere ait koruma kurulu kararlarının tümü getirtilmemiş, çekişmeli taşınmazda bulunduğu bildirilen mezarın koruma altına alınıp alınmadığı araştırılmamış, bu yönde arkeolog bilirkişi görüşü alınmamıştır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yer, için 09.09.1978 tarihinde A-1306 sayılı il koruma kurulu kararırın olduğu, 11.08.1988 tarih ve 122 numaralı karar ile dava dışı 750 parsel sayılı taşınmazın koruma altına alındığı, 14.02.1989 gün ve 275 numaralı karar ile de önceki kararın bir bölümünün değiştirildiği anlaşılmaktadır. Ancak, karar ve eki haritaların tümü getirtilmeyip bilirkişi dinlenmediğinden, çekişmeli taşınmazın doğal sit alanı olup olmadığı, koruma altına alınıp alınmadığı belirlenememektedir.
2863 Sayılı Yasanın 3. maddesinde sit alanları ve kültür ve tabiat varlıkları ile bunların koruma alanları sayılmış, Devlet malı niteliği başlıklı 5. maddesinde Devlete, kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar ile özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda varlığı bilinen veya ileride meydana çıkacak olan korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları Devlet malı niteliğindedir. hükmü getirilmiştir.
Yasada tarif edilen sit alanları ve koruma alanları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunca belirlenir. Bu belirlemenin yapılmaması halinde, yasada belirlenen ölçü ve esaslara göre, koruma alanları uzman bilirkişiler yardımıyla belirlenmelidir.
Mahkemece, öncelikle çekişmeli taşınmazın bulunduğu yere ilişkin İl Koruma Kurulu kararlarının ve eki olan haritaların tümü getirtilmeli, üniversite öğretim üyelerinden seçilecek arkeolog bilirkişi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, arkeolog bilirkişiye özellikle taşınmazın üzerindeki mezar ve çevresi incelettirilerek, benzer türdeki arkeolojik eserler ile karşılaştırmalı olarak bilinen yerleşim düzenlerine göre toprak üstünde bulunan eserler ve toprak altında bulunması muhtemel gün ışığına çıkmamış eserler dikkate alınarak koruma alanı belirlenmeli, bilirkişilere, taşınmaz üzerindeki arkeolojik eserleri (toprak altında ve üstündeki) bir plan dahilinde gösteren ölçekli ve ayrıntılı kroki düzenlettirilmeli, devlet malı niteliğindeki kültür varlıklarının bu niteliğiyle Hazine adına tescili gerektiği gözetilmeli, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 08.11.2004 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy