(3402 S. K. m. 12)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Hazine ve Köy Tüzelkişiliği tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı gerçek kişi, Ada Köyü, Derecik Mevkiinde olup, kendisine ait 787 parselin kuzeyindeki tespit harici yerin kendi zilyetliğinde tarım alanı olduğunu ileri sürerek bu yerin orman sınırı dışında olduğunun tespiti ile adına tescili istemi ile kadastro mahkemesinde dava açmıştır.
Kadastro mahkemesince Orman Yönetimine karşı açılan davanın süre yönünden reddine; Hazine ve Köy Tüzelkişiliği aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile (A) harfli 8600 m2'lik yerin davacı adına tesciline, bu yerin dışında kalan 2400 m2'lik yere ilişkin davanın reddine karar verilmiş; bu karar Hazine ve Köy Tüzelkişiliği tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 09.04.2001 tarih, 2001/2009 - 2886 sayılı kararı ile Orman Yönetimi aleyhine açılan orman tahdidine itiraza yönelik davanın süre yönünden reddi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değil ise de sonucu itibarıyla doğru olan bu hüküm bölümünün onanmasına; tescile karar verilen 8600 m2'lik yerle ilgili hüküm yönünden ise kadastro harici bu yerde kadastro mahkemesinin görevli olmaması nedeniyle hükmün bu bölümü yönünden bozulmasına karar verilmiş; mahkeme bozma ilamına uymuş; dava görevsizlik kararı verilerek Asliye Hukuk Mahkemesine aktarılmıştır.
Asliye Hukuk Mahkemesince, yörede arazi kadastrosunun yapıldığı ve 787 parselin tespit maliki tarafından davacıya satıldığı, 1963 yılından sonra taşınmazda zilyetliğin söz konusu olmadığı, kaldı ki bu yerle ilgili olarak satış vaadi sözleşmesinin yapıldığı, 1970 yılından sonraki zilyetliği kabul edilse dahi dava tarihine kadar 20 yıllık sürenin dolmadığı gerekçesi ile dava reddedilmiş; karar davacı gerçek kişi vekilince temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1943 yılında kesinleşen 3116 Sayılı Yasa uygulaması ile, 1977 yılında kesinleşen 1744 Sayılı Yasa uygulaması ve kesinleşmeyen 3302 Sayılı Yasa uygulamaları bulunmaktadır.
Sonuç: İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve davacı gerçek kişi yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı saptanarak hüküm kurulmasına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz Köy Tüzelkişiliğine yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 05.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy