(6831 S. K. m. 1/j) (3402 S. K. m. 14, 16/D)
O halde, çekişmeli taşınmazların evveliyatı itibariyle orman sayılan yerlerden olduğu ve özel mülkiyete konu olamayacağı nedeniyle davacı gerçek kişilerin davasının reddine karar verilmesi gerekir
Dava: Taraflar arasındaki orman kadastrosu ve kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Fatma ile davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında E. Köyü 973, 980, 1028, 974 ve 979 parsel sayılı taşınmazlar, evveliyatı taşlık, çalılık olduğundan tarla niteliği ile Hazine, 1029 parsel komşu 977 parselin 20 dönüm fazlası olduğundan tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı Mustafa 1028 ve 1029, davacı Veli 974, davacı Hüseyin 973, davacı Ahmet 979 ve 980 nolu parsellerin Mart 1289 tarih 15 nolu tapu, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasıyla, davacı Fatma 973 ve 980 nolu parsellerin K. Evvel 1311 tarih 7 nolu tapu, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasıyla dava açarak kadastro tespitinin iptali ile dava konusu parsellerin adlarına tescilini istemişlerdir. Diğer yandan, davacılar Ali ve arkadaşları E. Köyü 978, 979, 980, 1028 ve 1029 nolu parsellerin 20 nolu orman kadastro komisyonunca yapılıp 11.03.1991 tarihinde ilan edilerek çalışmada önce orman sının içine alınıp daha sonra 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sının dışına çıkarılmasının hatalı olduğunu iddia ederek orman kadastrosunun iptalini, yine Ali ve arkadaşları E. Köyü 983, 982, 981 ve 295 parsellerin doğusundaki 30.000 m2 yüzölçümünde tespit harici bırakılmış olan taşınmazların orman kadastro çalışması ile 98-99-100 nolu orman tahdit sınır noktalarını birleştiren hatlar ile orman sının içine alındığını bu taşınmazın orman sayılmayan yer olduğunu belirterek orman kadastrosunun iptalini ve anılan taşınmazların adlarına tescilini istemişlerdir. Davacılar tarafından ayrı ayrı açılmış bulunan davalar irtibat nedeniyle birleştirildikten sonra, mahkemece 1986/159-1996/116 sayılı kararı ile, Fatma'nın davasının reddine, diğer gerçek kişi davacıların davasının kabulüne karar verilmiş, orman yönetiminin temyizi üzerine dairenin 200116248-2002/1284 sayılı ilamı ile kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olamayacağı nedeniyle bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak bu kez; Fatma'nın davasının reddine, diğer davacı gerçek kişilerin davasının kabulüne, davaya konu 1028 ve 1029 nolu parsellerin Mustafa, 979 ve 980 nolu parsellerin Ahmet mirasçıları, 974 nolu parselin Veli, 973 nolu parselin Hüseyin adlarına tesciline, 978 nolu parselin ve 30.06.1993 tarihli krokide A=30.000 m2 yüzölçümündeki tapulama harici taşınmazın orman sının dışına çıkarılmasına ve haritasına işlenmesine karar verilmiş, hüküm davacı Fatma ile davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamalara göre dava, kadastro tespiti ile orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
1 ) Davacı Fatma daha önce verilen ve aleyhine olan 1986/159-1996/116 sayılı mahkeme hükmünü temyiz etmediğine ve bozma kapsamı dışında kesinleşmiş yönlere ilişkin temyiz itirazları dinlenemeyeceğine göre Fatma'nın temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2 ) Davalı1ar Hazine ile orman yönetiminin temyiz itirazlarına gelince; yerel mahkemece çekişmeli taşınmazlar başında 5 kez keşif yapılmış, bu keşiflerden üçünde uzman orman bilirkişilerine orman incelemesi yaptırılmıştır. 13.04.1992 tarihli keşifte dinlenen uzman bilirkişiler K., G.ve M'nin 01.10.1992 tarihli raporlarında özetle davaya konu 980, 979, 978, 1028 ve 1029 parsel sayılı taşınmazların ortalama % 20-25 eğimli ve memleket haritasında kısmen açık kısmen makilik alanda görünen orman sayılmayan yerlerden olduğunu belirtmişlerdir. 12.01.1994 tarihli keşifte dinlenen uzman bilirkişiler S.Y., M. ve S. 09.03.1994 tarihli raporları ile daha sonra sundukları 19.03.1994,09.02.1995 ve 16.02.1995 tarihli ek raporlarında özetle; 1029, 1028,979,980,973,974 ve 978 nolu parsellerin memleket haritasında açık ve % 50 meyilli olup orman sayılmayan yer olduğu, tespit harici 30.000 m2 yüzölçümündeki taşınmazın ise, memleket haritasındaki konumu itibarıyla orman sayılan yerlerden olduğu yolunda görüş bildirmişlerdir.
Bilirkişi raporları çelişkili olduğundan mahkemece 04.03.1998 tarihinde yeniden keşif yapılarak uzman bilirkişiler Y., A.D. ve H'ye orman incelemesi yaptırılmış olup, bilirkişiler 16.03.1998 tarihli raporlarında, çekişmeli 873, 974, 978, 980, 1028 ve 1029 parsellerin ve davaya konu tespit harici taşınmazın 1/25000 ölçekli 1963 basım tarihli memleket haritasında yeşil renkli çalılık rumuzlu alanda kaldığı belirtilmiş, ancak saptanan bulgulara ters düşecek biçimde sonuç olarak tespit harici taşınmaz dışındaki parsellerin orman sayılmayan yerlerden olduğu yolunda görüş bildirmişlerdir.
Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, raporlara eklenen memleket haritası örneğinde çekişmeli taşınmazların tamamının çevresiyle bütünlük arz eder biçimde yeşil renkli çalılık rumuzlu alanda göründükleri eğimlerinin ise, % 12'nin üzerinde olarak belirlendiği gözlenmiştir. 6831 Sayılı Yasanın 1/j maddesi hükmüne göre orman ve toprak muhafaza karakteri taşımayan funda ve makilerle örtülü yerlerin orman sayılmayacağı hükme bağlanmış olup, bu maddenin karşı kavramından toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilerle örtülü yerlerin orman sayılan yer olduğu kuşkusuzdur. Bilimsel olarak eğimin % 12'yi geçen funda ve makilerle örtülü yerler ( çalılıklar ) orman ve toprak muhafaza karakteri taşır. Davaya konu tüm taşınmazların orman bilirkişilerince saptanmış bulunan % 12'nin üzerindeki eğimi ile memleket haritasında çalılık rumuzlu yeşil renkli alanlarda görünüyor olması göz önüne alındığında 6831 Sayılı Yasanın I/j bendinde tanımlanan istisna bendinin kapsamı dışında evveliyatı itibarıyla orman sayılan yerlerden olduğu anlaşılmıştır.
O halde, çekişmeli taşınmazların evveliyatı itibariyle orman sayılan yerlerden olduğu ve özel mülkiyete konu olamayacağı nedeniyle davacı gerçek kişilerin davasının reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda;
1 ) Birinci bentte açıklanan nedenlerle davacı Fatma'nın temyiz itirazlarının REDD1NE,
2 ) İkinci bentte açıklanan nedenlerle davalılar orman yönetimi ve Hazine'nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde orman yönetimine iadesine 24.09.2004 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy