(1086 S. K. m. 259, 265) (4721 S. K. m. 713)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı, 02.11.2000 tarihli dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Şamboyadı Köyü Sakaltutan mevkiinde bulunan tahminen 25 dönüm yüzölçümündeki taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, çalılık ve taşlıktan imar-ihya ve kazandırıcı zaman aşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Dava konusu taşınmazın, tarla niteliğinde ve 79227 m2 yüzölçümünde Hazine adına 11.12.2000 gününde oluşan 1341 parsel s. taşınmaz içerisinde kaldığı anlaşılmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile ihdasen Hazine adına kayıtlı bulunan 1341 parsel s. taşınmazın (b) harfli 15900 m2 bölümüne ait tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit gününden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise, 1952 yılında yapılarak kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı gün arasında 20 senelik süre geçmiştir.
Davacı 02.11.2000 tarihli dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği ve 1952 yılında yapılan tapulama çalışmalarında taşlık ve çalılık olarak tespit dışı bırakılan tahminen 25 dönüm yüzölçümündeki taşınmazın adına tescilini istemiş, 06.12.2001 tarihli ıslah dilekçesi ile dava edilen yerin 1341 parsel olarak Hazine adına tapuda kayıtlı taşınmaz içerisinde kaldığını, talepleri gibi tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
1341 parsel s. taşınmazın 11.12.2000 gününde 79227 m2 olarak tarla niteliğinde Hazine adına ihdasen tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece davanın tapu iptali ve tescil olarak kabulü, tescil talebinin iptal talebini de kapsayacağından, yerindedir.
Keşifte dinlenen uzman orman bilirkişi, taşınmazın eğiminin %5 olduğunu, 1957 günlü memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planında ormansız açık alan olarak göründüğünü, sonuçta orman sayılmayan yerlerden olduğunu, ziraatçı bilirkişi ise, taşınmazın eğiminin %2-3 arasında değiştiğini, buğday ekilerek kullanıldığını, evveliyatının çalılık ve taşlık olduğunu, çalıların ve taşların emek ve para sarf edilerek temizlendiğini ve imar-ihya yolu ile kazanılarak tarla haline getirildiğini, imar-ihyanın dava gününden 25-30 yıl kadar önce tamamlandığını açıklamıştır.
Çekişmeli (b) harfli 15900 m2 yüzölçümündeki taşınmazın orman sayılmayan, düşük eğimli, öncesinin taşlık ve çalılık iken, imar-ihya edilerek tarım arazisi haline getirildiği tartışmasızdır. Ancak, imar-ihya araştırmasına ait tanık beyanlarının hükme yeterli olmadığı anlaşılmıştır.
Bu nedenle; mahkemece, taraflardan tanıkları sorulup, yapılacak keşifte HYUY.'nın 259 ve 265. maddeleri gereğince taşınmaz başında dinlenip, imar-ihya üzerinde durulmalı, parselin öncesinin ne olduğu, imar-ihyanın hangi tarihte başlanıp hangi tarihte tamamlanıp bittiği, zilyetliğin hangi tarihte başlayıp, ne biçimde sürdürüldüğü, kullanımın ekonomik amacına uygun olup olmadığı, imar-ihya ve zilyetlik olgusunu hangi olaylarla nasıl hatırladıkları saptanmalı, imar-ihya işleminin tamamlanmasından dava gününe kadar yirmi senelik kazandırıcı zaman aşımı süresi geçip geçmediği üzerinde durulmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 09.07.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy