(4721 S. K. m. 713) (6831 S. K. m. 1, 17)
Taraflar arasında tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, geri düşünüldü;
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Hereke Beldesi Yukarı Hereke Mahallesinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmün göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, 23.07.2001 tarihinde fen bilirkişisi raporunda belirtilen 4226 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hakkındaki davanın kabulü ile davacı Mustafa Necdettin K.... adına tapuya tesciline karar verilmiş hüküm davalı Hazine ve Orman yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1980 yılında yapılarak dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. Bu güne kadar genel arazi kadastrosu yapılmamıştır.
İncelenen dosya kapsamına , toplanan delillere göre, mahkemenin değerlendirmesi yerinde değildir.
Şöyle ki, tescile karar verilen yer 4226 m2 olup, kesinleşen orman sınırı dışında ve orman sayılmayan yer olduğu kabul edilerek zilyetlik şartları da oluştuğundan davacı adına tescile karar verilmişse de çekişmeli taşınmazın üç tarafının kesinleşen devlet ormanı olduğu, yalnızca kuzey sınırının (77) numaralı iç parsel olarak orman tahdidi dışında kaldığı, bu parselin de yine üç tarafının orman olup, yalnızca güney sınırının (78) nolu iç parsel ve dava konusu yer olduğu bu hali ile taşınmazın dört tarafının kesinleşen orman sınırı içinde ve orman sayılan yer olduğu anlaşılmaktadır.
Bir yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığı kesinleşen orman tahdidi var ise, buna göre belirlenir. Ne var ki ; orman sayılmayan yer olan her yerin zilyetlikle kazanılması da mümkün değildir. Tescile karar verilen taşınmazın yüzölçümü ve çevresi itibariyle orman sınırı içinde ve orman içi açıklığı konumunda olduğu hususu açıklık kazanmaktadır.
6831 sayılı yasanın 17.maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 sayılı yasa madde 17/1-2, Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere her çeşit bina ve ağıl inşası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması işlenmesi ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet ormanlarının herhangi bir surette yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal açma veya hangi şekilde olursa olsun kesme, sökme , budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralarda doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan yerlerde husule gelen enkaz hiçbir suretle satılamaz. Bunlar resmi daire ve müesseseler ihtiyacına tahsis olunur.
Yasa metninden açıkça anlaşılacağı üzere, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklardan tarım , inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar , 6831 sayılı yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca (HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR)
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili taşınmazlar özel mülke dönüşüp tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca da benimsenmiştir.
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 sayılı yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01,06,1988 gün ve 31/13 E.K.; 14,03,1989 gün ve 35/13 ve 13,06,1989 gün ve 7/25 E. K. sayılı kararları ile iptal edilmiştir.
Ayrıca, bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan toprak kazanımından söz edilemez.
Yukarıda açıklanan nedenlerle Hazine ve orman yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına oybirliği ile karar verildi. 06.12.2004
Full & Egal Universal Law Academy