(743 S. K. m. 713) (6831 S. K. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Körüklü Köyü Aşağı Kaş mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, dava dilekçesinde yazılı (A) ile gösterilen 3624 m2 ve (B) ile gösterilen 3058 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar hakkındaki davanın kabulü ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazların tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise, 1978 yılında yapılmış, ilan edilmiş ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Hükme esas alınan uzman orman bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın (A) ve (B) ile gösterilen kısımları üzerinde muhtelif sayıda genç yaşlı meyve veren zeytin ağaçları ile muhtelif sayıda üzüm omcaları olduğu, tamamı üzerinde orman kök ve dal artığı bulunmadığı, orman toprağı vasfını taşımadığı, (A) harfli kısmın eğiminin % 10 olduğu ve toprak muhafaza özeliği taşımadığı, (B) harfli kısmın eğiminin ise, % 14 olduğu, toprak muhafaza özeliği taşıdığı, ormana en yakın mesafesinin 150 metre olduğu, memleket haritasında çekişmeli taşınmazın açık alanda kaldığı, taşınmazın tamamının orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanarak taşınmazın resmi belgelerdeki konumu işaretlenmiştir.
Uzman fen bilirkişi ise, talep edilen yerin krokisini çizerek taşınmazın eğiminin % 12'den fazla olan kısmının (A) harfli 3624 m2 miktarındaki kısım, eğiminin % 12'den fazla olan kısmının ise, (B) harfli 3058 m2 miktarındaki kısım olduğunu belirterek münhani eğrilerini gösteren bir kroki sunmuştur.
Uzman ziraat bilirkişi ise, çekişmeli taşınmazın üzüm bağı niteliğinde olduğunu, içinde aşılı 5-6 yaşında zeytin fidanları bulunduğunu, aralarındaki toprağın işlendiğini, (B) harfli kısmın eğimi nedeni ile toprak muhafaza özeliği taşıdığını, (A) harfli kısmın ise, eğimi itibarı ile toprak muhafaza özeliği taşımadığını, taşınmazın tamamı üzerinde orman kök ve dal artığı ile humus tabakasının bulunmadığını açıklamıştır.
Toplanan deliller, uzman bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından çekişmeli taşınmazın münhani eğrilerine göre % 10-14 meyilli olduğu, 1978 yılında yapılan genel arazi kadastro çalışmalarında çalılık olarak tescil harici bırakıldığı, taşınmazın tepelik vasfında olduğu, öncesi çalılık olup, eğimi % 12'yi aşan yerler orman tahditinin yapılıp kesinleştiği tarihe kadar 6831 Sayılı Yasanın 1/İ maddesine göre orman sayılan yerlerden olduğu, bu nitelikteki yerlerin ancak orman tahdidi yapılarak kesinleştikten sonra zilyetliğe konu olabileceği ve bu tarihten sonra zilyetlik ile kazanım koşullarının oluşabileceği, oysa yörede orman tahditinin bulunmadığı, bu nedenle de davacı gerçek kişinin zilyetliğine itibar edilemeyeceği göz önüne alınarak yerel mahkemece davacı gerçek kişinin açtığı davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle davanın kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 23.09.2004 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy