(4721 S. K. m. 713) (HGK. 02.03.2005 T. 2005/8-127 E. 2005/124 K.)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri Kurtpınar Kasabası Karanlık Kapı mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemişlerdir. Mahkemece, taşınmazın (B1) ile işaretli 10147 m2'lik kısmı hakkındaki davanın kabulü ile davacılar Musa Başkal ve Adem Başkal adına tapuya tesciline, (A) R8230 m2 ve (B2) 4167 m2 miktarlı kısımlar hakkındaki davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılmamış, genel arazi kadastrosu ise 1956 yılında yapılmıştır. Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yer taşlık ve çalılık olarak tesbit dışı bırakılmıştır.
Davacı gerçek kişiler Musa-Adem Başkal daha önce asliye hukuk mahkemesinde 28.01.1999 tarihli dava dilekçesi ile açtıkları ve mahkemenin 1999/34 esas sayılı dosyasına kaydedilen davada taşlık ve çalılık sınırlı 28.000 m2'lik yerin adlarına tescilini istemişler; mahkemece 10.07.2000 tarihli kararla dört sınırı çalılık ve taşlık olan 28.000 m2'lik kısmın adlarına tesciline karar verilmiş ve hüküm 04.10.2001 tarihinde kesinleşmiştir.
Şimdi davacılar temyize konu dava ile daha önce adlarına tescil ettirdikleri ve 1074 parsel nosu olan yerin kuzeyindeki taşlık ve kayalık olan yerin adlarına tescili isteminde bulunmaktadırlar. 1999 tarihli dava dilekçesinde taşlık-çalılık-kayalık olarak gösterilen keza 10.07.2000 tarihli mahkeme hükmünde de aynı şekilde gösterilen yerin o tarihte tarım alanı olmadığı anlaşılmaktadır.
HGK'nun 02.03.2005 gün ve 2005/8-127-124 sayılı kararında da açıklandığı gibi 5-6 yıl önce görülen tescil davası sırasında kullanılmayan yerin imar-ihya ve zilyetlikle kazanıldığından söz edilemez.
Değinilen yön gözetilerek davanın reddi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 04.10.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy