(3402 S. K. m. 22)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda; davacıların davasının reddi yolunda kurulan 21.04.2004 günlü hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar Ayşe Sivri ve arkadaşları tarafından istenilmekle, tayin olunan 15.02.2005 günü için yapılan tebligat üzerine, duruşmalı temyiz eden Ayşe Sivri vekili Rahmi Akyürek, Lütfü Gökçe ve arkadaşları vekili Av. R.Hakan Başsorgun, temyiz eden Hazine vekili Av. Gülderen Şahin ile karşı taraftan Orman Yönetimi vekili Av. Selime Toprak geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında, Çakırüzüm Köyü 916, 917, 922, 923, 924, 925, 926, 927, 928, 929, 930, 931, 932, 933, 934, 935 ve 936 parsel sayılı taşınmazlar mera olarak sınırlandırılmışlardır. Kadastro komisyonunca itirazları reddedilen gerçek kişiler tapu kaydına dayanarak dava açmışlardır. Yargılama sırasında Orman Yönetimi davaya katılmıştır. Mahkemece, davacı gerçek kişilerin davalarının reddine, 916 ve 917 sayılı parsellerin krokide yeşile boyalı bölümlerinin orman niteliğinde Hazine adına tesciline, bu parsellerin kalan kısımları ile dava konusu diğer parsellerin Çakırüzüm Köytüzelkişiliği adına tesciline ilişkin 12.11.1991 tarihli hüküm davacılar vekili ile katılan Orman Yönetimi vekili tarafından temyizi üzerine 20. Hukuk Dairesinin 02.06.1994 gün ve 1994/1896-6309 sayılı kararı ile sair yönler incelenmeksizin bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin bozma kararında özetle: Dava konusu taşınmazların mera niteliğinde sınırlandırıldıkları, meraların mülkiyetinin Hazineye, kullanım hakkının ise, ilgili köye ait olduğu, bu nedenle, Hazinenin davaya dahil edilerek husumetin yaygınlaştırılması gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davacı gerçek kişilerin davalarının reddine, 916 ve 917 sayılı parsellerin teknik bilirkişi İbrahim Turna'nın çizmiş olduğu krokide yeşil renkle taralı bölümlerin devlet ormanı olarak bırakılmasına, geriye kalan bölümler ile 922, 923, 924, 925, 926, 927, 928, 929, 930, 931, 932, 933, 934, 935 ve 936 sayılı parsellerin mera niteliği ile sınırlandırılmalarına karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler ile dahili davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
1) İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve davacı gerçek kişilerin dayanağı 400 dönüm yüzölçümünde ve üç hudutlu olan 14.11.1933 tarih 1 numaralı tapu kaydının miktarı kadar kadastroca 918, 919, 920 ve 921 numaraları ile davacı gerçek kişiler adlarına tespit edilerek kesinleşen parsellere revizyon gördüğüne, değişebilir sınırlı tapu kaydının dava konusu taşınmazları kapsamadığı gibi, taşınmazların tarımsal amaçlı kullanıma uygun olmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına göre, davacılar Ayşe Sivri ve arkadaşlarının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Hazinenin temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; 916 ve 917 sayılı parsellerin orman olduğu kabul edilen bölümlerine ilişkin hükme dayanak alınan bilirkişi rapor ve krokisi infaza olanaklı olmadığı, orman olan ve olmayan bölümlerinin yüzölçümlerinin de tespit edilmediği gibi, katılan Orman Yönetiminden katılma harcı alınmamıştır. Yapılan orman araştırması da resmi belgelere dayalı olmayıp, taşınmazların öncesinin niteliğini ve hukuki durumunu belirlemeye yeterli ve kanaat verici değildir. Yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz.
Mahkemece, öncelikle katılan Orman Yönetiminden katılma harcı alınarak, 916 ve 917 sayılı parsellerin hükme dayanak alınan raporu düzenleyen ormancı bilirkişi İbrahim Turna'nın 15.10.1991 günlü raporuna ekli krokide yeşil renk ile gösterilen ve orman oldukları saptanan bölümlerin dışında kalan kesimleri ile 922, 923, 924, 925, 926, 927, 928, 929, 930, 931, 932, 933, 934, 935 ve 936 sayılı parsellere ilişkin olarak aşağıda belirtilen orman araştırmasının yapılması gerekir.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman yüksek mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; 916 ve 917 sayılı parsellerin orman bilirkişi İbrahim Turna'nın 15.10.1991 günlü raporuna ekli krokisinde yeşil renk ile taralı olarak gösterilen bölümlerin yüzölçümlerinin hesap edilerek infaza olanaklı kroki düzenlettirilmelidir. Bundan ayrı; 102600 m2 yüzölçümündeki 924 sayılı parsel davalı iken, 924 sayılı parseli kapsayacak şekilde 161533 m2 yüzölçümünde, cephanelik ve arsası niteliğinde, Hazine adına Kubilay Mahallesi 195 ada 1 sayılı parsel tutanağının 10.10.1996 tarihinde düzenlenerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, bu yön üzerinde hiç durulmamıştır. Bu nedenle; 195 ada 1 ve 2 sayılı parsellere ilişkin kadastro tespit tutanak asılları ile dayanakları getirtilmeli; 195 ada 1 sayılı parselin dayanağı 24.05.1983 tarih 38 numaralı tapu kaydı uygulanmalı; taşınmazın niteliğinin ne olduğu, nasıl kullanıldığı saptanmalı; hangi nedenle 195 ada 1 sayılı parselin tespitinin yapıldığı ve 924 sayılı parseli kapsayan bölüme ilişkin düzenlenen tutanağın 3402 Sayılı Yasanın 22. maddesi gereğince ikinci kadastro niteliğinde olup olmadığı üzerinde durulmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Ayrıca; 916 ve 917 sayılı parsellerin orman olan bölümlerinin orman niteliği ile Hazine adına tescili yerine, Devlet Ormanı olarak bırakılmasına şeklinde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: 1) Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle; davacılar Ayşe Sivri ve arkadaşlarının temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 27.09.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy