(3402 S. K. m. 9) (766 S. K. m. 2) (6831 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında Işıklar köyü 505, 506, 514 ve 520 parsel sayılı sırasıyla 1932 m2, 31 m2, 2119 m2 ve 897 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, belgesizden tarla niteliğiyle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı Hüseyin Delibekiroğulları adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazların öncesinin orman olduğu, zilyetlikle kazanılmasının olanaklı olmadığını ileri sürerek Hazine adına tescillerini istemiştir. Mahkemece davanın reddine, dava konusu 505, 506, 514 ve 520 sayılı parsellerin tespit gibi davalı gerçek kişi adına tesciline dair 08.02.2001 günlü hükmün davacı Hazine vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 04.06.2001 gün ve 2001/3133-3589 sayılı kararı ile bozulmuştur. Hükmüne uyulan Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin bozma kararında özetle hükme dayanak yapılan uzman orman bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazların 1940 yılında yapılan orman kadastrosunda orman sınırları dışında bulunduğunu, 1991 yılında yapılan 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkartıldıklarını açıkladığı, bilirkişi raporunun kendi içinde çelişkili olduğu, dosya kapsamını yansıtacak şekilde ek rapor alınması ve bundan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gereğince değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine, dava konusu 505, 506, 514 ve 520 sayılı parsellerin tespit gibi davalı gerçek kişi adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 Sayılı Yasaya göre 1940 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi bulunmaktadır. Daha sonra 1991 yılında yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
Dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde 1967 yılında 766 Sayılı Yasaya göre tapulama yapıldığı ve taşınmazların 766 Sayılı Yasanın 2. maddesi uyarınca orman olmaları nedeniyle tapulama dışı bırakıldıkları, Gaziosmanpaşa Kadastro Müdürlüğünün 23.03.2000 günlü yazılarında belirtilmiştir. Çekişmeli taşınmazlar 1940 yılında yapılan orman tahdit sınırları dışında bırakılmışlar, yörede 1940 tahdidinden sonra başka bir orman tahdidi yapılmamış, 1991 yılında aplikasyon ve 2/B madde uygulama çalışması yapılmış ve aplikasyon çalışmasında 1940 tarihli orman sınırlarında bir değişiklik yapılmamıştır. 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce yapılan 1940 tahdidinin uygulanması suretiyle taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının saptanması mümkün değildir. 1945 yılında yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa ile tüm ormanlar devleştirildiğinden ve 1967 yılında yapılan kadastro çalışmalarında da orman olarak tapulama dışı bırakılan taşınmazların orman olduklarının kabulü zorunludur. Davalı herhangi bir belgeye de dayanmamıştır. Ormanların veya orman topraklarının zilyetlikle kazanılmaları olanaksızdır. Kaldı ki; uzman orman ziraat bilirkişi raporlarında dava konusu 505, 514 ve 520 sayılı parsellerin çayırlık niteliğinde bulundukları ve tarımsal amaçlı kullanılmadıkları, 506 Sayılı parselin de eylemli orman niteliğinde bulunduğunu açıkladıklarına göre, davalı lehine zilyetlikle kazanım şartlarının oluştuğu da düşünülemez.
Açıklanan nedenlerle, davacı Hazinenin davasının kabulü ile dava konusu taşınmazların orman niteliği ile Hazine adına tescillerine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamı ile uygun düşmeyecek şekilde reddi yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 10.10.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy