(6831 S. K. m. 2/B) (3402 S. K. m. 45)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı Yerel Mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 04.11.2004 gün ve 2004/6826-11517 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiş, süresi içinde Hazine vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Hazine, Çanta Köyü 398 parsel sayılı 12.866 m2 yüzölçümündeki taşınmazın 1949 tahdidi içinde iken, 1991 yılında 3302 Sayılı Yasaya göre yapılan 2/B uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı iddiasıyla, tapu kaydının iptal edilerek Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu parselin tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmekle dairece bozulmuştur. Bu kez, Hazine kararın düzeltilmesini istemektedir.
Dava, 2/B uygulamasına dayalı tapu iptali ve tescil niteliğinde olup, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde, tespit tarihinden önce 26.12.1949 tarihinde ilan edilip kesinleşen orman kadastrosu ile daha sonra 09.09.1991 tarihinde ilan edilip, dava tarihinde kesinleşen 2/B uygulaması bulunmaktadır.
Dosya içindeki kayıt ve belgeler, bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamından,dava konusu taşınmazın 1949 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırı içine alındığı, 02.12.1978 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda da 31.10.1953 tarih 133 numaralı tevzi tapusuna dayanılarak Halil Kırmızıkaya adına tespit olunduğu, Hazine tarafından 398 parselde tapu kayıt miktar fazlası bulunduğu, bu fazlalığın 397 parsele eklenerek Hazine adına tescili istemiyle kadastro mahkemesine açılan kadastro tespitine itiraz davası sonucunda mahkemece verilen 1983/112-1984/174 sayılı kararla Hazinenin davasının kabulüne 398 parselin 12.866 m2 yüzölçümlü olarak Halil Kırmızıkaya adına tesciline karar verildiği, bu kararın kesinleşerek infazının yapılarak tapu kaydının oluştuğu, anılan davanın 398 parselin tapu kayıt miktar fazlasının Hazineye ait olduğu iddiasıyla açılmış tapulama tespitine itiraz davası olduğu, somut uyuşmazlığın ise, 2/B madde uygulamasına dayalı tapu iptali ve tescili davası olduğu, kesin hükmün varlığından söz edilebilmesi için her iki davanın, dava sebeplerinin, dava konusunun ve davanın taraflarının aynı olması gerektiği, ne var ki, Tapulama Mahkemesinde görülüp sonuçlanan dava ile iş bu davanın dava sebepleri birbirinden farklı olması sebebiyle, H.Y.U.Y.'nın 237. maddesi kapsamında kesin hüküm bulunmadığı, taşınmazın 19.02.1991 tarihinde satış yoluyla davalıya intikal ettiği, daha sonra, 1991 yılında 3302 Sayılı Yasaya göre yapılan 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı anlaşılmaktadır.
Çekişmeli parselin kadastro tespitine esas alınan tapusunun, orman tahdidi içinde iken toprak tevzi yoluyla kişiler adına oluştuğu ve 4753 Sayılı Yasada da ormanların tevzi edileceğine dair bir hüküm bulunmadığı nedenleriyle, hukuken değer taşımayacağı gibi, bu durumda öncesi orman olan yerde oluşan kadastro tapusuna da değer verilemez.
Ayrıca, toprak tevzi yoluyla verilen yerlerin orman rejimi dışına çıkartılması halinde hak sahipleri adına tespit ve tescil edileceğini öngören 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesi de 22.02.2005 tarihinde kabul edilen 5304 Sayılı Yasa ile tamamen yürürlükten kaldırılmıştır.
Hukuk Genel Kurulunun 09.03.1988 gün ve 1987/2-860/232 sayılı kararında açıklandığı gibi, genel olarak herhangi bir yasa veya düzenleyici kural, yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar ve bunun doğal sonucu olarak da yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemez. Başka bir anlatımla, geriye yürümez. Yasaları uygulamak durumunda bulunanlar, başta mahkemeler olmak üzere, yasaları geriye yürür sonuçlar doğuracak biçimde yorumlamamakla yükümlüdür.
Yeni yasa veya düzenleyici hükümlerin, tamamlanmış hukuki durumlara uygulanmamasının nedeninin, kazanılmış hakların saklı tutulması kuralından kaynaklandığı, somut olayda ise, tamamlanmış bir hukuki durum bulunmadığı, devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara, yeni yasa veya düzenleyici hükümlerin, "derhal yürürlüğe girme" kuralı nedeniyle, hukuki sonuçlarını doğuracağından, somut olayda, yeni yasal düzenleme uygulanır.
O halde; 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesini tümüyle yürürlükten kaldıran 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesinin, somut olayda uygulanması gerekeceği anlaşıldığına göre, Hazine'nin karar düzeltme isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin karar düzeltme isteminin KABULÜNE, Dairenin 04.11.2004 gün ve 2004/6826-11517 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, yerel mahkeme hükmünün ONANMASINA 01.07.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy