(6831 S. K. m. 1, 11) (3402 S. K. m. 4)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 11.05.1998 gün ve 1476-2051 sayılı bozma kararında özetle: "Dava, tescil davası olarak açılmış, yargılama sırasında yapılan kadastroda 144 ada 1 parsel 205.58 m2, 13 ada 5 parsel 16.779,74 m2, 125 ada 15 parsel ise 9766.17 m2 olarak tespitleri yapılmış, davalı olduklarından malik haneleri boş bırakılarak tespitleri yapılmış ve dosya görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmıştır. 144 ada 1 parsele ilişkin davanın reddine, 113 ada 5 ve 125 ada 15 parsele ilişkin davanın kabulüne; davacı Osman ve davalılar Mustafa ve Hatice adlarına tapuya tesciline dair verilen karar Hazine tarafından temyiz edilmiştir. 144 ada 1 parselde zilyedi yararına edinme koşullarının oluşmadığı, 125 ada 15 parselde ise vergi kaydının taşınmazı kapsadığı ve zilyedi yararına edinme koşullarının gerçekleştiği anlaşıldığına göre bu iki parsel yönünden hükmün onanmasına, dava konusu 113 ada 5 parsele yönelik Hazine'nin temyiz itirazlarına gelince; taşınmaza revizyon gören K. evvel 1322 tarih 42 nolu tapu kaydının bu parselle birlikte dava dışı 117 ada 1 ve 2 parselleri de kapsadığı fen raporunda açıklanmıştır.
Ancak; bu husus birleşik haritada ayrıntılı bir şekilde yansıtılmamış ve bilirkişi sözleri denetlenememiştir. Bu nedenle yeniden yapılacak keşifte çekişmeli taşınmazla birlikte her üç parseli birlikte dıştan çevreleyen tüm parsellerin dayanak tapu ya da vergi kayıtları getirtilmeli, yerel bilirkişi marifetiyle uygulama yapılmalı, bilirkişi sözleri komşu parsel kayıtlarıyla denetlenmeli, uygulama birleşik haritaya yansıtılmalı, taşınmazın tapu kaydı kapsamında kaldığı anlaşılırsa kayda değer verilmeli, kayıt kapsamı dışında kalması halinde de; zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının zilyedi yararına gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu Y. Köyü 113 ada 5 parselin 1/3' er pay davacı ve davalılar adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz ve tescil niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava ve tespit tarihinden önce 6831 Sayılı Yasaya göre 02.07.1966 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 3302 Sayılı Yasaya göre 11.05.1990 tarihinde ilanı yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2IB uygulaması vardır.
Dava, 30.04.1993 tarihinde asliye hukuk mahkemesinde Medeni Yasa'nın 713. (eski 639) maddesine göre üç parça taşınmazın tescili istemiyle açılmıştır. Yargılama sırasında 08.03.1995 tarihinde genel arazi kadastrosu yapılarak dava konusu yerler 144 ada 1 parselin 125 ada 15 parsel ve 113 ada 5 parsel olarak kadastro tespiti tutanağı düzenlemiş, davalı olduğu belirtilerek malik hanesi boş bırakılarak tutanaklar aktarılmıştır. Dosya görevsizlikle kadastro mahkemesine devredilmiştir. Önceki verilen karar 144 ada 1 parsel ve 125 ada 15 parsel yönünden onanmış, 113 ada 5 parsel bakımından yeniden uygulama ve araştırmaya yönelik bozulmuştur. Her ne kadar bozma ilamı doğrultusunda uygulama yapılarak hüküm kurulmuşsa da yapılan araştırma, uygulama ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması dava ve tespit tarihinden önce yapılmış ve kesinleşmiştir. Kural olarak; bir yerde kesinleşen tahdidin varlığı halinde, bir yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi kesinleşmiş tahdit haritasının usulünce yerine uzman orman bilirkişi marifetiyle uygulanması suretiyle belirlenir. Somut olayda; bozmadan önceki keşifte dinlenen uzman orman yüksek mühendisi, 18.06.1997 tarihli raporunda 113 ada 5 parselin hemen orman sınırında 29,30 ve 31 OTS hattına göre tahdit dışında olduğunu ve orman sayılmayan yerlerden olduğunu belirtmiş ve tahdit hattıyla irtibatlı kroki çizmediği gibi sadece taşınmazın konumunu harita üzerinde işaretlemekle yetinmiştir. Bozmadan sonraki keşif te ise; sadece fen bilirkişi aracılığıyla tapu kaydı uygulaması yapılmış, revizyon tapu kaydının 117 ada 1 parsele uymadığı, bu parsele K. sani 322 tarih 17 nolu tapu kaydının uygulandığı, oysa revizyon K. evvel 322 tarih 42 numaralı tapu kaydının çekişmeli 113 ada 5 parsel ile birlikte 117 ada 2 parseli de kapsadığı belirlenip hüküm kurulmuştur. Ne var ki; fen bilirkişinin düzenlediği birleşik haritada 113 ada 5 parselin doğusunda yol olduğu, güney ve batısının 113 ada 12 numaralı orman parseli olduğu, yine tapu kaydının uyduğu kabul edilen çekişmeli taşınmaza doğuda komşu 117 ada 2 parselin ise, 117 ada 34 numaralı orman parseli içerisinde kaldığı, 117 ada 2 parselin kuzey ve güney hududunun 117 ada 34 numaralı orman parseli olduğu ve yine doğu ve batı hududunun yol olduğu haritasında işaretlendiği halde, revizyon tapu kaydının ne şekilde uyduğu anlaşılamamıştır. Zira; K. evvel 1322 tarih 42 nolu tapu kaydının doğusu yol, batısı K. M. oğlu H. Tarlası, kuzeyi A. Ü. Deresine münhasıl ve güneyi; K. 1. okumaktadır. Miktarı 20 dönüm, niteliği tarladır. Yine revizyon 1937 tarih 145 tahrir numaralı vergi kaydının ise; doğusu H. tarlası, batısı M. tarlası, kuzeyi ve güneyi dağ okumaktadır. Miktarı 10 hektar ve cinsi taşlı tarladır. Uygulama bu nedenlerle pek inandırıcı olmadığı gibi, taşınmazın orman tahdidi içerisinde kalması halinde artık tapu kaydının hukuki varlığını sürdürdüğünden söz edilemez. Öncesi orman olan bir yerde tapu kaydı hukuki değerini yetireceğinden, öncelikle sorunun tahdit haritasının yerine uygulanması suretiyle çözümlenmesi gerekir. Çekişmeli taşınmazın tahdit dışında kalması halinde, tapu ya da vergi kaydının o yere uyması halinde 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi uyarınca değişir sınırlı kayıtların miktarına itibar edileceği dikkate alınmalıdır.
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.12.2005 günü oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy