(4721 S. K. m. 713) (6831 S. K. m. 2/B)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri Hasköy Köyü Kapıkaya mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adlarına tescilini istemişler, müdahil gerçek kişiler kendilerinin de hakkı bulunduğunu belirterek davaya katılmışlardır.
Mahkemece dava dilekçesinde (A) ile gösterilen 22.428,39 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hakkındaki davanın kabulü ile davacılar adına tapuya tesciline, (B) ile gösterilen 12.204, 21 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hakkındaki davanın reddine, bu bölümün orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise 1969 yılında yapılmış ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Hükme esas alına uzman orman bilirkişi kurulu raporunda çekişmeli taşınmazın (A) ile gösterilen 22.428.39 m2 yüzölçümündeki bölümünün eğiminin % 20 olduğu, kadim ziraat arazisi olduğu, kısmen buğday ekili kısmen de tütün ekili olduğu batı yön hariç diğer yönlerden ağaçlandırma sahası ile çevrili olduğu, (B) ile gösterilen 12.204.21 m2 yüzölçümündeki bölümünün ise üzerinde dağınık olarak yayılmış kızılçam ve meşe ağaçları ile kaplı olduğu kısmen sürülü olduğu sürülmeyen bölümün ise ham orman toprağı vasfında bulunduğu, üzerinde orman kök ve dalı ile humus bakiyesi bulunduğu 1973 tarihli memleket haritasında (A) bölümünün sarı renkli açık alanda, (B) bölümünün ise yeşil renkli ormanlık alanda kaldığı ve (B) bölümünün orman niteliğinde olduğu, (A) bölümünün ise orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanarak taşınmazın resmi belgedeki konumunu işaretlemişlerdir.
Çekişmeli taşınmazın (B) bölümü yönünden hüküm taraflarca temyiz edilmediğinden bu bölüme yönelik olarak kurulan hüküm kesinleşmiştir.
Toplanan deliller, uzman bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından çekişmeli taşınmazın bulunduğu Hasköy'de genel arazi kadastro çalışmalarının 1969 yılında, bu taşınmaza kuzey yönden bitişik olan Karasonya veya Çamönü Köyünde ise 1967 yılında genel arazi kadastro çalışmalarının yapıldığı, çekişmeli taşınmaza bitişik olan Karasonya Köyü içinde yer alan 2456 parsel sayılı gerçek kişiler adına tapuya tescil edilmiş olan taşınmazın tüm yönlerden fundalık olarak, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerin ise Hasköyde çalılık olarak tescil dış bırakıldığı, taşınmazın Güneyinden yol geçtiği ve Kuzeydeki 2456 parsel dışında kalan yönlerde ağaçlandırma çalışması yapılmış olduğu, mahallinde 1997 tarihinde yapılan keşifte uzmanlığına başvurulan ziraat bilirkişisinin düzenlediği raporda taşınmazın Kuzeydoğu bölümünün % 22 meyilli olduğu, içinde 5 adet kızılçam ağacı bulunduğu 17 yaşında kesilmiş çam kütüğünün olduğu, kenarlarda pırnal ve saçlı meşeler bulunduğu, Güneybatı bölümünün ise % 20 meyilli olduğu, tütün dikili olduğu, içinde 13 adet kızılçam ağacının yer aldığı açıklanmak sureti ile taşınmazın tamamı üzerinde orman ağaçlarının yer aldığı bir bütün halde meyilinin devam ettiği ve taşınmazın tamamının eylemli durumunun birbirinde çok farklı olmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği gibi 6831 sayılı yasanın 1/j maddesi orman ve toprak muhafaza özeliği taşıyan (bilimsel olarak meyilin % 12 yi geçmesi halinde funda ve makilerle örtülü yerlerin orman ve toprak muhafaza özeliği taşıdığı dolayısı ile orman olduğu kabul edilmektedir) funda ve makilerle örtülü yerler orman sayılan yerlerdendir. Bu itibarla çekişmeli taşınmazın funda veya maki, çalılık olarak tespit dışı bırakılması nedeni ile orman sayılan yerlerden olduğu açıktır. Yörede orman kadastrosu yapılarak bu taşınmaz tahdit dışında bırakılıncaya kadar taşınmaz orman niteliğini koruyacaktır ve taşınmazın orman niteliğini koruduğu sıradaki zilyetliğe değer verilemeyeceği Yargıtay HGK'nun 2004/8-242-292 sayılı kararı ile de kabul edilmektedir. Kaldı ki; taşınmazın bütünü üzerinde kızılçam ağaçlarının olması da halen de orman vasfını koruduğunu göstermektedir. Bu nedenle mahkemece davacı gerçek kişilerin davasının reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulü yolunda kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 31.03.2005 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy