(3402 S. K. m. 16/D, 45)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Mustafa Özdemir ve arkadaşları tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında Çelik Köyü 109 ada 77 parsel sayılı 5128.48 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, fıstıklık niteliği ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar adlarına tespit edilmiştir. Davacı Orman Yönetimi, taşınmazın orman olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu parselin orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Mustafa Özdemir ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.
Hükme esas alınan ve uzman orman bilirkişi kurulu tarafından keşif sonucu hazırlanan raporda, taşınmaz üzerinde aşı yaşı 5-7 arasında, 10-12 yaşlarında 30-40 adet antepfıstığı ve 50-60 yaşlarında meşe ağaçları olup, toprak yapısının humus muhtevası yönünden zengin kumlu, tınlı, taşlıklı yapıda orman toprağı özelliğinde ve eğimin de % 12-15 olduğu açıklanmıştır.
Dosya içerisindeki yakın parsel tutanakları ile kadastro mahkemesinin 2001/12 ve 2000/69 sayılı dosyaların incelenmesinden dava konusu 77 parselin kuzeyindeki 61 ve 63 parseller 3402 Sayılı Yasa çalışmalarında bağ ve susuz tarla niteliğiyle, doğusundaki 76 parsel fıstıklık niteliğiyle kişiler adlarına tespit edilip kesinleştiği, 62 parselin ise kadastro mahkemesinin 2001/12 sayılı dosyasında kişi adına mülkiyet oluşturacak biçimde hüküm kurulduğu, 109 ada 75 parsel hakkında mahkemenin 2000/69-2002/12 sayılı dosyasında Yönetimin davasının reddine karar verildiği; davacının temyiz istemi üzerine Dairemizin 08.10.2002 gün 2002/6500-7783 sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, taşınmazın batısında bulunan 78 sayılı parselin ise, orman toprağı olarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. 77 parselin üç yönü ziraat arazisi olup, batı yönü itibariyle orman olduğu görülmektedir.
Taşınmazın öncesini gösteren resmi belgelerde 77 parselin orman olduğu uzman bilirkişi raporunda açıklanmışsa da, orijinal ve renkli olan 1956 tarihli Urfa memleket haritasında açık alan içerisinde gösterilmiş olup, rapor bu haliyle taşınmazın orman niteliğini belirlemeye yeterli ve kanaat verici değildir. Bu rapora dayanılarak hüküm kurulamayacağından, mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman yüksek mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli ( renkli fotokopi ) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar Mustafa Özdemir ve arkadaşlarının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 28.02.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy