(3402 S. K. m. 4) (6831 S. K. m. 1, 17)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılardan Hazine ve Orman Yönetimi ile bir kısım davalılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 28.06.1999 tarih 1999/6086-6580 sayılı bozma kararında özetle: ... Hazine, yayla iddiası ile dava açmıştır. Bu hususta araştırma yapılmamıştır. Çevre köyden yerel bilirkişilerin yapılacak keşifte dinlenmeleri ve tahsis kaydı olup olmadığının araştırılması, 386 nolu vergi kaydının çekişmeli taşınmazları kapsayıp kapsamadığının ve taksim yapılıp yapılmadığının belirlenmesi, imar ihya olgusu ve zilyetliğinin incelenmesi... gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davacı gerçek kişinin davasının kabulüne, Orman Yönetimi ve Hazinenin davalarının reddine, dava konusu 25 ve 26 parsellerin davacı gerçek kişi adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve Orman Yönetimi ile bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parseller orman alanı dışında bırakılmıştır.
1- Davacılar Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazları yönünden;
Mahkemece bozma ilamına uyularak hüküm kurulmuştur. Ancak, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından çekişmeli 25 ve 26 parsel sayılı taşınmazların dört yönden orman olarak tespit edilen taşınmazlar ile çevrili olduğu ve 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi uyarınca orman içi açıklık olarak değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2 ;
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya Orman İdaresince el konulur. Yanan yerlerde husule gelen enkaz hiçbir suretle eşhasa satılamaz. Bunlar resmi daire ve müesseseler ihtiyacına tahsis olunur.
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca (Hangi Nedenle Olursa Olsun Orman İçi Açıklıkların Kazanılamayacağı İlkesini İçermektedir Ve Amacı Orman Bütünlüğünü Korumaktır).
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.12.1997 gün ve 1997/20 - 830/1034, 10.12.1997 gün 1997/20 - 808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı kararları).
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiştir.
Ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan toprak kazanımından söz edilemez.
Mahkemece değinilen yönler gözetilerek davacılar Hazine ve Orman Yönetiminin davalarının kabulü gerekirken, davacı gerçek kişinin zilyetliğinin kabul edilerek Hazine ve Orman Yönetiminin davalarının reddi, davacı gerçek kişinin davasının kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
2- Davalı gerçek kişilerin temyiz itirazlarına gelince;
Yukarıda bozma sebebine göre davalı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek duyulmamıştır.
Sonuç: 1) Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle; davacılar Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
2) 2. bentte açıklanan nedenlerle; davalı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetimi ve gerçek kişilere iadesine 12.05.2005 günü oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy