(3402 S. K. m. 26/D)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Recep Börklü, davalı Hazine ve Orman Yönetimi vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 10.10.1994 gün ve 8010-11749 sayılı bozma kararında özetle: "...Uyuşmazlık konusu saha İskenderun Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.11.1984 tarihli ikinci kararı ve bunu bozan Yargıtay 8. Hukuk dairesinin 23.09.1985 tarihli ilamında vurgulandığı gibi, 2580 m2'lik iptal edilen 266 parsel ile 2120 m2'lik, 267 parselin ( A ) sahasıdır. Yani toplam 4700 m2'dir Oysa, yerel mahkemece 3518, 3519 ve 3520 parseller uyuşmazlık konusu yapılarak 5.896 m2'lik bir alan hakkında hüküm kurulmuş, davalı olmayan sahalar dahi davalıymış gibi kabul edilmiştir.
Yine bölgede yapılan orman kadastrosu ve 2/B çalışmaları dava devam ederken yapılmış ve sonuçları ilan edilmiştir. Davanın varlığı tahdidin kesinleşmesini önler. Bu durumda uyuşmazlığın buna göre, incelenip, çözümlenmesi gerekir.
Bu açıklamalar karşısında mahkemece yeniden yapılacak keşifte evvelce görev almış bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir uzman bilirkişi ve bir harita mühendisine, yerel bilirkişi yardımı ile iptal edilen 266 ve 267/A parseller zeminde bulunup, bunlara ait haritaların davalı 3518, 3519 ve 3520 nolu parsellere ait paftayla çakıştırılıp dava konusu 4700 m2'lik sahanın duraksamaya yer vermeyecek bir şekilde tespit edilmesi; 3518, 3519 ve 3520 nolu parsellerin dava konusu yapılan kısımlarının saptanması; eldeki dava orman tahdidinin kesinleşmesini önlediğinden, toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenerek eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenjman planının ilgili yerlerden getirtilip, taşınmazların bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi; bu belgelerde ve kesinleşmemiş tahdit haritasıyla irtibatlı krokilerde taşınmazların durumunun gösterilmesi; çizdirilecek krokilerin keşfi izlemeye ve infaza olanak sağlayacak şekilde açık ve yeterli olması; bilimsel açıklamaları içeren rapor alınması; taşınmazların 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumunun saptanması; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları Anayasa mahkemesince iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğunun düşünülmesi; müdahil Recep Börklü'nün satın aldığı yer de tespit edilip, buranın dava konusu bölümde olduğu saptanırsa, delilleri toplanıp, hukuki durumunun değerlendirilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi..." gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma karana uyulduktan sonra davacının davasının kabulüne, müdahilinin davasının reddine, dava konusu 3519 ve 3520 sayılı parseller ile 3518 sayılı parselin 09.05.2003 tarihli bilirkişi Adem Kocaçolak tarafından tanzim olunan krokide ( a ) ile gösterilen 385 m2'lik bölümün davacı, kalan bölümün davalı Hazine adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm müdahil davacı Recep Börklü ile davalılar Hazine ve Orman Yönetimi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tespit tarihinden önce ilk orman kadastrosu 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasayla değişik 11. maddesine göre 28.11.1979 tarihinde ilanı yapılıp dava nedeniyle kesinleşmeyen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 2896 ve 3302 Sayılı Yasalara göre 19.04.1988 tarihinde ilanı yapılıp dava tarihinde kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Kesinleşmeyen bu uygulamalarda taşınmazlar orman sınırları dışında bırakılmıştır.
Davalılar Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazları yönünden;
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması gerekmiştir.
Müdahil davacı Recep Börklü'nün temyizine gelince;
Müdahil davacı vekili mahkemeye harcını yatırmak suretiyle sunduğu 02.07.1992 tarihli müdahale dilekçesinde; çekişmeli taşınmazlardan 3518 parselin içerisinde kalan 516 m2'lik bir yeri davacı Mehmet Hemşir'in oğlu Ali Hemşir'den satın aldığını ve üzerine ev yaptırdığı ileri sürerek bu kısmın adına tescili istemiyle davaya katılmıştır. Dava; 15.07.1976 yılında tescil istemiyle açılmış, çekişmeli taşınmazın bulunduğu Belen Köyünde 05.09.1988 tarihinde genel arazi kadastrosu ve 1989 yılında orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması yapılması nedeniyle dosya görevsizlikle kadastro mahkemesine gönderilmiştir.
Kadastro mahkemesinin görevi; 3402 Sayılı Kadastro Yasanının 25. ve devamı maddelerine göre, kadastro tespit tutanağının düzenlendiği günde başlar. Müdahil davacı vekili; dava ettiği 3518 parsel içerisinde kalan yeri davacının oğlundan aldığını iddia etmiş ve buna ilişkin 08.04.1993 tarihli muvafakatnameyi delil olarak dosyaya sunmuştur. Bu durumda; davanın açıldığı ve tespitin yapıldığı tarihten sonraki sebeplere dayanılarak 3402 Sayılı Yasanın 26/D maddesi bağlamında davaya müdahil olunamayacağı gibi, kural olarak; kadastro mahkemesi tespitten sonraki dava sebeplerini de incelemeye görev ve yetkili değildir. Görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmelidir.
Tespitten sonra doğan hukuki sebebe dayanılarak davaya katılan müdahil davacının davası yönünden, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, taraflar yönünden H.Y.U.Y.nın 237. maddesine göre kesin hüküm oluşturacak biçimde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Buna göre; mahkemece yapılacak iş: 3518 parselin tutanak aslının kesinleşen kararla birlikte sicil oluşturulması için Tapu Sicil Müdürlüğüne, tutanak örneğinin ise; eldeki dosya da alıkonularak görevsizlik kararı ile birlikte dosyanın davaya bakmaya görevli hukuk mahkemesine gönderilmesinden ibarettir.
Sonuç: 1 ) Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının reddiyle bozmaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
2 ) 2. bentte açıklanan nedenlerle müdahil davacının temyiz itirazlarının kabulü ile kurulan hükmün görev nedeniyle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde gerçek kişiye iadesine 02.05.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy