(6831 S. K. m. 1, 11, 17) (3402 S. K. m. 4)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında Çalıklar Köyü 105 ada 180 parsel sayılı 542 Hektar 3385.17 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, orman niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı gerçek kişi, emlak kaydına dayanarak bu yerin içinde iki ayrı kısmının kendisine ait tarım alanı olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne ve dava konusu parselin (A) ile işaretli yaklaşık 6955.91 m2'sinin davacı adına tesciline, (B) ile işaretli yaklaşık 2200.10 m2'lik yere yönelik davanın reddine, bu kısmın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Kadastro sırasında Çalıklar Köyü 105 ada 180 parsel sayılı 542 Hektar 3385.17 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, orman niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı gerçek kişi, emlak kaydına dayanarak bu yerin içinde iki ayrı kısmının kendisine ait tarım alanı olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne ve dava konusu parselin (A) ile işaretli yaklaşık 6955.91 m2'sinin davacı adına tesciline, (B) ile işaretli yaklaşık 2200.10 m2'lik yere yönelik davanın reddine, bu kısmın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; mahkemece, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu yapılmadığı, yapılmışsa dava tarihinden önce kesinleşip kesinleşmediği araştırılmamıştır.
Aynı parsele karşı başka gerçek kişiler tarafından açılmış başka davaların da varlığı anlaşılmaktadır. Bu dava dosyalarının birleştirilmesi gerektiği düşünülmemiştir.
Taşınmaz başında dinlenen yerel bilirkişi ve tanık anlatımları yetersiz ve kanı uyandırmaktan uzaktır.
Orman bilirkişi keşif sırasında uygulandığı bildirilen orijinal renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeğini kadastro paftası ölçeğine, kadastro paftasının ölçeğini de memleket haritası ölçeğine çevirdikten sonra bu haritalar komşu ve yakın komşu parselleri de gösterecek şekilde birbiri üzerine ablike edilmemiştir. Bu nedenle, taşınmazın konumu kesin biçimde saptanmamıştır.
Komşu parsel tutanakları getirtilmemiş, taşınmazların 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi gereğince orman sayılan yer olup olmadığı denetlenmemiştir.
Fen elemanı hassas ölçüm aleti bulunmadığı için taşınmazların zemindeki geometrik durumu, sayısal değerleri ve yüzölçümlerini tam olarak belirleyemediğinden basit bir kroki düzenleyerek YAKLAŞIK miktarlarını belirtmiştir. Bir an için mahkemece yapılan araştırmanın doğru olduğu düşünülse dahi, çekişmeli kesimlerin davaya konu orman parselinin içindeki yeri gösterilmemiş olduğundan, mahkemece verilen karar infaza elverişli dahi değildir.
Kaldı ki; mahkemenin yaklaşık ibaresi kullanarak hüküm kurması da usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece, yörede orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı araştırılmalı, kesinleşen orman kadastrosunun varlığı halinde bu çalışmayla ilgili orman tahdit harita ve tutanaklarının, yok ise yukarıda belirtilen usulle memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğraflarının uygulanması suretiyle uyuşmazlığın çözülebileceği gözetilmelidir.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak, yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tespit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, murisler yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalıdır.
Fen elemanı bilirkişiden hassas ölçüm yaparak dava edilen kesimlerin çekişmeli parsel içindeki konumlarını gösterir keşfi izlemeye ve infaza elverişli kroki alınmalıdır.
Yukarıda belirtilen tüm araştırmalar yapılarak oluşacak sonuca göre infaza olanak sağlayacak bir biçimde karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 07.06.2005 günü oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy